Tamer Amerika'dan döndükten sonra karlı birYılbaşı gecesini davet edildiği için çocukluk arkadaşı Sedat ve eşi Mine'yle geçirir. Mine alkolün etkisiyle Yılbaşı gecesinin balonsuz olmayacağı konusunda mızmızlanır. Tamer korunma amacıyla evde bulunan prezervatiflerden balon yapar, bir tanesini de o gece Sedat'ın eşi Mine'ye aldığı şöminenin üzerine dizilmiş mumlardan en kalın ve en uzununa geçirir. Sedat'ın da dediği gibi Yılbaşı gecesini kiminle geçirirsen yıl sonuna kadar onunla geçirirmişsin ve Tamer'de Sedatlarla her gün görüşür. Yaz tatilini de Tamer Sedatlarla geçirir. Tatil dönüşü Mine kocasının üzülmesini istememesine rağmen kocasına Tamer'e olan aşkını açıklar, hem de Tamer'i çok sevdiğini söyler. Kocasının tepkisini merak ediyorsunuz değil mi? Sedat sigarasından çektiği "fırt" ı karısının suratına üfledikten sonra,
"Tamer'i ben de çok seviyorum. Gülümseyişi, ses tonu çok etkiliyor beni. Onu görünce içim titriyor. Üç yıllık bir evliliğin ardından aynı erkeğe aşık olmamız ne tuhaf değil mi? Yazık geç kaldın güzelim. Atı alan Üsküdar'ı çoktan geçti. Hani Tamer'in prezervatif taktığı mum ve gece vardı ya..."
Mine, "Sus yeter. Gerisini duymak istemiyorum. Çok iğrençsin. İkinizden de tiksiniyorum. Dokunuşların, okşayışların, öpüşlerin ağır bir yük gibi geliyor şimdi. Taşıyamayacağım ve asla kurtulamayacağım yapış yapış bir ten yükü." der.
Birebir tanık olduğum veya kurmaca bir hikaye değil bu yazdıklarım. Atilla Şenkon'un "Ten Yükü" kitabının ilk öyküsü ve karı-koca arasında geçen diyalog da birebir alıntı.
Çevremizde birebir buna benzer ilişkiler vardır mutlaka ama versiyonlarından tartışmasız binlercesinin mevcut. Çünkü bu ülkede eşcinsellerin tamamına yakını heteroseksüel evlilik yapıyor ve karılarından eşcinselliklerini saklayabildikleri kadar saklıyorlar, öğrenilse anlaşılsa bile her iki taraf da bilmezlikten geliyor veya gündeme getirilmiyor.
Koca karısına yemin-billah ediyor karısını aldatmadığına dair. Çünkü eşcinsel erkeklere göre de heteroseksüelce aldatma aldatmadan sayılıyor. Burada eşcinseller heteroseksizmin ayrımcılığına maruz kalmalarına rağmen vicdansız bir şekilde heteroseksistçe düşünüyorlar. Yani karılarını iki kere aldatmış oluyorlar. Heteroseksizmden bu şekilde intikam alındığını sanmıyorum öyküdeki gibi ama kadınların ne suçu var bu durumda. Kadınların yıllarca bir heteroseksüelle seviştiğini düşünüp, sanki lezbiyen bir ilişki yaşamış gibi hissetmeleri gerçekten kaldırılamayacak kadar ağır gelebilir onlara. Çünkü onlar da, ne de olsa heteroseksistçe yetiştirilmişler ve bu yetiştirilme tarzı yüzünden çifte aldatılmayı hak etmiyorlar bence.
En ağırıysa kocalarının eşcinselliğini öğrenmelerine rağmen, toplumsal sebeplerden dolayı evliliklerini sürdürmek zorunda kalmaları. Bunu çocuklarına, ailelerine, çevrelerine nasıl açıklayabilirler ki? Açıkladılar diyelim, bunun apayrı ağır bir yükü olmaz mı? Hem kolay mı daha toplumuzda bir kadının çoluk-çocuktan sonra kocasından ayrılıp baba evine dönmesi veya yeniden evlenmesi, yeni bir hayat kurması? Bunu ancak bağımsızlığını kazanmış kadınlar yapabilirler.
Kocalarının eşcinselliklerini bilmelerine rağmen, evliliklerini sürdüren kadınlara siz hiç şahit olmadınız mı? Ben çok şahit oldum. Hem de o kadar çok ki. Çünkü dediğim gibi bu ülkede eşcinsellerin tamamına yakın hala heteroseksüel evlilik yapıyorlar ve bunların eşcinselliklerinin ortaya çıkma yüzdesi de azımsanmayacak kadar yüksek.
Tuhaf, komik ve de acı bir çıkmaz aslında eşcinsellerin heteroseksüel evlilikleri her kesim ve her açıdan dolayı. Kadınlar durumun farkında olmayıp komik duruma düşebiliyorlar, öğreniyorlar çok büyük acı yaşıyorlar. Çevre heteroseksizm yüzünden ikiyüzlülük yapıyor, yeri geldiğinde bunu şantaj, tehdit olarak kullanıyor. Eşcinsellerse zaten kurbanlar, zaten zavallılar eşcinselliklerini açıklayamayıp kabul ettiremedikleri için. Bunun üstüne bir de eşcinselliklerinin arkasında durmayıp kadınlara karşı "hıyarlık" yapıp haksız konuma düşüyorlar.
Suçlu hepimiziz aslında heteroseksizme boyun eğdiğimiz için. Kadınların teslimiyetçiliği, eşcinsellerin cinsel yönelimleriyle barışamamaları, ailelerin çocuklarını heteroseksizme kurban etmeleri, çevrenin-toplumun ikiyüzlülüğü, sahtekarlığı, duyarsızlığı ve de acımasızlığı. En çok da hükümetlerin sorumsuzluğu, ayrımcılığa maruz kalan farklılıkları bile bile korumadığı için. Zorla heteroseksüelleştirilmeye çalışılırsa insanlar, faturası da en başta hak etmeyen masumlara kesilse de, hesabı herkes öder kaçınılmaz olarak.
Çözüm çok kolay aslında. Eşcinsellik kabul edilsin, heteroseksüeller de erkekliğin, heteroseksizmin yükünden kurtulsun artık. Valla eşcinsellerin bunda suçu yok, varsa bile heteroseksüeller yüzünden. Çünkü eşcinselleri heteroseksüel evliliğe zorlayan da heteroseksizm, eşcinselliklerini açıklamalarına izin vermeyen de. Eşcinsellerin en büyük suçu, heteroseksizmin onları her ne şekilde olursa olsun insan yerine koymamasına rağmen, kendileri olmak için fazla çaba sarf etmemeleri. Sanki heteroseksüel "gibi" olunca çok mutlu oluyorlar.
İşin en kötü tarafıysa heteroseksizm yüzünden ne kadınların, ne erkeklerin, ne de eşcinsellerin gerçek sevgiyi yaşayamaması, içlerinden geldiği gibi sevgilerini gösterememeleri, istisnalar dışında. Evlenince, birlikte olunca aşk, sevgi olmuyor ne yazık ki. Kadınlar verilenle yetiniyor, erkeklerin sevgilerini göstermesi heteroseksizme aykırı, eşcinsellereyse sevgi haram zaten!
Kadın sevgisinin göstergesi olarak kocasına kaşıkla yemek tutar sofrada. Erkek elinin tersiyle tersler kadını. Kadın içgüdüsel olarak sevgisini göstermeye çalışmıştır. Erkek de doğası gereği terslemiştir bu sevgiyi. Çünkü eşcinseldir. Eşcinselliğine saygısı olmayanın kadına mı saygısı olacak? Eşcinsel kocanın savunusu, "Heteroseksüel koca sanki benden daha iyi mi sevecek, benden daha iyi mi davranacak?" Çünkü eşcinsel koca baba evinde "karı gibi" yemek yemenin cezası olarak suratına fırlatılan çatalla erkek sevgisinin nasıl bir şey olduğunu biliyordur. Erkek olması için de evlendirilmiştir. Haklı olarak onun elinden de bu kadarı gelmektedir.
Kadın ne olduğunu anlayamamıştır. Kocası sevmiyor mudur onu? Kesinlikle ama ne için olduğunu anlayamamıştır. Bir de herkese rezil olmuştur kocasının kendisini sevmediğini gördükleri için. Peki neden evlenmiştir onunla bu adam. Yoksa sevgi bu mudur? Nasıl olduğunu hayat boyu da bilmeyecektir. Çünkü eşcinseller karılarına eşcinselliklerini itiraf edemiyor, kendi cinslerine aşık olabileceklerini söyleyemiyorlar ki hala. Günahı heteroseksizmin boynuna ama sahte bir sevgiyle sevilmek ve nedensiz sevilmemek, gerçek bir sevgisizlikten daha ağır olsa gerek. Çünkü insanın sevgi açığını bir ölçüde kapatabilme ihtimali vardır ama sahte bir sevginin açtığı güvensizliğin yarası kapanmaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder