Duyarlılık, vicdan gibi kavramlar genetikseldir. Olmayınca olmaz. Çocukluğumdan beri hayvanlara, hatta bitkilere karşı duyarlıyımdır. Hatta kimsenin tahmin edemeyeceği delilik derecesinde. Hayvanların kesilmesine, ağaçların kesilmesine, hatta çiçeklerin kopartılmasına bile karşıyımdır. Çevremle çok çatışmışımdır bu konuda. Hayvanları hiçbir zaman insan türünden aşağı bir tür olarak görmedim; her canlı, her varoluş bütünün bir parçası gözüyle bakıyorum. Ve kendimi bildim bileli hayvanlara bakarım. Hayvanların başlarına gelen kıyımlarla ilgili çok piskolojik travmalar yaşamışımdır, hala yaşamaktayım. Sadece içinde yaşadığım çevredeki hayvan katliamları değil; Kanada'dai Fok kaliamından Avustralya'daki yangına, Japonya'daki balinalara kadar. Parfüm kullanmam; hayvanların gözünde test edildiği için. Çikolata yemem; çikolataya serttlik veren palmoil maddesinin Oranguatanların tek beslenme noktası olan palmiyelerden yapılıp onların aç kalması yüzünden, vesaire.
Bulunduğum mahallede 15 yıldır yaşıyorum ve 15 yıldır sokağımdaki kedileri sahipleniyorum, onlara bakıyorum vesaire. Son 2-3 yılda kedilerle ilgilenmem beni yıpratacak boyuta geldi ve evdeki kedi sayısı 30'a kadar yükseldi. Çok kedi olunca doğal seleksiyon sonucu kedi kayıplarına kaçınılmaz olarak şahit oluyorsun. Çünkü doğan her kedi yavrusu hayata tutunamıyor. Zaten hayvanların çok yavru yapmalarının sebebi, türlerinin doğal seleksiyona yenik düşmemesi için. Ve her canlıyı hayatta tutma çabası, mümkün olmadığı için duyarlı bir kişiliği oldukça olumsuz etkiliyor.
Olayın ekonomik boyutuna gelince. Diyordum ki emekli olunca aldığım maaşla hem hayvanlara, hem de mülteciler gibi ihtiyacı olan insanlara yetebilirim. 2400 lira emekli maaşı alıyorum ama geldiğimiz ekonomik kriz noktasında kendim açlık durumuyla mücadele eder hale geldim.
Yollarca petshop'lar tarafındna kazıklandım. İnternetten mama alışverişine başladım da biraz rahatladım. Sonra ne oldu; emekli oldum özgüveniyle sokak kedilerine mama verme olayını büyüttüm, daha çok noktaya mama bırakmaya başladım. Sonra ne oldu peki; iktidarın yanlış politikaları sebebiyle düştüğümüz dar boğaz ve hükümetin hayvan hakları yasasını çıkarmaması, mama fiyatarındaki KDV vesiare bizleri mama alamama noktasına getirdi. Mama fiyatları Doların yükselmesiyle birlikte 2 katına çıktı. Kedilerin yiyebileceği en ucuz mamanın 15 kiloluk çuvalı 300 liraya fırladı. Ayda 4 çuval mama demek, 1200 lira demek, buna artı diğer kedi giderlerini de eklerseniz... Sizce bana ne kalır?
Ve, ve, ve... 20 Kasım 2021'de sokak kedilerine mama dağıttıktan sonra, evde baktığım 7 kediden bir tanesi dışarıdaydı ve dönmemişti ve onu bulmak için evimin 50 metre ötesinde kedimi ararken sokakta sivil polisler tarafından uyuşturucu şüphesiyle durdurulup zor kullanıldım ve kaba davranmamalarını istediğim için polise zorluk çıkarıyor, küfür etti, kimlik ibraz etmedi gibi yalan gerekçelerle onlarca kişinin önünda polisler tarafından dövüldüm. Şu anda polislerle mahkemeliğim. Ağzına alkol veya sigara almayan ben uyuşturucu şüphelisi, küfür nedir bilmeyen ben polise küfür etti(ki asıl polis bana sinkalflı küfür etti), sicilinde tek leke olmayan ben kimlik ibraz etmedi, polisler beni dövdü diye polise iftira atıyorsun ifitrasıyla başbaşa bırakıldım.
Mama fiyatlarının artmasıyla sokak kedileiri için Mito yerine Goldi marka mama aldım, bazı markalar gibi o da elimde patladı. Bu sezonki yavruları da büyüttüm sokağımdaki. Artık dayanma gücüm kalmadı. Duvarımın dibine ve pencerelerime, evdeki kedilerime mama vermeye devam edeceğim ama diğer bıraktığım noktalara artık bırakAmayacağım. Çünkü ayrıca mahalledeki insanların kedi kaplarını çöpe atmalarından, onlarla kediler için kavga etmekten de çekinir hale geldim. Çünkü başıma ne geleceğini bilmiyorum ki. Kediler için uğraşırken polis şiddetine maruz kalacağım 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Mama bırakmama izin verilen bir evdeki kişiler de dün taşındılar ve orayı satın alan kişiletin izin verip vermeyeceğini bile bilmiyorum. Belki yıkacaklar zaten eski ev olduğu için. Mama bıraktığım noktalar yüzünden insanlarla sürekli kavga halindeyim zaten. Çünkü mama bırakıyorsun, tekrar mama bırakmaya gittiğimde ya kaplar atılıyor, ya da mamalar yere dökülüp ıslatılıyor falan.
Diğer bir konu yetemediğim için kedilere mama bağışı toplamak adına çalmadığım kapı bırakmadım. Ünlü sanatçılar, kurumlar, kuruluşlar... Bu ülkede hayvanseverlik sadece bir hikaye. Çevredeki insnalar da ya bir kere yardım ediyor, ya da yaptıkları yarım sadece 1 kilo. Hayatım boyunca sadece 2 kere 15 kiloluk mama yardımı yapıldı. Onlar da duyarlı kişi oldukları için.
En önemli konu da veterinerlerin hayvanseverlere çok yardımcı olmamaları. Tek dertleri ticaret. Veterinere her götürülen kediye check-up mı yapılır; kedinin derdi ne ise, orasını iyileştirmeye çalışırsın.
Bunları yazmam hayvanlara bakmayacağım anlamını taşımıyor elbet. Çünkü kaç kere pes ettirdiler beni ama vicdan deilen şey, eğer bir insanda varsa, öyle kolay kolay vazgeçilecek bir şey değil, hatta hiç vazgeçilecek bir şey değil. Ben kediler yüzünden şu an kaldığım mekandan, evde kediler var diye 15 senedir şehir dışına bile çıkamadım. Hep saatliğine ayrıldım evden. Bunun adına hayatımı kedilere feda ettim desem, kedilere haksızlık olur mu bilmiyorum. Asımın kedici veya kedi delisine çıkmasıyla da gurur duyuyorum.
Teşekkür ederim okuduğunuz için...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder