...veya eşcinsel karşıtlarına eşcinselliğin gerçekliğini anlatamamak
Düşünüyorum da, bugüne kadar okuduklarımı birleştirdiğimde, akıl ve mantık çerçevesinde halledilemeyecek hiçbir şey yok. Yani barış da, sevgi de, özgürlük, eşitlik, demokrasi de istendikten sonra çok mümkün. İstenmediği için olmuyor bence insanlığa, hayata dair bütün bu güzellikler.
Bir bilimsel araştırma diyor ki, "Dine inananların beyinlerinde dinle ilgili biyolojik bir bölüm var."
Bir akademik araştırma da diyor ki, "Muhafazakarlık, özgürlük karşıtlığı yapısaldır."
Peki insanın yapısal olarak bile tutucu olması, dindar olması, eşitliğe, özgürlüğe karşı olmasını gerektirir mi? İnsan dinine sıkı-sıkıya bağlı olabilir, geleneksel yapısından taviz vermeyebilir ama bütün bunlar bazı insanlara ayrımcılık yapılmasına sebep olabilir mi?
Şimdi insanın korkularına bağlı özgüvensiz, dolayısıyla bazı manevi değerlerle varolması kaçınılmaz olabilir ama bu yapının altını insanlıkla donatamaz mıyız?
Yani, din iyiliği, güzelliği, doğruluğu, eşitliği, adaleti, hakkı-hukuğu, kısaca insanlığı savunmuyor mu?
Yapısı gereği korkak, dolayısıyla özgüvensiz bir insana da, insanlık öğretilip, insanca yaşatılamaz mı?
Niye varoluş için ötekiler yaratılır, ötekilerin üzerine basılarak varolunacağı, ötekilere karşı korku ve nefret öğretilir?
Farklılıkların da yaşadığımız hayata dair olduğu, aynı hayatın birer parçası olduğu öğretilse, dostça, sevgi dolu, barışın hakim olduğu bir dünyada yaşanamaz mı?
Yaşanabilir ama biz varoluşumuzu nefrete, kötülüğe bağlamışız ki, bütün iyilikler, güzelikler sadece dilimizde. Uygulama niyetimiz olsa, zaten bu kadar dile getirmeyiz barışı. Sadece sözle vicdanımızı rahatlatıyor, çevremize karşı da bakmaya yüz buluyoruz.
Dikkat ederseniz, muhafazakarlar, aşırı dinciler yaptıklarıyla söyledikleri hep çelişki içindedir ve savunularının akıl ve mantık çerçevesinde hiç dayanağı yoktur. Sorgulanamaması için de doğma denilen açılamaz sandıklara kilitlemişlerdir inandıklarını, savunduklarını.
Oysa bir şey insanlığa faydalı olacaksa niye sorgulanamasın ki? İnandığınız doğrular, ahlak, din, gelenekler insanların iyiliği için değil mi? Sorgulanmasının kötü bir amacı yok ki? Sorgulanırsa inanılacak bir tarafının olmamasından, sonra da hiç kimseyi kontrol edemeyip kendinize benzetememekten, yalnız kalmaktan mı korkuyorsunuz? Başka bir açıklaması olabilir mi bunun?
Bu da bir anlamda savaşların, kötülüklerin, nefretin, ayrımcılığın, adaletsizliğin, eşitsizliğin, özgürlük klarşıtlığının istendiğini gösterir.
Öteki olmadan, nefret olmadan, kin ve düşmanlık olmadan da hayat yaşanabilir. Zaten sözde isteyip de uygulamaya geçiremediğiniz bu değil mi?
Sahi ne istiyorsunuz? Güzellik mi, çirkinlik mi? Bir karar verin çelişkiyi bırakın da.
Bence sözde bıraktığınız güzellikler gerçekleşebilir istiyorsanız eğer. Tek yapmanız gereken uygulamak. Ekstra bir maliyeti yok sevginin, barışın, dostluğun, eşitliğin, özgürlüğün... Tek yapmanız gereken, içinizdeki nefreti temizleyip, çocuklarınıza da sadece sevgiyi aşılamanız.
Eğer sevgi olursa, en ötekisinin inançlarıyla, sizin inançlarınızın örtüşmemesi için hiçbir sebep yok. İnançlarınızın en ötekisini kabul etmemesi diye bir akıl, mantık ve insanlık da yok. Siz isterseniz her şey olabilir. İstenilen şey de güzellik ve sevgi, başka bir şey değil. Hemfikir değil miyiz bu konuda. Eee, daha ne?
Kanada'da bir İslam lisesi devletten hem maddi yardım alıyormuş, hem de bu okuldaki bir öğretmen eşcinselliği okuldaki çocuklara karşı lanetliyormuş. Öğrenci velileri de, "Hem paramızı yiyeceksin, hem de bizim, Kanada'ya ait Batı değerlerimizi kötüleyeceksin" diye tepki göstermişler eşcinsellik karşıtı bu öğretmene.
Dinler eşcinselliği kabul etmeyerek kıyamet kopmuyorsa, kabul edince hiç kopmaz. Kıyamet bahane demek ki. Amaç nefreti canlı tutmak!
Hem demokrasiyle yönetiliyorsak, demokrasiye inandığınızı iddia ediyorsanız, anayasanıza güvenemiyor musunuz da dini araya sokuşturuyorsunuz? Oysa dinler insan haklarını karşılamakta yetersiz. Hem demokrasilerin dini söyleve ihtiyacı olabilir mi?
http://www.acikgazete.com/editorden/2013/04/18/islam-okulunda-escinsellik-krizi.htm
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder