"Duran Adam"ın zamanında türbanlılar için de özgürlük mücadelesi vermesi aleyhine kullanıldı, üniversitede türbana verdiği desteği dalga geçmek olarak lanse etti muhafazakar kesim. Ne bekliyordunuz? Onlar belli bir noktaya gelinceye kadar senin desteğini alırlar, ondan sonra tekmeyi vururlar. Öyle olmadı mı? Tekmeyi yedikten sonra aklı başına geldi herkesin.
Bu iyi niyetli özgürlük anlayışı geleceği göremeyip bindiğin dalı kesmektir resmen. Baskıyı özgürlük olarak algılayan kesim nasıl senin onlara ters gelen özgürlüğünü normal karşılayabilirlerdi iktidarı ele geçirince? Gerçekleri görmemek için kör olmak gerekirdi. Ne zaman laikliğe sıcak baktı ki muhafazakarlar? Acaba laikler, "Onlara özgürlük verirsek, bizim iyi niyetimizi görürler, bize bakış açıları değişir, sonra da kardeş kardeşe yürür gideriz" mi diye düşündüler acaba?
Kadına ikinci sınıf muamele algısı yaratan türban, özgürlük olarak tanımlanamaz. Türbanı dini inanç gereği taktığını savunan kadınlar başka bir kültürde yetiştirilselerdi ve türban takmasalardı inançsız mı olacaklardır? O yüzden, türbanı inanç özgürlüğü olarak savunmak, türban takmayan kadınların inanç özgürlüğüne bir baskıdır, bir haksızlıktır, bir saygısızlıktır, "Ben gerçek müslümanım, sen yarım müslüman veya müslüman değilsin" demektir.
Hiç düşündünüz mü müslümanlık niye kadının ahlakı üzerinden ön plana çıkıyor diye? Din için kadınlara uygulanan kısıtlamalar niye erkeklere uygulanmıyor teorikte veya pratikte? Niye erkeğin günahları görmezlikten geliniyor da, kadın linç ediliyor? Heteroseksizm bunun sebebinin sorgulanmasını bile istemiyor. Ama lafa geldi mi "kadın hakları var" deniyor. Peki erkek ve kadının eşit olmadığı, olamayacağı bas-bas bağırılırken eşitlik söz konusu olabilir mi? İkinci sınıf muamelesi zihniyetiyle, erkeğin istediği kadar eşitlik ve özgürlük olabilir kadınlara ancak.
Türban da siyasete bir alettir din aracılığıyla kadınlar üzerinden. Dindar bir gazetecinin tabiriyle "yürüyen semboller"dir türbanlı kadınlar, içselleştirdikleri muhafazakarlığın halkla ilişkilerciliğini yapan, onlar bunu ne kadar inanç özgürlüğü olarak tanımlasalar da. Aklımıza müslümanlık denilince başını örten kadın gelmiyor mu ilk olarak? Sembolize haline gelmiş bir şey de ne kadar özgür olabilir artık? Sınırları çizildikten sonra onun özgürlüğü kalmaz.
İnanç saçta mıdır, beyinde midir? Saçtaysa niye erkekler türban takmıyor? Çünkü her şey erkeklerin tekelindedir. Türban erkek ahlakçılığına bir araçtır temelde. Yaşadığımız, özellikle müslüman dünyadaki kadının konumu da bunun bir göstergesi değil mi? Kadınların ikinci sınıflığını pekişirmek için mi türbanın özgürlük olduğuna inanacağız ve türbana özgürlüğü destekleyeceğiz?
Niye bu dünyada genellikle Kadın Doğumcu'lar ekek oluyor da, Bevliyeci'ler kadın olmuyor? Üniversitelerde türbana özgürlükten türettim bu soruyu. Kaç tane türbanlı öğrenci bevliye mütehassısı olmak isteyebilir erkeklerin ahlakçı dünyasında? Bu kadınlığın doğasına mı aykırı, heteroseksizmin ahlakçılığına mı? Bir erkeğin yanına kadın oturursa da kadının ahlakı sorgulanır, bir kadının yanına erkek oturursa da kadının ahlakı sorgulanır. O yüzden türban, erkek ahlakçılığının kadınlar üzerinden sembolize halidir, inanç özgürlüğü başlığı altında din de buna araç edilmektedir.
Özgürlüklere destek olurken kaynağının ne olduğunu, bizi nereye götüreceğini iyi hesaplamak gerek kendi özgürlüklerimizin geleceği için. Sonra isyan da yetmeyebilir, durmak da.
Bağnaza, bağnazlığı için özgürlük vermek, hem ona, hem sana zarar vermek demektir ve bunun sorumluluğu bağnazdan çok, gerçek özgürlük konusunda dirayetli olmayıp, herkesin gönlü olsun diye kolaya kaçana aittir. Gerçek özgürlük konusunda ısrarcı olanınki de bir anlamda özgürlük kısıtlaması sayılmaz. Çünkü bunun arkasında uzun vadede özgürlük kısıtlaması olmayacaktır. Gerçek özgürlük ne midir? Dinin, ahlakçılığın, heteroseksizmin senim önüne bahanelerle engel çıkarmaması ve kimseye de zarar vermediği için yapına uygun hayatını vicdani bir rahatsızlık duymadan gönül rahatlığıyla yaşayabilmendir.
Bu ayıp, şu günah, o ahlaksızlık diyorsa, dinde, gelenekte, erkek egemen kültürde özgürlük yok demektir. Günahı da benim, ahlaksızlığı da benim, kime ne ki de bunları birilerine dayatıyorlar. Sizin ahlaksızlık dediğiniz, ayıp dediğiniz, günah dediğiniz benim kendimi gerçekleştirmemi sağlıyorsa, kimseye zarar vermeyip beni mutlu ediyorsa, o zaman benim özgürlüğümü kısıtlayan unsurların özgürlükle alakası olamaz. Ve uzun vadede benim özgürlüğümü engelleyecek kısıtlayıcı özgürlük anlayışlarına destek verenlerin mücadeleleri gerçek anlamda özgürlük mücadelesi sayılmaz. Özgürlük doğadır, doğaldır. Öğretilen, dayatılan bir şey özgürlük olamaz.
Din özgürlüğü olsun, türban özgürlüğü olsun ama benim eşcinselliğimi, özgürce sınırsız sevişmeme engel çıkarmayacağının garantisi var mı? Yok. Olabilir mi? Olabilemez!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder