14 Ağustos 2010 Cumartesi

Her Eşcinsel Biraz Transseksüeldir?

Doğada her renk var ama heteroseksizm bazı renkleri matlaştırıyor veya tamamen yok etmeye çalışıyor.

Hatırlıyorum da,çocukluğumda hiç kimsenin etkisinde kalmadığım halde kadınlığa bir özentim vardı.Ben o yaşlarda cinsiyetin ne olduğunu bilmediğim gibi herhangi bir rol kalıbı dayatması da yaşamadığımdan,kendimi kız gibi hissetmesem de içimden geldiği şekilde feminen davranışlarım ve de giyim tarzım vardı.Çiçekli basmadan bir donum vardı ablamın diktiği ve çok severek giydiğim.Hafif dalgalı güneş yanığı saçlarımı kestirmemek için direttiğimi hatırlıyorum.Ancak banyo yaparken farkında olmadan kesebiliyordu bizimkiler.Fark ettiğimde de yaygarayı kopartıyordum ve artist fotoğraflı çikolatayla susturabiliyorlardı beni.Sanata-sanatçıya ilgim çocukluğumdan beri var olduğu gibi,özgürlüğüme düşkünlüğüm de yapımdan kaynaklanıyordu.Ne kimse istediği şeyi yaptırabiliyordu bana,ne de yapmak istediğime hayır diyebiliyorladı.Çocukluğun kalıba sokulamayan halini korkutmak kar etmiyordu susturabilmeleri için.Büyüyüp kendi düş dünyamla oyalanmaya başladığımda,çevremdekiler çocukluğumdaki çığırtkanlığımla bağdaştıramadıkları için,içine kapanık halimden dolayı hem memnuniyet,hem de şaşkınlık içindeydiler.Asi karakterimin eşcinselliğimle bir alakası yoktu ama ileriki yaşlarda bu tarafımın fiziksel olarak çok zararı olsa da(Şiddete maruz kalmama sebep olduğu için) açık bir eşcinsel olmam da özgüven açısından çok faydalı olup,hem kendimle çatışmamı önledi hem de eşcinsellik mücadelesi konusunda bana cesaret verdi.

Çocukluğumdaki eşcinselliğime dönecek olursak,evcilik oynarken bile kız rollerini seçiyordum.Erkeksi bir tarafım olmadığı gibi,top falan değil de bebek oynardım.El işlerine yeteneğim vardı ama ben bunu isteyerek yapıyordum.(Gerçi ilerleyen dönemlerde yani okumak gibi beni daha tatmin edecek uğraşları keşfettikten sonra zaman kaybı olarak düşünüp diğer eşcinsellerin toplumsal kadın rolü özentiliğini ve feminen yaşam biçimini eleştirmeye başlayacaktım.)İlkokul çağımda kız veya erkek çocuklar arasında ayrım yapmadan bir kaynaşmam vardı galiba ama ortaokul çağımda eşcinselliğimden iyice emin olduktan sonra erkeklerden tamamen kopup kızlarla içli-dışlı olmuştum.Kızlarla haşır-neşirliğim fark ediliyordu ama bir tanımlama ihtiyacı duyulmamıştı galiba ki,ne bir ayrımcılık ne de bir dalga geçme olayı hatırlamıyorum o döneme ait.Bir de eşcinsel olmama rağmen ben kıllı-mılı bir şeydim.Hani öyle-böyle değil."Ayı" grubunun kılları halt etmiş benim kıllarımın yanında.Görsel ve davranışsal olarak feminen bir tarafım,kız gibi olmak gibi bir arzum da olmayınca eşcinselliğimin göze batan bir tarafı yoktu artık ortaokul dönmemimde.Bu bir farkında olmadan içselleşip kendimi bastırma mı,yoksa belli bir sınıfa ait olmama tepkisi mi bilmiyorum.Okulda feminen davranışları çok bariz belli bir arkadaşım vardı.Sanki kan çekmiş gibi birbirimizi bulup hemen kaynaşmıştık.Hiç birbirimize açılma ihtiyacı hissetmemiştik.Askerden geldikten sonra evlenip,çoluk-çocuğa karıştığını duydum.

Lise çağlarımda kendi cinsime olan ilgim cinsellikten çok duygusallığa yoğunlaşmaya başlamıştı.Okula gider,dersleri dinler ve hiç kimseyle konuşmadan eve dönerdim.Artık ergenleşildiği için cinsiyet kategorileşmesinden dolayı da ortaokul çağındaki gibi kızlarla samimiyetim olamayınca bir eşcinsel olarak,asosyalleştiğimden iyice okulu hiç sevmez hale gelmiştim.Ama sınıfımızda bir çocuk vardı duygusal olarak ilgi duyduğum;sırf onun için her sabah okula heyecanla gidiyordum.Gerçi yıllar sonra eşiyle beraber çocuk arabasıyla görmüştüm onu.İnsan birine aşık olmuyormuş gençlik dönemlerinde,duygularına birilerini malzeme ediyormuş."Bu muymuş benim aşık olduğum kişi?" diyerek o dönem yaşananların aşk olmadığını sonradan anlarız ya,işte öyle bir durum.

Heterosu da evleniyordu,eşcinseli de heteroseksizmin olmazsa-olmaz görevlerinden biri olarak bir keramet varmışcasına.

Ben cinselliğimi 20 yaşında yaşadım.Bir şeyleri yaşamanın de erkeni veya geçinin olduğuna inanmadığımdan,yaşadıklarımdan veya yaşayamadıklarımdan pişmanlık duyulmaması gerektiğini bilenlerdenim.Çevresel faktörler ve benim yapım böyle bir süreç oluşturmuştur ve kapasitem kadar yaşamışımdır.

Genelde eşcinseller eşcinselliklerini keşfettikleri ilk dönemlerde kendileriyle çatışıp yalnızlık çekerler dünyada kendilerinin tek olduğunu zannederek ve eşcinsel ortamların içine girdikçe kendilerine benzeyen birilerini bulmanın sevinciyle yalnız olmadıklarını öğrenirler,sosyalleşip özgüvenlerini kazanmaya başlarlar.Bende ise tam tersi oldu.Eşcinsel ortamlara girinceye kadar ne eşcinselliğimle çatışmıştım,ne de dünyada kendimi tek zannediyordum.Çünkü ben fiziksel olarak olmam gerektiği gibiydim ve sadece kendi cinsime ilgi duyuyordum.Bu da çok hoşuma gittiği için çok güzel geliyordu bana.Ne zaman bulunduğum ortamda 90'ların başında bilinçsiz de olsa eşcinsel komün oluştu,birbirimizi tanıdıktan bir süre sonra ben gurubun dışına itilmeye başladım.Direkt olarak ayrımcılığa maruz kalmasamda,birbirleriyle kaynaştıkları gibi benimle kaynaşmadılar.Heteroseksüeller tarafından ayrımcılığa maruz kalmıyordum ama eşcinseller tarafından ayrımcılığa maruz kalıyordum.Bu moralimi bozmuyordu,çünkü nedenini biliyordum.O yüzden hala daha eşcinsel örgütlenme oluşamadı ya bulunduğum şehirde.Bunda batıdaki kültürel esneklik payının olmasından çok,verilenle yetinme gibi heteroseksizme karşı özgüvensizlik daha fazla tabi.

Çevremdeki eşcinseller ortam veya ekonomik olarak bağımsızlıklarını kazandıkça sanki transeksüelliklerini keşfedip daha bir feminenleşiyorlardı.Bense farkında olmadan içimden geldiği gibi olup tabi ki yapıma uygun sınırlarda kendim farkında olmasam da daha bir yumuşuyordum ama,bu heteroseksizme karşı mücadele veren biri olarak heteroseksizmden korktuğumdan değil de,sanki beni dışlayam bir transeksalizme karşı bi tepki mahiyetinde,feminenlikten uzaklaşıyor,kıyafetlerimde daha biçimsel renkleri ve tarzları tercih ediyordum.Belki bu seçimlerim tepkisel değil de yapısaldı bilemiyorum.Fobiye sebep olmayacak boyutda,daha alaturka değil de daha daha post-androjen bir transsekssüalizmin içimde uyuma ihtimalini de göz ardı edemem tabi.Aslında bu itiraf "Uyuma ihtimali" olmasa da kendimle yüzleşme cesaretidir belki.Olsaydı 40 yaşına kadar çıkardı herhalde.

Eşcinsellerin abartılı feminenliği ne kadar rahatsız edici olsa da,erkeksi tavırları da bir o kadar abes duruyor.Eşcinsellik doğal olarak kabul edilse ne eşcinsellik feminenleşecek,ne de eşcinseller sert bir maske takmaya çalışarak komik duruma düşecekler.Eşcinselliği traji-komik duruma düşüren de heteroseksizmin korkusundan dolayı kendinde oluşturduğu çelişkisi.Askerdeyken eşcinselliğimden şüphelenenler,eşcinsellikten korkularının intikamını benim eşcinsel olabilme ihtimalimi "Üst"leriyle paylaşarak almaya çalışmışlardı.Çavuş da karşısında görüntü olarak bir erkek görünce,inceleyip "Yok,olamaz" demişti öğrendiği eşcinsellik erkeksilikle çeliştiği için.

Aslında doğada her renk var ama heteroseksizm bazı renkleri matlaştırıyor veya tamamen yok etmeye çalışıyor.İçinde bulunulan heteroseksizmin farklı kültürlerine göre bu renkler kimi zaman bir kamuflaj,kimi zaman ötekileştirme sebebi olabiliyor.Çünkü kimileri "Erkek erkek gibi,kadın da kadın gibi" olmalı düşüncesiyle heteroseksizmin çıkarına uygun olduğu için transseksüalizme destek veriyor,kimileri de transekssüelliği farklılığın en uç noktası olarak görüp uzak durulması gereken en yabancı,en korkulası öteki haline getiriyor.

Keşke eşcinseller heteroseksizme aidiyet kaygısıyla transseksüel olup kadınlığa adaptasyon sorunu yaşayıp da kimlik bunalımına girmeseler.(Bedensel geçiş yaşayan transseksüellerin azlığının sebebi operasyonun maşekatli oluşundan mı,kadın bilinçliliğinin istatiksel yansıması mı,heteroseksist dünyada kadının cesaretinin daha fazla kırılması mı,kadının eşcinselliğinin heteroseksizmi fazla rahatsız etmeyip aidiyete ihtiyaç duymaması mı?)Keşke eşcinseller heteroseksizmle çatışmaktan korkmayıp,içlerindeki transseksüellikle barışıp LGBT havuzu içinde oluşturulan kategorizasyonda ayrımcılık yaparak homofobiyi beslemeseler heteroseksizme daha bir cesaret veren.

Peki bazı transseksüel kadınların bedensel geçişlerini tamamladıktan sonra kadın olduklarının altını çizip,"Biz eşcinseliz!" dememeleri,kendi içinde bir ayrımcılık yaparak heteroseksist bakış açısını beslemez mi?Feminizme destek vermek amacıyla veya kadınlıklarının kabul edilmesi adına kadın olduklarını haykırsınlar bile ama bunu eşcinsel olmasalar da eşcinselliklerini kabul etmemek adına yaparlarsa,bu eşcinselliği kabul etmemek anlamına da gelebilir.Çünkü toplumsal cinsiyet rollerinin şeklinin-şemalinin belli olduğu bir toplumda heteroseksizmin bir parçası haline gelerek egemen çoğunluğa ait olmaya çalışmak,kendini kandırmaktır.Ama farklılığınla ve olduğun gibi aralarından geldiğin ötekileri dışlamayarak yaşamın bir parçası olduğunu kabul ettirmeye çalışırsan,uzun vadede ancak ayrımcılığa maruz kalmayacağının bir garantisi olabilir.Yoksa aidiyet kaygısı olduğu sürece küçücük de olsa faklılığın,heteroseksizmin devamlılığı için ötekileşmen adına yeri geldiğinde hep kullanılacaktır.Farkınla yüzleşirsen,ayrımcılığa maruz bırakan güçlü bir sebep olmaktan çıkacaktır bu küçük ayrıntı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder