30 Ocak 2012 Pazartesi

Burkalı Heykel!


Heykellerde bile burkalı kadınlardan daha çok hayat belirtisi vardır.

Afganistan'da bir kadın erkek çocuk doğurmadığı için kayınvalidesi tarafından boğularak öldürülmüş. Bu durum heteroseksizmin erkek kadın ayırt etmeden insanları yobazlık noktasına getirdiği üst seviyelerden biridir, ölümden ötesi de yoktur sanırım. Belki daha üst seviyesi işkence yaparak öldürmek olabilir.

Edirne’deyse muhafazakar çevreler, Türk Kadınlar Birliği Edirne şubesi tarafından cumhuriyetin 80. yılı anısına yapılan “Özgür ve Çağdaş Kadın” heykelinin kaldırılması için mücadeleye başlamış. Muhafazakar kesim "baş örtüsünü atan kadın heykeli"ni erotik buldukları için manevi değerlerle alay edildiğini savunuyorlar. Bu heykel yüzünden rencide oluyorlarmış. Heykeli defalarca yıkmışlar ama Kadınlar Birliği tarafından yeniden yapılmış. Bu sapkın ve ahlaksız erotik heykel Edirne'ye yakışmıyormuş. Baş açıklığını toplumun yok edilmesi için dinsizleştirme politikası olarak tanımlıyorlar.

Ben bu iki olaya arasında zerre kadar fark göremiyorum. Biri patlamış mısır, diğeri de patlamaya hazır mısır. Ne zamana nasıl patlayacağı da hiç belli değil. Bu gün başı açık heykelden rahatsız olan, yarın sokaktaki insana saldırır kılık-kıyafetinden veya davranışlarından dolayı. Zaten örneklerine de rastlamıyor muyuz? Ramazan'da sigara içenler, parklarda elele dolaşan sevgililer saygısız ve ahlaksız diye saldırıya maruz kalmıyorlar mı? Bunları münferit örnek sayabilirler ama toplu uygulamaya geçilince geç kalınmış olmaz mı? Radyolardan televizyonlara kadar iktidarda olmanın cesaretiyle tutuculuk adına çeki-düzen verildiği için insanlar otokontrollerini çalıştırmaya başlamadılar mı?

İsrail'de bir araştırma dans etmenin insan sağlığını olumlu yönde etkilediğini söylüyor, ülkemizdeki gazetelerin kadın yazarlarından biri, bir dans grubunun çocuk dansçılarının Roman oyunu oynamasını, gerdan kırıp kalça sallamasını avam bulup densizlik olarak yorumluyor.

Amerika'da bir oyuncunun "eşcinsellik tercih" demesine hukukçular bile isyan ediyor, BM Genel Sekreteri eşcinsellere "ikinci sınıf vatandaş, hatta suçlu" gibi muamele etmeye son vermesi için çağrısında bulunuyor ama bizim medyamızın daha eşcinselliğe yönelim dediğine bile şahit olmadık neredeyse. Tercih denilmesineyse hiç kimse sesini çıkarmadığı gibi, çıkaranlar da ahlaksız ilan edilip "sapıklığa özendiriyor" diye nefret kusuluyor, "fuhuş yapılıyor, eşcinsel ilişkiye giriliyor" diye sinema basılıp insanlar gözaltına alınıyor.

İngiltere'de bir kadın 27 yılda 1000 erkekle yattığını ve erkekler ona "hayır" diyinceye kadar yoğun sekse devam edeceğini söylüyor ama İran'da bir erkek internette porno sitesi oluşturduğu için idama mahkum ediliyor, ceza da mahkeme tarafından onaylanıyor. Merak ediyorum Türk hükümeti bu infazın gerçekleşmesini engellemek için bir çaba sarf edecek mi, yoksa içişleri diye karışmayacak mı? Heykeller yıkılmaya, eşcinsellere baskılara sessiz kalınmaktan öte, bilinçli bir şekilde baskılar devam ederken insanların cinsel özgürlüklerinden dolayı idam edilmesine niye seslerini çıkarsınlar ki.

İnsanlar kendi canları yanıncaya kadar dünyadan bihaber yaşıyorlar, canları yanınca da zaten kurban oldukları için geç kalınmış oluyor. İşin en kötü tarafıysa, aynı Afganistan'daki kayınvalide gibi herkesin cellada dönüşmesi bu duyarsızlıktan dolayı. Oysa üzerinde yaşadığımız dünya demokrasiyle anti demokrasinin aynı anda yaşandığı için gözlem yaparak duyarlılık sahibi, insan olabileceğimiz  bir gezegen. İnsanlık demek fırsattan istifade bencilce kendini kurtarmak demek mi acaba?
 
Fotoğrafa bakıyorum ve kadınlığın geldiği ve getirilmek istendiği, erkek dışında kalanların gelebilecekleri noktadan sadece ve sadece insanlık adına utanıyorum. Heykelden bile daha kötü durumda görünmüyor mu Afganistan ve buna benzer durumdaki ortamlarda, kültürlerde yaşayan kadınlar? İnanın heykellerde bile burkalı kadınlardan daha çok hayat belirtisi vardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder