Reenkarnasyona inanmamın sebebi, insanın "bir" yaşamında büyüyememesi, olgunlaşamaması, kendini tamamlayamaması kanımca. Hani "Bir insan Yedisinde ne ise, Yetmişinde de odur" derler ya, insan ne kadar çabalasa da bir noktaya kadar hırslarına, egosuna gem vurabiliyor, çocukçalığını bastırabiliyor. Öfkelendiğinde veya rahat bir ortam bulduğunda gene eksik veya törpülenmemiş taraflarıyla ortaya fırlayıveriyor. Demek ki yaşaya-yaşaya başka yaşamlara hazırlıyoruz kendimizi.
İçinde yaşadığımız dönemde bazılarının daha olgun, daha sağduyulu, daha aklıselim olduğuna şahit oluyoruz. Hırslarını dizginleyip kendisinden çok çevresini düşünebiliyor, kavramların içini doldurmaya çalışıyor. Aslında bir çoğumuz biliyoruz ne ekersek onu biçeceğimizi, kendimizden başka başkalarını da kazanmanın bize olumlu yansıyacağını ama bilmek yetmiyor işte. Önemli olan bunu hayata geçirebilmek. Yılmadan, sabırla emek sarf edebilmek insanlık adına, gerçekten çok büyük meziyettir. Hele insanın çevresindeki insanların kendisini anlayamaması ve yalnız bırakılmasına karşılık sakin olabilmek, hatta kendini kaybetmemek daha benim bu yaşamımda çözebileceğim bir seviye değil.
Bulunduğum nokta itibarıyla ben de hayranlık besliyorum başarılı, güzel insanlara karşı ama bu egomu tatmin etmek için değil de, yapılan güzel, faydalı işlere karşı imrendiğimden. "Keşke ben de onlar kadar olabilsem, insanlığa onlar kadar katkım olsa da hayatı daha güzelleştirsek" diyorum. Ama dünyada herkes aynı seviyede olmuyor ne yazık ki. O zaman ne yapmak gerekiyor; Elimizden geldiğince bir şeyler yapabilmek için anlamak, dinlemek ve katkı sağlamak gerekiyor. Tamam hiç kimsenin bir şey yapmak için mecburiyeti olmayabilir ama güzel şeyler bekliyorsak hayattan, kendimizi zorlamalıyız.
Uzaktaki, başka kıtalardaki, başka dönemlerdeki başarılı insanlara hayranlık beslenir, imrenilir, idol haline getirilir ve bunda yanlış olan bir şey de yoktur ama uzaktakiler sanki kitaplarda okuduğumuz bir tarih, bir yaşanmışlık olarak gelmiyor ve de kalmıyor mu? Geçmişten ders çıkarmayan bir dünya olarak da geçmiş yaşanmışlıklardan günümüz hayatına faydalı deneyimleri aktaramıyoruz ne yazık ki. Bunun yüzden burnumuzun dibindeki emeklerin, çabaların farkına varsak hayata, hayatımıza katkımız daha fazla olacak belki de. Farkında olup da kendimizi bu çabaların dışında tutmamızsa affedilebilir bir hata değil.
Bir eşcinsel olarak bağlayacağım konu itibarıyla eşcinsel hakları için canını dişine takarak mücadele eden insanlar bizim ülkemizde de var ama "biz"ler daha ne yazık ki hak mücadelesi için ne birlik-beraberlik içinde olmayı , ne de karşılıksız eşcinseller için mücadele eden fedakar insanların hakkını teslim etme nezaketinde bulunmayı öğrenebilmişiz. Kimse kusura bakmasın ama daha biz haddimizi bile bilmiyoruz bizleri düşünen insanlara karşı.
Kendisi ne kadar biliyor bilmiyorum ama benim tanıdığım günden beri tek idolümdür "O". Bu ülkede eşcinsel hakları için mücadeleyi başlatan ve en çok mücadele eden kişi O'dur. Benim gözümde o kadar değerli bir insan ki, onun adını vererek onu incitmekten, ona zarar vermekten korkuyorum. Bugün onun doğum günüymüş. Çok kuru-kuru olacak ama "Nice yıllara 'Büyük Kahraman' ". Kahraman diyorum; Gerçek kahramanlık silahla kan dökerek değil, yobazlıklara, bağnazlıklara karşı hak mücadelesi için, insanlık için düşündüklerini insanca ifade edebilmekle mümkündür. "O" bu ülkede bunu başarabilmiş, diğer eşcinsellere mücadele yolunu açmış ilk eşcinsel kahramandır. "O" olmasaydı eşcinsel haklarının bu ülkede, bu konumda olabileceğine hiç inanmıyorum ben. Abarttığım falan sanılabilir ama içinde yaşanılan dünyadaki güzelliklerin kaynağını sorgulama yetisinden yoksunluk, gerçekleri görmezlikten gelmemize sebep olabilir. Bir şeyler yapmayanlar, yapanların yaptıklarını küçümserler hazmedemediklerinden. Temeli atılmış bir dünyanın üzerine bir tuğla daha koymak yerine, yeni dünya kurmaya çalışırlar. Aklınıza şcinsel hakları için mücadele eden başka bir isim geliyor mu Ali Erol'dan önce? Saygılar Ali Erol, saygılar "Büyük Kahraman". Bazıları Ali Erol derken lütfen dikkat etsin. Önce bir kendisine baksın "Eşcinsel hakları için ne yaptım?" diye, ondan sonra konuşsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder