2 Mart 2011 Çarşamba

Blogspot İfade Özgürlüğü Şehidi!

Kendimi tam anlamıyla ifade edebildiğim ve öğrendiklerimi paylaşabildiğim Google'un blogları, bazı bloggerlar tarafından izinsiz maç yayını yaptıkları gerekçesiyle, maçların yayın hakları kendilerinde olduğu ve maddi kayba uğramamak için Digitürk tarafından mahkeme kararıyla dün itibarıyla durduruldu.

Görüştüğüm Digitürk müşteri temsilcisi amaçlarının tüm blogları yasaklatmak değil, maçları izinsiz yayınlayanları şikayet etmek olduğunu ama mahkemenin böyle bir karar aldığını söyledi. Peki mahkeme neden böyle bir karar alıyor acaba? Bu maçları izinsiz yayınlayanları durdurabilmenin başka bir yolu yok mu tüm blogları engellemek yerine? Yasal maddeler tüm blogları kapatmak yerine ilgili bölümlerine müdahale edilerek herkesin mağdur edilmeyeceği şekilde düzenlenemez mi? Yoksa yasakçı zihniyet özelinden kamusuna kurumların-kuruluşların da mı çıkarına uygun olduğu için insanlık dışı böyle bir uygulamaya göz yumuluyor? Özgürlüklerin kısıtlanmaması için hiçbir çıkar yol kalmadı mı da böyle saçma yasaklarla karşı karşıya kalıyor insanlar? Yoksa insanları çıkarlarına alet ettikleri, istedikleri gibi davrandıkları bir sürü gibi mi görüyorlar?


Digiturk, "illegal içerikleri ısrarla durdurmadığını" öne sürerek "google ve blogspot"u sorumlu tutmuş bu yasaktan. Peki sen Digitürk kendi çıkarların için neden yasaklanmayı hak etmeyen insanları mağdur ediyorsun. Bilmiyor musun yasakçı zihniyetin kurallarını uygulayabilmek için şikayet fırsatı beklediğini?

Peki Digitürk abonelerinin böyle bir uygulamadan haberleri var mı? Varsa eğer neden aboneliklerini iptal ettirmeyerek özgürlük ve demokrasi adına insanların düşünce özgürlüğü platformlarının ellerinden alınmasına göz yumuyorlar? Yoksa düşünce özgürlüğüne karşılar mı, yada umurlarında bile mi değil, hatta işlerine mi geliyor insanların kendilerini ifade edememeleri? Peki bu sessizliğin bir gün her anlamda kartelleşeceğini akıllarına getirmiyorlar mı? Bazı muhafazakar rejimlerde sporun bile yasak olduğu, hatta kadınların bekaretlerini bozduğu için spor yapamadıklarını bilmiyorlar mı? O noktaya gelince Digitürk'ün sizin istediğiniz gibi olacağını mı düşünüyorsunuz? Gerçi Digitürk bile bu yasaklatmalarla kendi kuyusunu kazdığını bile düşünemeyecek kadar kısa vadeli çıkar peşinde koştuğuna göre ben kime ne anlatıyorum ki?

Çok mu abartıyorum? Biz Türk televizyonlarında kırmızı noktalı programların, gece jimnastiklerinin yapıldığı günlerden, eşcinselliğin gençleri özendirir diye eşcinsellerin televizyonlardan uzaklaştırıldığı, cemaatlere övgülerin yağdırıldığı günlere geldik. Sessiz kalınırsa özgürlüğün garantisi olamaz hiçbir zaman. Dünyanın hangi demokrasinde bu kadar internet yasakları vardır acaba? Tek dertleri seks! "Her şer seks demek değildir" diye apaçık itiraf ettikleri gibi. Zaten yasaklı sitelerin büyük çoğunluğu, binlerle ifade edileni seksle ilgili olanı.

Hakların insanların kendisine ait olmadığı, gasp edilerek ancak talepte bulunulursa gıdım-gıdım verilerek nabız yoklandığı, verilenle yetinilen, verenlerin demokrasiyi getirdik yalanıyla çoğunluğu avuttuğu, uyuttuğu, alıştırdığı muhafazakar sistemlerde sessiz kalmak baskıya ortak olunduğu ve de baskı yapanlara cesaret verdiği için, baskı yapmaktan daha büyük suç sayılır demokrasi adına. Ne yazık ki çıkara mecbur kalınan toplumlarda kişilerin kendi canları yanana kadar da hak ihlalleri ve baskılar görmezlikten gelinir geçmişte aynı durumlara gebe kalındığı ve geleceğe yatırım olacağı için.

Bakınız iki yudum bira içtiler diye 0.5 promilden daha az çıktığı, araç kullananların bile 0.5 promile kadar hakları bulunduğu halde iki kişiye 75 er liralık kabahatler kanununa dayanarak başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde davranışlarda bulunan kişilere uygulanan "sarhoşluk" cezası kesilmiş. Ceza kesilenlerden biri de yaşama alanlarının daraltıldığını iddia ederek polislerden şikayetçi olacağını söylemiş. E, günaydın! Yeni mi haberiniz oluyor? Siz daha açılım yalanıyla kendinizi avutmaya devam edin. Siz daha başkalarına yapılan haksızlıklara kendi başınıza gelinceye kadar duyarsız kalın.

Demek istediğim işte bu. İnsanlar ne zaman kendi çıkarlarına ters düşülürse o zaman uyanıyorlar, daha da önemlisi ancak kendi hak ihlallerine göre demokrasiyi tanımlıyorlar, yaşamayı sadece kendi yaşadıkları gibi olduğundan ibaret sanıyorlar. Yoksa ötekilerin hakkı-hukuku çok da önemli değil!

1 yorum:

  1. Merhaba, keşke öyle olsa. Yani keşke en azından insanlar kendi yaşamlarına müdahale ve tecavüz edildiğinde bir ses çıkarsalar. Yok malesef. Blog yasağı ile, yazdığınız gibi, iyi bir fırsat kazanmış oldular. Her gün bir çoğumuzun düşüncesini, düşünü yazdığı bir yeri evlerimizden, bizden izinsiz alıp götürebilmek için. Götürülen sadece bir kaç yazımız değil, bizleriz aslında, bu yaşamdan elenmeleri arzu edilen bizler... Ayrımcılığın, salt ayrımcılık olmaktan çıkıp, yok edişe dönüştüğü zamanımızda ve toprağımızda, insanların kendi içlerinde bile parçalara ayrılıp, şizofrence hem de paranoid şizofrence yaşamaları isteniyor.
    Daha çok konuşmak gerek değil mi ? Ve Görünür olmak...
    Sağlıkla.

    YanıtlaSil