23 Mart 2013 Cumartesi

Homofobiyi yenmenin yolu kaleyi içten fethetmektir!

Eşcinseller ailelerini eşcinsellikle yüzleştirmeliler

Bir dizi oyuncusu ünlümüz kardeşinin zihinsel özürlü olduğunu açıklamış. Bence takdir edilesi. Çünkü kompleksli toplumlarda insanlar kendileriyle barışamazlar ve özürlülüklerinden bile utanırlar. Hatta bizler köylülüğümüzden bile utanıp, şehirli havalarında görgüsüzleşenlerden değil miyiz? Ama insanlar gerçeklerle yüzleşip, kendileriyle barıştıkça, kusurlarından da utanmıyorlar artık. Hatta cesaretlerinden dolayı takdir edilip alkışkanıyorlar. Çünkü görgüsüz bir toplumda hayatın gerçeklerine karşı fedakarlık yapmak da bir marifet sayılıyor günümüzde. Oysa görevden başka ne olabilir ki gerçeklere karşı yapılan faaliyetler?

Heteroseksist bir sistemde herkes her şeyini açıklayabiliyor veya açıklayabilir veya şimdilik açıklayamasa da açıklamasının ucunda ölüm olmayabilir. Ama bir şey hep saklanıyor, saklanmak zorunda olduğuna inanılıyor, görmezlikten-bilmezlikten geliniyor, yok sayılıyor, daha da önemlisi yok edilmeye çalışılıyor, hem de cani bir şekilde. Bu da eşcinsellik oluyor tabi. Diğer şeyler neden olağan karşılanabiliyor zaman içinde de olsa? Çünkü erkekliğe karşı hiçbir şey eşcinsellik kadar tehdit olarak algılanmıyor. Oysa doğanın parçası niye veya nasıl tehdit edebilir ki kendini-doğayı? Olsa-olsa heteroseksizm gibi bir bozukluk, doğanın eşcinsellik gerçeğini tehdit olarak algılayabilir. Oysa eşcinselliğin ne bozuk sistemelere bir zararı var, ne de bir parçası olduğu doğaya.

Aslında benim eşcinselliği doğal yapının bir parçası olarak göremeyen hasta beyinlere söyleyecek hiçbir sözüm olamaz, olmamalı da. Çünkü bozukluğun, hastalığın, doğa dışılığın ne olduğun bilemeyecek veya art niyetli bir şekilde bilmek istemeyecek kapasitedeki beyinlere ne anlatabilirsin ki? Hayata sadece kendi pencerelerinden bakabilenlere ve kendileri dışındakilere kapılarını tamamen kapatanlara ne anlatılabilir ki? Dünyayı sadece kendi etrafında döndürenlere, doğadaki her şeyin erkekliğe hizmet ettiğine inananlara gerçekten bir şey anlatılabilir mi? Kendilerinden başkalarını göremeyenler, her şeyi, herkesi kendine benzetmeye çalışanlar, bu bencilliklerinden dolayı kendilerinin de zarar gördüklerinin farkında bile değiller veya egoları için kendilerini bile feda edebilecek boyutta bilinçsizler.

Şu aşamada içinde bulunduğumuz heteroseksist kültürde, eşcinsellerin haklarına kavuşabilmesi için, açılmalarından başka hiçbir yol yok. Çünkü heteroseksizm erkekliğine tehdit olarak algıladığı eşcinselliğe geçit vermeyecektir. Aslında açılabilsek, eşcinselliğimizle yüzleşip kendimizden utanmadan varolabilsek, eşcinselliğin kabul edilmesi için hiçbir şeye ihtiyacımız olmayacak. Korkmadan "ben eşcinselim" diyene, heteroseksizm "hasta" dese ne yazar, demese ne yazar? Heteroseksizm, bizim eşcinselliğin doğallığına dair kendi  tereddütlerimizden ve eşcinselliğin kabul edilmeyeceğine dair korkularımızdan cesaret buluyor homofobisine. Eşcinselliğimizle barışamadığımız için de, kendimiz olarak varolmaya çekiniyoruz. Çekinmemiz için heteroseksizm gibi cani bir sebep var ama o heteroseksist canavarın bir parçası oluyoruz kendimize sırt çevirdiğimiz için. Kendi tarafımıza, kendi kimliğimize tereddütsüzce geçersek, heteroseksizm diye bir şey olmayabilir zaten.

"Ben eşcinselim" diyebilmek o kadar kolay olmayabilir başımıza gelebilecekler yüzünden. O zaman ne yapmalıyız? Kaleyi içten fethetmeliyiz. Nasıl olsa kendimizle barıştıysak en büyük engeli aşmışız demektir. Heteroseksist sisteme karşı içten fethedilecek kale de, en yakın çevremiz oluyor, yani ailemiz. Ailemiz de olsalar, biz ikna etmediğimiz sürece, eşcinsellik gerçeğiyle yüzleşmek istemeyeceklerdir erkek egemen sisteme karşı. Çünkü onların da biz eşcinsellerden farkları yok ki dışlanmak konusunda. Onlara da demeyecekler mi "Sizin yetiştirdiğiniz çocuk bu mu?" diye. Biz eşcinseller kendimiz nasıl inandıysak eşcinselliğimizin doğallığına, en yakın çevremizi de inandırmalıyız ki, heteroseksizm eşcinselliğe karşı cesaret bulduğu temel nokta aileden yoksun kalsın.

Biz diyoruz ki hep, "Koskoca homofobik bir sistemle nasıl mücadele edelim?" O koskoca dayatmacı canavarın en küçük biriminin-aile kurumunun bir parçası, canı-kanıyız biz eşcinseller. Eşcinsellikle barışmış aileler birleştiği zaman, homofobinin bittiği bir dünyada yaşamaya başlamış olabiliriz. Çünkü aile dediğimiz şey, sistemin, iktidarın ta kendisidir. İşe aileden başlamak, daha kolay ve etkili olacaktır.

Eşcinsel karşıtlığına karşı ailemizdeki veya en yakınımızdaki kişilere, "Benim çocuğum, kardeşim, arkadaşım, eşim, dostum... eşcinsel." dedirtebilmek gerekiyor. Yakınlarımız bizim eşcinselliğimizi kabul ettiği zaman, kim eşcinselliğe kafa tutabilir ki? Çünkü sadece senin, benim gerçeğim değil ki eşcinsellik, birbirlerinden utansınlar? Herkes en yakınındaki eşcinselliğe sahip çıkarsa, eşcinsellik zaten utanılacak, ayıplanacak durum olmaktan, ahlaksızlık sayılmaktan çıkacaktır. Heteroseksizm bilmiyor mu eşcinselliğin doğallığını? Bilmez olur mu hiç. Eş-cinsellik tabu olmaktan çıkarsa, varoluşu için ahlak bahanesiyle neyin üzerinden prim yapacak o zaman?

Ama ne yazık ki eşcinselliğimizi, eşcinselleri heteroseksizmin mahkumiyetinden, nefretinden kurtaracak olan çevremizden gizliyoruz en başta. Oysa aile dediğimiz şeyin bir parçası değil miyiz biz eşcinseller? Ailemizi düşündüğümüz kadar, aile denilen kuruma neden kendimizi düşündürtmeyelim? Homofobiden korkmuyoruz da, ailemizin eşcinselliğimizi öğrenmesinden korkuyoruz. Doğru bir aile anlayışı mı bu? Heteroseksizm sanki homofobi için ailemizi görevlendirmiş gibi. Neden onlara kendimizi anlatmıyoruz? Ben açılamama sebebenin "ailemizin bizi kabul etmeyeceği korkusu" olduğuna o kadar da fazla inanmıyorum. Biz kendimiz, eşcinselliğimizi kabul etmiyoruz da ailemizi bahane ediyoruz gibi sanki. Kabul etmeyeceklerdir belki/büyük ihtimal ama bunun sebebi sadece onların kabul etmek istememelerinin yanı sıra bizim kendimize olan inançsızlığımız da. Neden kendimiz olmayalım, neden kendimizi olduğumuz gibi kabul ettirmeyelim ve sevdirmeyelim? Peki böyle şüphe içindeki hayatlarla ailemiz bizi çok mu seviyor, çok mu yakın ve samimi oluyoruz bu sahtekarlıkla birbirimize? Heteroseksizmin dayattığı formüle uygun yaşayarak biz ve ailemiz çok mu mutlu oluyoruz? Kör, sağır ve dilsiz samimi olmayan bir sevgiyle ne kadar mutlu olunur ki?

Ülkemizde pek öyle "Benim çocuğum, benim kardeşim eşcinsel" diyen insanca itiraflar olmuyor ne yazık ki? Herkes her şeyi itiraf edebiliyor ama eşcinsellik konusunda itiraf söz konusu olmuyor. Oysa Batı'da eşcinsellerin eşcinselliklerine kendileri sahip çıktığı kadar, yakınlarının da sahip çıkmasından dolayı homofobi daha kolay yenilebiliyor. LİSTAG olarak bilinen eşcinsel ve transseksüel aileleri, ailelerin, çocuklarının farklı cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerine sahip çıkması sonucu mutlu aile olmanın ve en azından şimdilik aile içi homofobiyi alt etmenin en güzel, en cesur örneği. Homofobi kendimizden sonra aile içinde de biterse toplumsal bazda "şak" diye bitecektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder