Din demek, içinde yaşadığımız kültürü düşününce İslam demek, o da kendine benzemeyenleri eline bıçak alıp bıçaklamak mıdır? Bunun sorumlusu şu anki iktidardır. Yoksa iktidardan cesaret alamasalar nasıl böyle bir eyleme kalkışabilirler ki?
Herkes kendi ahlakından sorumludur. Rahatsız oluyorsan, öpüşene bakmazsın olur. Şu anki yaşadıklarımız, resmen kendilerine benzemeyenlere durduk yerde göz göre göre haince bir saldırıdır. Herkesi ahlakçılığa kışkırtıyor şu anki iktidar. Hayatlarına karışılmasını istemeyen ve muhafazakar olmayan kişiler de buna karşı çıkıyor. Vay sen misin buna karşı çıkan? Sonra da bıçaklanıyorsun.
Muhafazakar kesim, polisinden vatandaşına kadar hepsi aynı kaptan yemek yiyiyor zaten. Devlet denen ahlakçı yapının birer parçaları hepsi. Birbirinden beslenerek varoluyorlar. Ayrımcılık yapan bir Devlet var şu anda ülkemizde. Diktatör bir iktidar var şu anda bu ülkede. Kendi kafasına göre işler yapıyor. Aldığımız kararların birilerine zararı var mı diye düşünmüyor hiç.
Hayatta var olacaksan, onlar gibi olarak varolacaksın. Yani robot olmak gibi bir şey bu. İçinden geldiği gibi yaşama hakkın yok. Gizli yaşasan bile, nereye kadar, ne zaman kadar yaşayabilirsin ki? Bir süre sonra kendilerine benzemeyen yaşamların gizli varoluşuna bile müdahale edecekelrdir.
İslam diyerek kan akıtıyorlar. Sonra da İslam hakkında kötü düşünüldü mü kızıyorlar, bunu hakaret olarak algılayıp tahrik oluyorlar. Tek doğru yaşam onlarınki. Başkaları yanlış ve de yaşama hakkı olmayanlar oluyorlar. Kendilerinden başkalarının rahatsız olmaya, tahrik olmaya hiç hakkı yok. Nasıl bu kadar bencil olunabilir ki?
Herkesin Müslüman olması, herkesin onların inandığı gibi inanca sahip olması diye bir şey olabilir mi? Peki kendileri ne kadar uyuyorlar bu yasaklara? Adına "adab" diyorlar ve o yasakları kendi kurallarınca çiğneyerek çelişkiye düştüklerinin farkında bile değiller. Öpüşmek kötü bir şeyse, bunun iyi veya kötülüğünü zamanı veya mekanı belirlemez. Kötüyse her halükarda kötüdür. "Öpüşmek diye bir şey vardır ama benim belirlediğim ve adına ahlak dediğim yasalar çerçevesinde öpüşebilirsin" diye bir şey olabilir mi? Benim öpüşme şeklim, zamanım ve yerimin kimseye zararı yok. Sen geliyorsun ve bahanelerle "rahatsız oluyorum" diye bana saldırıyorsun.
Nereye götürür bu baskı ve yasaklar insanları? İnsanların birbirlerini öldürmesine kadar götürür. İstenen bu mudur? Öpüşmek sokakta serbest olunca bir şey olmaz ama yasak olunca bir şeyler olabilir. İnsanlar ölebilir.
Alkolün zararları yasakla giderilebilir mi? Alkol zararlıysa, insanlar bilinçlendirilerek ölçülü hale getirilebilir. Yasaklanınca alkol tüketimi ve etkileri azalacak mı? Öyle zannetsinler bakalım.
Düzeni sağlayacak olan yasaklar değildir, bilgidir. Ama bilgiye önem verilirse, o zaman insanlar cahil kalıp kolay yönlendirilemez, ellerine bıçak alıp ahlakçılık yapamazlar değil mi? Bilgiyle demokratik bir toplum olursak, kimse kimseye egemenlik de kuramaz. Bu antidemokratik zincirin kırılmasını istemiyorlar.
Sokakta bir insana, ahlak bahanesiyle bıçakla kan akıtılarak müdahale edilebilir mi? Bu mu sizin demokrasiden anladığınız? Bu mu eşitlik anlayışınız? Herkes özgürce başını bağlayarak özgürlüğe karşı gelecek ama gerçekten özgür olmak isteyenler, mesela baş açanlar, bacak açanlar, kırmızı ruj sürenler, eşcinseller, alkol alanlar, sokakta öpüşenler falan ahlaksız ilan edilecek. Ahlak da bu mudur gerçekten? İnsanların özgürlüklerinin önüne geçmek midir ahlak?
Bu benim hayatım. Var mı birine zararı? Ben senin ifade şeklinden rahatsız olduğum halde susabiliyorsam, sen de susmasını bileceksin. Ama şu anda ülkemizde demokrasi demek, iktidar olanın bağırması, diğerlerinin susması demek. Yoksa su testisi su yolunda kırılır, bıçaklanarak kırılıyor da.
Sokakta öpüşülür mü değil mi? Ama sokakta bıçakla kan akıtılıyor? Nerede devletin güvenliği, yargısı? Polis dediğin zaten devlet demek değil mi, yargı demek zaten devlet demek değil mi? Öpüşme eyleminde polis bir kişinin bıçaklanmasını engelleyemez miydi? Niye engellesin ki? Zaten demişler ya "Böyle bir eyleme yapmaya izniniz yok" diye. İzin istesen izin yok, eylem yapmak istesen eyleme izin yok. Ama bunun adı demokrasi, eşitlik, özgürlük. Bunun adı ahlak, bunun adı devlet!
Eğer İslam, Müslümanlık, din birilerine bıçakla zorla kendi doğrularını kabul ettirmek, kabul etmiyorlarsa bıçaklamaksa, "İyi ki de böyle bir inancım yok" diyorum. Olsaydı bile çoktan vazgeçerdim. Zaten de öyle oldu. Ben de bu ülkede doğan çoğu insan gibi Müslüman doğdum ama benim Müslümanlığımın, herkesin bildiği Müslümanlıkla hiç alakası kalmadı. Daha organik, daha doğal hale geldi. İçinde sevgi var, aşk var, özgürlük var, hak-hukuk var, eşitlik var ama sadece herkese değil, her şeye eşitlik var. Sadece bana göre bir eşitlik değil, evrensel bir anlayışa göre eşitlik. "Burası Türkiye"ye göre bir anlayışın olduğu bir eşitlik değil, hatta dünyaya göre bile değil, doğaya göre bir eşitlik. Eğer "Doğada da içgüdüsel bir şekilde kendini kabul ettirmek ve kan akıtmak var" diyorsanız, o zaman ayrı dünyaların İNSANLARIYIZ! Uzatmaya da hiç gerek yok. Aynen devam edin! Bakalım nereye kadar?
Bu dünyada insanların bölüşemediği bir şey de yok. Ahlaksa hepsi sizin olsun, dinse hepsi sizin olsun, topraksa hepsi sizin olsun... Bu saydıklarıma kimse "Sadece benim olsun" demiyor ki. (Hiç bir şey istemiyoruZ da!) Sorun sadece herkese sahip çıkmak, herkesi kendilerine benzetmek. O kadar da uzun boylu değil ama. Herkes kendi önüne bakmasını öğrenecek. Başka çaresi yok.
Ayrıca bu ülkede şiddet, tek taraflı olarak devlet tarafından onaylı. Çünkü polis, devletin baskısına ters gelene ya şiddet uyguluyor, yada baskı taraftarı olanların şiddetine sessiz kalıyor. Oysa öpüşme eylemi öncesi sosyal medyada, öpüşme eylemi gerçekleştirecek olanlar, dayağa ve nefrete hedef gösterilmişler ahlakçı zihniyette olanlar tarafından (Bkz. Kaos GL sosyal sayfası). Tabi sadece ahlakçılar tahrik olurlar ve onlara söylenen her söz hakaret olarak kabul edilir ama onlar ahlak adına, ifade özgürlğü adına, İslamiyet adına her türlü nefreti ve şiddeti kusabilirler. Çünkü burası Müslüman bir Türkiye'ymiş.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder