Yardımlarınızı manevi tatmin veya öte dünyaya yatırım olsun diye, hatta diğer insanlardan takdir görmek için yapmayın. Hepsi de anlamsız. Vicdanınızı geliştirmek için, müteşekkir olmamız gereken dünya gezegeninin hayvan ve bitki örtüsü adına bir şeyler yapın. Daha mantıklı olalım yani. Tanrı zaten hayvan veya doğa örtüsü katliamını ve de takdir edilmek için yaptığınız hayırları, yardım-duyarlılık olarak kabul etmez. İhtiyacı olanları ve kurtarılması gerekenleri düşünmek en doğrusu diye düşünüyorum mantıken.
Asgari ücret veya emekli maaşları neden düşük diye hiç düşündünüz mü? Bunun ekonomik sorunlarla veya üretimle falan alakası olamaz. Çünkü Marxist teoriye göre bir insanın günde 6 saatlik çalışması, onun her türlü ihtiyacını karşılayabilmesine yetecek bir süredir. Oysa gelişMemiş toplumlarda 24 saat çalışsan da aç kalırsın. Bu durum, vicdansız iktidarların, yönettiği kişileri, tepki veremesin diye cahillik ve açlığa mahkum bırakmak için uygulamasından başka bir şey değildir. Cahil kalındığı için bunun anlaşılması zor olur. Çünkü insanlar açlıkla mücadele verirken cahilliklerinden kurtulamazlar.
Bu sarı kedi, sokağımızda, daha doğrusu benim evin önünde yeni peydahlandı. Biris mi bıraktı, yoksa sokakta yaşıyordu ve mama noktası olarak beni mi seçti bilmiyorum. Bu kedinin arka bacakları tutmuyor, ancak yürüyebilecek kadar basıyor ve çok zorlanıyor. Omurga yapısında önceden oluşmış kalıcı bir hasar olduğunu düşündüğüm için, tedaviye cevap verebilecek bir durumunun olduğunu da sanmıyorum. Paytak paytak yürdüğü için arabalardan falan kaçamıyor. Ürkek olduğu için eve sokamıyordum. Dün hatta arabanın birisi, eğer ben görmeyip arabayı durdurmasaydım ezilecekti. Sonunda dış kapıyı açık burakarak mama ile kandırıp içeriye soktum. Evdeki diğer kediler isytemiyor, o da ortamı yabancı bulduğu için tedirgin ama diğer kedilerle kavgası ve de korkusu, arabaların altında kalmasından daha iyidir diye düşünüyorum. Zamanla da alışacaktır. Pırıl kızım da engelli ve de onun kendini nevdeki diğer kedilere tam anlamıyla kabul ettrimesi yıllar sürdü ve de kendisi de zor alıştı evde durmaya ama şimdi mutlu. Bu sarışın oğlan da zamanla alışacaktır diye düşünüyorum. En azından insanın elinden geleni yapması gerekiyor; olmazsa da olmaz. Çünkü bir canı kurtarmak için, her şeyi denemeye değer. Artık sokakta değil, evin içinde. Şimdilik kedi baksından pek dışarıya çıkmıyor diğer kedilerden korktuğu için.
25
Büyümek; olgunlaşmak, bilgilenmek -kültürlenmek, kariyer-şöhret, hatta yaş almak hiç değildir. Bana göre büyümek, vicdanını ve duyarlılığını geliştirmektir. Ne kadar vicdanlı olursan, hayata geliş misyonunu da gerçekleştirmiş olursun. Ben artık evimde bile ne örümceklere, ne hamam böceklerine, ne de karıncalara müdahale edebiliyorum. Evdeki kedi besleme amacım, sokaktaki bakıma muhtaç kedilere yardımcı olmak; süs olsun diye değil. Gelirimi tamamen hayvanlarla paylaşıyorum. Artık çiçek kopartamadığım gibi, çiçek kopartanları görünce içimden saldırmak geliyor o insanlara. Komşumuz geçenlerde bahçeyi ilaçladı; benim kedilere zarar vermek için mi, bahçedeki otları kurutmak için mi bilmiyorum ama her iki amaç da çevreye zarar vermek sonuçta.
Bu ülkedeki kötü şeylerden biri, insanların kendilerine öğretilen şekilde bir varoluş dışındaki her şeyi yanlış bulması!
Bu ülkedeki en büyük handikaplardan biri, insanların kendilerine dayatılanlar dışındaki varoluşları cahilliklerinden dolayı tehdit olarak algılayıp yanlış bulmaları, hoşgörüsüz ve baskıcı olmaları.
Qıi, kuyruksuz olan sokak kedisi, penceremin dışında da olsa kendini güvende hissediyor.Bir insanın güvenilirliğinin tek işareti, kapısının veya penceresinin önündeki kendisine ait olmayan sokak hayvanlarıdır. Evdeki hayvanlar, siz kötü davransanız da size mecbur olmaya koşullandıklarından, sizin nasıl bir insan olduğunuzun işareti olamaz.
"Gezi" bu ülkenin başına gelen en güzel olaydır. Halk baskıya karşı demokrasi mücadelesi vermiştir. Ama "Gezi"ye katılanlar terörist, vatan haini gibi yaralandılar, öldürüldüler, hapse atıldılar. Size bir soru sorayım; gerçekten, eşitlik ve özgürlük mücadelesi verenlerin, vatan haini olduğuna, bu ülkeyi daha mı az sevdiğine inanıyorsunuz? Öyleyse, yazıklar olsun. Yobaz, baskıcı, gerici olmayıp da; eğitime ve bilime önem veren, laik ve demokratik insanların bu topluma faydacılığını görememek, gerçekten akıl ve mantık dışıdır. Şimdi atesit ve bir eşcinsel olarak, Gezi'yi savunan biri olarak, kadın-erkek eşitliğine inanan biri olarak, hayvanlar, bitkiler, tüm canlıların eşit yaşama hakkına inanan biri olarak, bu ülkeyi az sevdiğime inanmak, cahillikten başka bir şey olamaz. Ama bu ülkede işte ne yazık ki, akıllı, bilgili, kültürülü, eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik insanlara öteki gözüyle bakılıyor. Böyle bakan insanların zaten Türkiye'nin gelişmesini istemek, eşitlik-özgürlük veya insanca yaşamak gibi bir derdi olamaz. Hani insanları Eremni, Kürt, Rum, eşcinsel, Hrtistiyan, feminist, vesaire diye ayrıştırıyorsunuz ya; bu aslında siyasilerin iktidarsal çıkarları için sizi düşürdüğü tuzaktan başka bir şey değil. Ben insanlara şu veya bu gözüyle değil de, iyi mi kötü mü diye bakıyorum ve gerçekten akıllı iseniz, sadece insanlar iyi ve kötü diye ayrılıyor. Akıllıysanız, zaten ayrımcı olmuyorsunuz. Mesela en bilinen öteki örnek olarak insanları Kürt veya eşcnsel diye ayırıyorsunz ya; gerçekten ne kadar aptalca; hiç onlarla birlikte vakit geçirdiniz mi? Zerre kadar fark yok. Gerçi geçinmeye gönlünüz yoksa, gözünün üstünde kaşın var der, gene geçinmezsiniz ayrı mesele....
10 Haziran'da 53 yaşında olacağım. Son 20 yıllık sürecimi kayıp yıllar olarak görüyorum. Elimden alınmasına senep olanlara da lanet okuyorum. Alındınız mı? Hadi or'dan. Benim hayallerim vardı. Şimdi o bile yok artık. Birincisi 7 yıllık emeklilik hakkımı çaldılar, ikincisi emekli olunca da alım gücümü açlık sınırının düşürdüler. Hala göremiyor musunuz; her şey pahalanıyor, cebimizdeki paranın da değeri düşüyor. Ve en önemlisi özgürlüklerimizi kaybettik. Bir eşcinsel olarak şahssım adıma konuşayım, eşcinsellik terörizmle yan yana anılıyor. Eşit ve özgür yaşamak istersen vatan haini ilan ediliyorsun. Haa, bazılarınız sistematiksiniz ve halinizden şikayet etmeye kapasiteniz yoktur ayrı mesele. Devam edim o zaman...
Hiç kimse çoğunluk gibi olmak zorunda değil. Çoğunluğun tek doğru olduğunu kim söylüyor? Bilimsel kanıtı mı var? Hatta çoğunluk bence % 100 yanlış. Ben niye karşı cinse aşk besleyeyim. Ben niye hayvanları insanlarla eşit görmeyeyim? Niye ben dine inanayım; lanetlenmek için mi? Bilimsel ve mantıksal hiçbir kanıtı yok; elle tutulup, gözle görülebiliyor mu; deneysel mi, akademik mi din? Ben niye muhafazakarları destekleyeyim; ben cahil değilim ki; hayatımı gönlümce yaşamak varken, niye baskılayayım kendimi, gerekçesi ne? Cinsellik niye ayıp olsun; ihtiyacım kadar dibine kadar yaşarım, kime ne? Evlilik ne yaa; niye ben birine bağlanayım, niye birini kendime bağlayayım? Ben çocuk sahibi falan olmak istemiyorum; çünkü çocuk sevmiyorum; var mı itirazı olan; seven sevsin, yapan yapsın! Vesaire, vesaire...
Barış isteyen aydın insanlar bana göre bir melektir ve onları öldürmek, melekleri öldürmektir. Hani insanların hayalinde uhreviyata dairdir ya melekler; ben buna katılmıyorum; melek denilen şey, yeryüzünde insanların iyiliği için çalışanlardır. Ama ne oluyor; şeytanlar alkışlanıyor, melekler öldürülüyor.
Benim hayata dair bakış açıma dair paylaşımlarımı beğemeyenler hiçbir şekilde olumsuz eleştiride bulunmasın, beğenmeyen gitsin!
26
Eşitliği, özgürlüğü, adaleti, insan haklarını, demokrasiyi savunanları suçlu olarak görmek; geri zekalılıktan başka bir şey olamaz
***
En sevdiğim sözler...
İnsanlar hakettiği yaşamı yaşar.
Kurunun yanında yaş da yanar.
Dünya yansa yorganım yok içinde.
Bize bir şey olmaz.
Bu hikayede yanan gene siz olacaksınız.
Sana demedim mi?
Düşene bir tekme de sen vuracaksın.
Siz akıllanmazsınız.
Güvenme altınına-dolarına; düşersin yağa-şekere-ekmeğe, soğana-patatese, kabağa-patlıcana-domatese ve de HIYARa!
Hepimiz aynı gemideyiz!
E daha dur! Bunlar daha güzel günleriniz!
Haşırt!
27
Ruhaniyete fazla abanmak, daha çok ruhsal problemli insanların işiymiş gibi geliyor bana...
Dinin hüküm sürdüğü bir toplumda bilim olmaz! Çünkü insanlar bilime inanmaz ve değer vermez. Çünkü bilim deneysel-gerçekçidir.
28
Özgürlük, özgüven, akıl-mantık vs. bireysellikle paralel; din, ahlakçılık, cinsiyetçilik vs. ise toplumsallık ile paraleldir!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder