1 Mayıs 2013 Çarşamba

İki Başbakan arasındaki fark

Eşcinseller Batı'dan ithal edilmedi,
Onlar da bu toplumun İNSANLARI!

Biri Amarika Başbakanı, biri Türkiye Başbakanı.
Biri Barack Obama, biri Recep Tayyip Erdoğan.
Biri zenci, biri beyaz.
Biri Hristiyan, biri Müslüman.
Biri özgürlükçü, biri muhafazakar.
Biri eşitlikçi, biri sözde eşitlikçi.
Biri eşcinselleri toplumun bir parçası olarak görüyor, biri ahlaksız olarak görüyor (Hollanda Başbakanı ile görüşmesi sırasında, Müslüman toplumun ahlaki değerlerine eşcinselliğin ters düştüğünü söylemişti).
Biri eşcinsellere verdiği sözlerin arkasında duruyor, biri durmuyor (Bir TV programında eşcinsellerin de hak ve özgürlükleirnin yasal güvence altına alınması gerektiğini söylemişti).
...
Farkları daha uzatabiliriz. Ben 7'ye tamamlamaya çalıştım, "aradaki 7 fark" espirisine uygun olsun diye. Kültürel ve coğrafi farkları da ayrımcılık amacıyla değil, sadece eşitlik ve özgürlüğe etkisini göstermek amacıyla kullandım. Bu farklar, kendine eşit olanlar için haklılıklarının bir gerekçesi, bana göre bahane ayrı mesele.

Ünlü Amerikan Basketbol Ligi NBA'den Jason Collins'in eşcinsel olduğunu açıklaması, Amerika Başbakanı Brack Obama tarafından memnuniyetle karşılanmış. Ve eşcinselliğini açıkladığı için bu sporcuyla gurur duyduğunu ifade etmiş. Bir Başbakan, eşcinsel olmasına rağmen bir insanla, hem de kitlesel olan sporcu bir insanla (Çünkü "biz"de başarılı bir eşcinsel özentiye sebep olur diye, daha engellenmeye çalışılır) gurur duyabiliyorsa, O Başbakan'la, ülkemizdeki eşcinsellerin hangi yasal koşullarda yaşadığını göstermek adına, eşcinselliği sözleriyle ahlaksızlığa getiren bir Başbakan arasındaki uçurumsal farkın altını çizmekte fayda var diye düşünüyorum. Gurur duymasının sebebi de, belli bir kesime ayrıcalıklı davranmak adına değil, ayrımcılığa maruz kalmış ve sırf cinsel yönelimlerinden dolayı toplumun dışına itilen eşcinsellerin, toplumun eşit bir parçası haline gelmeye başlamasından. Eşcinsellerin eşitliği azıcık ucundan değil de, herkes kadar tamamen hak ettiğini de şu sözleriyle dile getiriyor:

"Bu ülkede gördüğümüz olağanüstü gelişmelerden biri de eşcinsel toplumun, sadece bir parça eşitliği veya toleransı değil, tamamen eşit olmayı, tamamen Amerikan ailesinin bir parçası olmayı hak ettiğine yönelik farkındalığın artması."

Evet eşcinseller yarım insan değiller ki eşitliği bir parça hak etsinler veya onlara en azından toleranslı davranılarak gönülleri alınsın. Bir eşcinsel, cinsel ihtiyacını heteroseksüellerle aynı şekilde gerçekleştirmiyor diye nasıl heteroseksüellerle eşit haklara sahip olamaz ki? Cinsel olarak kendilerini gerçekleştirme farkları, onları diğerlerinden eksik yapmadığı gibi, hayata hiçbir şekilde olumsuz etkileri de yok. Canlı tarihinden beri varolan doğal bir fark, heteroseksüelliğe hiçbir şekilde olumsuz etki yapmıyorsa, bundan sonra da yapmaz ve bahanelerle eşcinselliğin karalanması insanlığa sığmaz.

Ne oluyor şimdi Amerika Başbakanı eşcinsellere haklarını iade edince? Toplum çöküme mi uğruyor? Heteroseksüellere bir etkisi mi oluyor olumsuz bir şekilde? Gerçekten insanların lüzumsuz homofobileri, yani eşcinsel korku ve nefreti çok çocukça ve komik. Yani insanlığa, demokrasiye yakışır bir durum değil. İnsan şöyle bir uzaktan kuşbakışı olarak nefretine bakar da, ne halde olduğunu görür. Cinsel edim şekli seninkine benzemese de, eşcinsel de bir insan sonuçta. "Sen eşcinselsin, seni ne yasal olarak tanıyor ve tanımlıyorum, ne de yaşam olarak" diye bir şey olabilir mi? Ama bu ülkede böyle ne yazık ki.

Bazen anlaşılması basit bir durumun bu kadar zor hale getirilmesinde, politik nedenler düşünmeye başlıyorum saçma da gelse. Yoksa benim dışımdaki insanların nasıl seviştiğinin nasıl bir  önemi ve sakıncası olabilir ki? İki insan sevişiyor ve biri a şeklinde, biri b şeklinde. Daha nasıl anlatılabilir anlaşılabilmek için onu da bilmiyorum. Ve sen kalkıyorsun, benim cinsel yönelimime, eşcinselliğime, ahlaksızlık mahiyetine gelecek sözlerde bulunuyorsun bir Başbakan olarak. Bunun arkasında kişisel neden olabilir mi onu da bilmiyorum?

Oysa yıllar önce bir televizyon programında, eşcinsellerin de hak ve özgürlüklerinin yasal güvence altına alınması gerektiğini söylemişti Başbakan-ımız! ("ımız" diyorum, çünkü eşcinsel olarak beni tanımayan ve tanımlamayan bir Başbakan, beni de yönettiği ülkesinin bir ferdi olarak görebilir mi bilmiyorum. Bu sözüm de öyle laf olsun diye söylenmiş bir söz değil, acı bir gerçek. Sahi eşcinselleri neden bir vatandaşınız olarak görmüyorsunuz? Böyle bir hakkınız var mı en başta? Politikayı bir taraf bırakın, insanlık adına böyle bir hakkınız var mı?) O zamandan bu zamana hak ve özgürlükler konusunda düşünsel bazda bile geriye gidecek ne oldu da eşcinseller ahlaksız hale geldi! Yalan mıydı o zaman söylenen o sözler? Devlet'in tüm birimleri ele geçirmek için söz de bir eşitlik ve hak sözü müydü? O zaman da eşcinselleri ahlaksız olarak görüyordunuz da söyleyemiyor muydunuz? Belki bu sözünüze inanarak bir çok eşcinsel size oy verdi. Belki değil, bir çok eşcinselin oy verdiğini biliyorum.

Bu ülkede eşcinsellere eşit hak ve özgürlüklerinin geri verilmesini bir tarafa bırakın, eşcinseller, yönetimin en üst kademeleri tarafından, "ahlaksız veya hasta" diye hedef gösterilir hale geldi. Bu topraklarda eşcinsellerin öldürülmesine sebep olan nefret söylemlerine de ifade özgürlüğü deniyor. İşte en büyük fark da bu. Gelişmiş demokrasilerde eşcinsellere yapılan ayrımcılık nefret suçudur, bizde ise ödül mahiyetinde ifade özgürlüğü.

(Eşcinsellik, eşcinsellerin yasal ve yaşamsal en öncelikli haklarından bir olduğu için, homofobi, yani eşcinsel karşıtlığı, ifade özgürlüğü olarak kabul edilemez ve eşcinsellere karşı nefret söyleminde bulunan, söylenmesine zemin hazırlayan herkes suç işlemektedir. Hiç kimsenin, eşcinseller dahil hiç kimsenin kafasında eşcinsellik konusunda tereddüt yaratacak seviyede bile konuşmaya hakı yoktur. Eğer şikayetçilerse, bırakın eşcinseller kendileri çözsün sorunlarını. Heteroseksüelliğin eşcinsellikten ne artı özelliği var da, heteroseksüeller eşcinsellik konusunda işgüzarlık yapıyorlar? Hem bu zamana kadar nefretten, cinayetten başka eşcinselliğe kattıkları ne? Tek tip insan ve yaşam olmayacağı için, tek tip demokrasi de olmaz. Bunu anlayın artık.)

Obama'nın sözünde, cümlelerden biri çok önem arzediyor aslında; "Amerikan ailesinin bir parçası olmayı hak ettiğine yönelik farkındalığın artması".  Bizim Başbakanımız bu farkındalığı arttırmak için ne yapıyor acaba? Biz eşcinseller hangi ülke ailesinin parçasıyız acaba? Biz eşcinselliği normal karşılayan, en azından normal karşılamaya çalışan Batı demokrasisinden mi ithal edildik? Biz sizin evlatlarınız, bu toprakların çocukları değil miyiz? Nasıl bir vicdandır bu? Eşcinselliğin ters olduğunu söylemekle, bu ülkede yaşayan insanların eşcinselliğe kötü gözle bakmasına sebep olduğunuzun farkında değil misiniz? Bir Milletvekilimiz de, kızım eşcinsel olursa intihar ederim demiş. Vatandaş Rıza ne yapar peki? Eşcinseller ne yapar? Bu ülkenin her insanını düşünme mecburiyeti yok mu Başbakan'ın? Yoksa insanların doğal yapılarını bozmak, herkesi heteroseksist yapmak için mi iktidar olunuyor?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder