31 Mayıs 2013 Cuma

Ahlakçılık yaşama alanı bırakmıyor kimseye

Kaç gündür medyanın gündeminde İstanbul Gezi Parkı'nın yıkılma olayı var. Yıkılmasını istemeyenler yeşili, kültürü korumak istiyor, yıkmak isteyenlerse, ne kadar kapitalist ruhlarını tavan yaptırmak için Alış-Veriş Merkezi yapmak istediklerini söyleseler de, kanaatimce, kendi ideolojilerine uygun bir kent kültürü yaratmak istiyorlar. Ne kadar mahremiyete inansalar da bir o kadar da gösteriş meraklıları. Çünkü konu kendi dünyaları olunca bütün dünya onlar için açık hava müzesi olmalı ve teşhir edebilmeliler baskıcı zihniyetlerini ihtişamlı bir şekilde ki, herkesi kendi dünyalarına hayran bırakıp alıştırabilsinler.

Bir eşcinsel olarak benim için konunun önemi, Anadolu'daki İstanbul Gezi Parkı benzerlerinin, ötekilere yaşamaları, kendilerini gerçekleştirmeleri için birer nefes alma alanları olması-ydı. Bu park da olabilir, hamam da olabilir, sinema da olabilir, bar da olabilir. Ve ahlakçıların ortak nefret alanları bu mekanlar artık.

Sahi bu muhafazakarlar-tutucular-şeriatçılar-baskıcılar-gelenekçiler insanları baskı yoluyla egemenlikleri altına alabileceklerini mi sanıyorlar? Seni sevmeyen sana zorla yar olur mu? Senin ahlak dediğinin başkalarına zulüm olduğunu bile düşünemiyorsun değil mi? Özgürlük ve hayatı, insanın doğasına uygun, içinden geldiği gibi yaşaması nasıl bazılarına ters gelebiliyor ki? Sanırım özgürlüğe ve doğaya karşı çıkanların hayatı gönüllerince yaşama kapasiteleri yok.

Yaşadığım şehirde de vardı böyle alanlar. Hala da var ama, ahlakçıların ahlaksızlıkla bağdaştırdıkları, işlerine gelince kullanmakta behis görmedikleri modernleşme bahanesiyle, oksijensiz beton yığınlarına döndürdüler meydanları. Eski-püskü banklarına oturduğumuz o ağaç altları, sanki yıllar-yıllar geçmişcesine mazide kaldı. Oysa dündü. Muhafazakar iktidardan önceki dönem. Tuvaletlerinde seviştiğimiz Gar Sineması da yok. Muhafazakarların ahlak anlayışı görünür oldu, biz eşcinseller gibi ahlaksızlarsa(!) sanal aleme taşındı. Hayatın değerini anlamamız ve daha güzel günler için bu da bir süreçtir belki yaşanılması kaçınılmaz olan. Gelinen noktada herkesin payı var-dır çünkü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder