29 Mayıs 2013 Çarşamba

LGBT'liği bilmeyen milletvekillerine


Bir AKP milletvekili (Halil Ürün) LGBT'nin ne demek olduğunu bilmediğini söylemiş ama bence bilmezlikten gelip, ötekinin yanında yer alanı küçümsemek, aşağılamak gibi algıladım ben bilmezliği. Eşcinselliği, LGBT'liği eğer gerçekten bilmiyorsa, en alt seviyeden anlatacağım bir eşcinsel olarak beni ve benim gibileri tanımayan ve böyle bir bilgisizliğe rağmen mecliste yer alabilen bir milletvekiline, milletvekillerine.

Eşcinsellik erkeğin veya kadının kendi cinsine duygusal veya fiziksel olarak ilgi duyması, eğilimi olması, yönelmesidir. Yani erkek erkeği, kadın kadını severse eşcinsel oluyor. Daha açık şekilde, Ali'yle Mehmet'in, Ayşe'yle Fatma'nın birbirini sevmesi gibi. Erkek erkeğe sevgiye gey'lik, kadın kadına sevgiye lezbiyenlik deniyor. Böylece LGBT'nin de ilk iki harfi açıklanmış oluyor.

Biseksüellik ise, cinslerin, karşı cinsle beraber, kendi cinsini de sevmesi. Yani bir erkeğin hem kadını, hem erkeği sevmesi, bir kadının da hem erkeği hem kadını sevmesi. Örneklendirirsek, Ali hem Ayşe'yi seviyor, hem de Mehmet'i. Ayşe de hem Fatma'yı, hem de Ali'yi seviyor. Bunda da bir sıkıntı yok sanırım anlaşılma konusunda.

LGBT'nin T harfi ise transseksüellik oluyor. O da bir erkeğin biyolojik-bedensel olarak erkek doğduğu halde, kendini kadın cinsiyetine ait, kadın gibi hissetmesi, kadının da bedensel olarak kadın doğmasına rağmen, kendini erkek bedenine ait, erkek gibi hissetmesidir. Yani bazı erkek veya kadınlar, kendilerini doğdukları bedene ait hissetmiyorlar ve karşı bedene geçmek istiyorlar. Yani Ali kendini Ayşe gibi hissediyor ve Ayşe'nin bedenine geçiş yapmak istiyor, Fatma da kendini Mehmet gibi hissediyor ve Mehmet'in bedenine geçiş yapmak istiyor. Bu durumu anlamakta da bir sıkıntı var mı?

Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transseskeül kelimeleri yan yana gelince de LGBT oluyor. Neden LGBT deniyor? Çünkü LGBT kimlikler de kendi aralarında ayrılıyorlar ve heteroseksüellik dışında kalan farklılıkların sadece erkek eşcinselliğine indirgenip, kendilerinin yok sayılmasından rahatsızlık duyuyorlar. Haklılar da. Çünkü eşcinsellik demek, sadece erkeklerin birbirini sevmesi demek değil ki. Bunun kadın kadına aşkı da var, trans kadın ve erkekliği de var, trans eşcinselliği bile var. (Yani translar karşı cinse bedensel geçişini yaptığı halde, geçiş yaptığı cinse ilgi duyarak eşcinsel ilişki yaşıyorlar. Yani Ali Ayşe oluyor ama Mehmet'i seveceğinin düşünülmesinin aksine Fatma'yı seviyor. Bu bir yolunu bulamamışlık değil. Cinsiyet kimliğiyle, cinsel yönelimin birbirinden farklı olduğunun göstergesi. Yani kadınlık veya erkeklik ayrı bir şey, hangi cinse ilgi duyacağın ayrı bir şey.

Yani-yani, örneğin, bir erkek doğduğu bedeninden memnun olmayıp karşı cinsin bedenine geçiş yaptıktan, kadın olduktan sonra da kadını sevebilir. "Kadını sevecekti de niye erkek kalarak sevmedi?" diyebilirsiniz. İşte cinsel yönelimle cinsel kimlik arasındaki fark bu. Yani bir biyolojik cinsiyetin cinsiyet kimliği-erkekliği veya kadınlığı da bedenine uyumsuz olabilir, cinsel yönelimi-kimi seveceği de uyumsuz olabilir, yani heteroseksüel olmayabilir. Çok mu karışık oldu gene? Yani ben erkek olarak doğsam da kadın olup, gene kadını sevebilirim ama dediğim gibi, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini birbirinden ayırt etmedikten sonra kafa karıştırmaya devam edecektir.)

Cinsel kimlikleri de kısaca açıklayalım mı?

Biyolojik cinsiyet: Kişinin bedensel olarak erkek veya kadın olması.

Cinsiyet kimliği: Kişinin ruh olarak kendini erkek veya kadın hissetmesi. Yani her penisi olanın kendini erkek, her vajinası olanın kendini kadın hissetmesi gerekmiyor. Dolayısıyla cinsiyet kimliği, eşcinsellikten ve biyolojik cinsiyetten bağımsız olarak, hissettiğin erkekliğe veya kadınlığa giriyor. Bir eşcinsel de kendini erkek veya kadın hissedebilir, transseksüeller de. Yani "Erkek eşcinseller sadece kadın gibidirler, kadın eşcinseller de erkek gibidirler" diye bir durum söz konusu değil. Eşcinseller de, transseksüeller de, heteroseksüeller kadar erkek veya kadındırlar. Heteroseksüellerden farklı olarak eşcinseldirler veya transtırlar.

Cinsel yönelim: Erkeğin veya kadının, hangi cinse ilgi duyduğunu gösteriyor. Yani kendi cinsine ilgi duyarsa eşcinsel, karşı cinse ilgi duyarsa heteroseksüel oluyor.

Toplumsal cinsiyet: Kadınlığın veya erkekliğin toplumsal bazda tanımlanması, toplumsal bazdaki rolleri oluyor. Yani erkekliğin veya kadınlığın nasıl olması gerektiğini, diğer cinsel kimlikleri göz ardı ederek heteroseksist toplumun belirlemesi bir anlamda.

Aslında bunlar ilk bakışta anlaşılmaz gibi gelebilir ama insanların kendilerini bilmesi zor olmamalı. Bir şeyler yaşıyoruz veya yaşayamıyoruz, veya yaşamak isteyip kendimizi tutuyoruz ama çocukluktan itibaren beynimize kazınan erkeklik veya kadınlık kalıplarına kendimizi hapsediyoruz. Yani bütün kimliklerimizi toplumsal cinsiyet kimliğine indirgiyoruz. Böyle olunca da kendimizi tanımayacak, tanımlayamayacak, anlayamayacak kadar uzaklaşıyoruz kendimizden. Eşcinsellik diyince erkek eşcinselliği, erkeklik veya kadınlık diyince de sadece heteroseksüellik akla geliyor. Ama eşcinselliğin veya heteroseksüelliğin bile ne demek olduğunu bilmiyoruz ki. Kimler mi? Milletvekilinden vatandaşına, hatta uzmanına kadar. Eşcinselliği tedavi etmeye çalışan psikiyatrlar, psikologlar yok mu? Bahaneleri de hazır. Eşcinselliğinden kurtulmak isteyene ne diyebilirim ki? Benden de size kocaman bir "Aferin!"

Ak Parti'den Türkan Dağoğlu da, "LGBT dediğimiz durum normal dışı bir davranıştır. AKP yasalar önünde herkese eşit davranmaktadır." derken ne kadar çeliştiğinin farkında bile değil ki konuşabiliyor. Düşünün bir milletvekili milyonlarca varolan bir kesime yanlış diyor, onları yok sayıyor, sonra da kendinin ve grubunun herkese eşit davrandığını savunuyor. Şimdi böyle insanlara ne anlatılabilir ki? Sosyolg Garfinkel çok haklı galiba. Çünkü bazı insanlar, amaçlarına ulaşmaya yetecek kadar anlam ararlarmış hayatta, daha fazlasını aramazlarmış. O yüzden  bir eşcinsel olarak beni anlamayanlardan, beni anlamalarını beklemiyor, onlardan da bir şey istemiyorum. Sadece kendi hayatları dışında hayatı olanları da anlayabilenlere teşekkür ediyor, LGBT'lerin haklarına kendilerinin sahip çıkmalarının çok önemli olduğunu hatırlatmak istiyorum.

Benin eşcinselliğimin yanlışlığı hakkında ne siyasi kurumlar karar verebilir ne de sağlık kurumları. Ben kendi cinsimi sevmekten mutlu muyum, mutluyum. Benim kimseye zararım var mı, yok. Geriye ne kalıyor? Kala kala insan haklarını yok sayan, eşcinsel karşıtlığını marifet sayan eşcinsel karşıtları, homofobikler kalıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder