Her eşcinselin meclisi yaşadığı ortam, politkası da yaşam kavgası olmalıdır...
KAZANMAK NEYDİ?
Kazanmak neydi; Hayat tecrübesiydi... Sevdiklerimi kaybetmemekti, sağlıktı, kedilerimin trafik canavarına kurban gitmemesiydi... Şero'nun kaybolma sebebini öğrendim bu arada. Ana cadde üzerinde karşıdan karşıya geçerken can vermiş. Lanet olsun arçalara..! Kazanmak neydi; haddini bilmekti yüksekten hayaller kurup çakılmamak için. Kazanmak için baştan yenilmiş hissiyle sahaya çıkmamaktı da; psikoloji önemli çünkü. Hırsınla kazanmaktansa oyunun tekniğiyle kazanmakta önemliydi. İyi oynamak yetmiyordu... Pekişmiş hareketler de gerekiyordu antrenman kapsamında özgüvenli ve rahat ve de cesur oynayabilmek için. Büyükşehir Belediyesi Tenis Turnuvası çeyrek finalinde rakibim benden genç ve de tecrübeliydi; önceden tanıyordum. Ama ilk seti almam sanırım lüzumsuz bir özgüven verdi bana ve kontrolsüz oynamama sebep oldu. Top içeride dışarıda meselesi yüzünden de demoralize oldum sanırım. Ama bunlar yenilmek için gerekçe olmamalı. Sonuçta tie break'te kaybettim ve yarı finale çıkamadım. Basamak basamak gitmek gerekiyordu sanırım... daha bu ikinci turnuvam. Bir dahaki sefere yarı finale de çıkılır, finale de. E oyunum gelişmiş; Set alabiliyorsam, tie break'a kalabiliyorsam iyi bir rakipten, bu da bir başarı sayılır. Daha çok antrenman, daha çok kontrol, daha çok özgüven gerekiyor... Heyecan da extrası maçın gidişatını belirleyen önemli bir unsurlardan biri olarak. İlk seti alınca beni izleyen arkadaşlarımı da heveslendirmiştim... Artık bir dahaki sefere. Önümüzdeki hafta sonu tenisten sonra badminton turnuvasındayım. Benim artım ise, hayatı çok dallı yaşadığım gibi sporu da tek branşta yapmamam. Tenis turnuvasında elenmeme üzülmedim desem yalan olur; o yüzden kızgınım ya kendime. Gerçekten kendimle benim sorunum, kimseyle değil...
Teniste çeyrek final maçına çıkmadan önce, nasıl olsa rakibim güçlü, yenileceğim, bari pozumu maç öncesi vereyim dedim kazanmış gibi yaparak... Aaa o da ne... İlk seti almışım... Eee... sahaya baştan yenilgiyi kabul ederek çıkmamak gerekiyormuş demek ki...
Yaşadığım şehirde neden şampiyon olmak istiyorum biliyor musunuz..?; Bir eşcinsel olarak, açık bir eşcinsel olarak spor adına bir başarı elde etmek ve eşcinsellerin heteroseksüellerden hiçbir eksiğinin olmadığını göstermek ve de diğer eşcinselleri sosyal hayata karışmaları için cesaretlendirmek için... Yoksa Wimbledon'da kazanıp da milyon dolarlar kazanmak değil amacım... Herkes evinin önünü süpürünce, temiz bir dünya nasıl oluyorsa, her eşcinsel de kendini yaşadığı ortamda kabul ettirse, homofobi diye bir şey kalmaz. O yüzden yerelde eşcinsel olmak/yaşamak/mücadele etmek/hayata karışmak mecliste bile eşcinsel politika yapmaktan daha önemli. Çünkü gerçek meclis ve temsil edildiğin yer yaşadığın yerdir. Neden ben kendimi kendim temsil etmeyeyim, dirtekt kendi haklarımın ve varoluşumun mücadelesini kendim vermeyeyim de birilerine teslim edeyim? Genel olarak toplu temsil gene olsun ama içinde yaşadığım ortamı/kültürü benden daha iyi kim bilebilir ki? Aslında sitsemli çalışsam ve antrenman yapsam, artık düz oyunumu biraz taktikleştirsem neden olmasın ki/gelmesin ki başarı..? 48 küsur yaşındayım ve 44 yaşından sonra spora başlarsam belki de olacağı bu kadar ama gene de varoluşum için elimden geleni yapmamak çin bir gerekçe olamaz bu. Herkesin her yaşta, her dönemde insanca yaşamak için yapacağı bir şey mutlaka vardır ve olmalıdır. Unutmadan; yaş grubu yok katıldığım son turnuvada... O yüzden bu hem zor, hem de anlamlı güçlü bir varoluş için.
Sosyal medyadaki günlük yaşantıma dair görsel ve yazınsal paylaşımlarım kalıcı olması için bloğuma da taşıyacağım, taşıyorum da zaten. Yukarıda da belirttiğim gibi eşcinsellerin başarıyla kendilerini kabul ettirmesi önemli ve anlamlı diye düşünüyorum. Kimse cinsel yönelimi yüzünden kendini kabul ettirmek için daha çok çaba sarfetmek zeorunda değil ama heteroseksist bir dünyada yaşıyorsak, eşitlik ve özgürlük adına mücadele etmemek diye bir şey olabilir mi?
Her günümü elimden geldiğince sosyal yaşamaya çalışıyorum. Biz bu dünyaya ne için geldik; her ne ve kim olursak olalım eşit ve özgür bir yaşam için gelmedik mi?
Konuyu gene eşcinselliğe bağlamadım; eşcinsel olarak yaşıyorum zaten!



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder