27 Ekim 2017 Cuma

Eşcinsel hakları mücadelem bir görev değil, gönüllülüktü


Eşcinsel hakları mücadelem bir görev değil, bir eşcinsel olarak kendi davamdı gecemi gündüzüme katarak hiç yorulmadan büyük keyifle verdiğim; hayatın içinde olarak olsun, yazarak-çizerek ve öğrendiklerimi-bildiklerimi paylaşarak olsun... Bu yolda bana eşlik eden müziğe çok teşekkür ediyor, bu yüzden kendimi ve sevdiklerimi ihmal ettiğim için de özür diliyorum.

Gerçekten ben eşcinsellik konusunda bir şey atlamayayım diye daha internet çıkmadan önce bile bütün yayınları takip ediyor; bütün gazetleri ve dergileri, konuyla ilgili kitapları okumaya çalışıyodum. İmkanlarım ve kapasitem el verdiği sürece reel olarak da bir şeyler yapmaya çalışıyordum. İnternet çağıyla daha çok kişiye hitap edebilme ve daha kolay bilgiye, habere ulaşabilme imkanı doğunca da, mücadeleye daha çok zaman harcamak kaçınılmaz oldu. Gerçi ben araştırmayı-öğrenmeyi sevdiğim için de yapıyordum bu işi, kalkamıyordum bilgisayarın başından ama tabiki de amaç, öğrendiklerimi paylaşmak, iletmek öncelikliydi. Eşcinsel hakları mücadelem bir görev değil, gönüllülüktü ama öğrenmek ve bunu iletmek, paylaşmak bir misyon gibiydi benim için. Bu eşcinsellik olmaz başka bir şey ağırlıklı da olabilirdi. Eşcinsel olmasaydım eğildiğim konu farklı olabilir, belki müzik gibi daha keyfi olabilirdi ama mutlaka uğraşırdım, mücadel ederdim.

Hayat çok hızlı geçiyor. Daha keyfi yaşayabilir miydim bilmiyorum. İmkan olsa bile insanın istemesi gerekiyor. Özgür biri olarak çu anda böyle yaşıyorsam, böyle yaşamayı ben istemişim demektir. Kendim gibi yaşamaktan tabiki de hiç pişman değilim ama bazı oburluklarımı hedefsel mesafeleri uzatmış olabilir. Keşke maymun iştalı olmasaydım ve her şeye ilgi duymasaydım. O zaman hem hayatım daha keyifli olur, hem de tuttuğumu daha bir kopartabilirdim BELKİ! Ama o zaman ben, ben olmazdım değil mi; Belki de bu yaşam oburluğum beni mücadeleye iten...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder