2 Aralık 2021 Perşembe

BİR EŞCİNSELİN BAŞINA HER NE GELİRSE GELSİN, ARKASINDA HOMOFOBİ OLABLİR!

Bir taş kaç yıl da oluşur biliyor musunuz; binlerce, hatta milyonlarca yılda. Oysa bir insanın yaşadıkları taşın yaşadıklarından bile daha sert ve doğa dışıdır ki, çok kısa sürede yüreği taşa dönüşebiliyor. Taş doğası gereği oluşur ama insan yüreğinin taşa dönüşmesi, kendisine yaşatılan hak etmediği ve kaldıramadığı acılar yüzündendir. Heteroseksüel insanların yaşadıkları acıların bir nedeni vardır ama eşcinsellere yaşatılan acıların hiçbir gerekçesi yoktur. Sırf eşcinsei oldukları için ayrımcılığa maruz kalırlar, şiddete maruz kalırlar, cinayete bile kurban gidebilirler. Sokakta giderken, bırakın kimseyi rahatsız etmeyi, hatta korka korka çekine çekine giderken bile başlarına kötü şeyler gelebilir eşcinsellerin. Yeter ki eşcinsel oldukları anlaşılsın. Çünkü toplumun gözünde lanetlidir onlar, günahkardır, ahlaksızdır, sapıktır, hastadır... Hem nasıl olsa onlara-eşcinsellere ne yapılsa, kimsenin umrunda olmayacaktır, kimse onlara sahip çıkmayacaktır, kimse onları korumayacak, savunmayacaktır. Nasıl iftira atarlarsa atsınlar üzerlerine yapışacaktır. Toplumun gözünde eşcinsellik suç, eşcinseller de suçludur. Bırakın artık "herkesin cinsel seçimi kendini ilgilendirir" ayaklarını, hiç inandırıcı değilsiniz böyle bir dostluğunuzla bile. Geleneksel toplumlarda homofobinin oranı % 99.99'dur. O yüzden eşcinseller kendileri bile homofobikleşmişlerdir;  Eşcinselliğe, kendi kimliklerine normal bakamamaktadırlar. O yüzden gizlenirler, o yüzden utanırlar kendilerinden. Kötü bir şey zannettirildikleri için de korkarlar. Barışamazlar bile kendileriyle, sevemez bir çok eşcinsel kendini. "Keşke böyle doğmasaydım" der. Kendini değiştirmeye falan çalışır, topluma uymaya falan; Ne kendileri olabilirler, ne de topluma uyabilirler. İnsan doğasından vazgeçemez ki. Bu yüzden kendi içlerinde de arada kalırlar, toplumsal yaşamda da. İşte bu "arada kalmışlık", onların toplumsal varoluşuna engeldir. İnsan varolamayınca da ya yok sayılır, ya da yok edilmeye çalışılır. Şuraya bağlayacağım. İşte toplumda eşcinsellere yapılan ayrımcılığın sebebi budur, eşicinsellerin başına gelenler bundandır; başka hiçbir neden aranmasın... Eşcinsellerin yüreklerinin taş kesilmesi de bundandır. Hep sevgi, eşitlik, özgürlük umuduyla yaşarlar. Yüreklerinin bir tarafını hep yumuşak tutarlar, asla vazgeçmezler sevmekten, iyi niyetli olmaktan, hayata tutunmaktan falan ama ufukta hiç ışık yoktur ki... Eşcinsal olmak işte böyle bir şeydir ama hiç kimse bunu bilmez, anlamaz; çünkü akıllarının ucundan bile geçmez ki neler çektikleri, neler yaşadıkları. Çünkü eşcinsellere de anlatma fırsatı verilmez. Çünkü eşcinseller de sanki ayıpmış gibi gizlenirler, anlatmazlar hiçbir şeyi-başlarını gelenleri ve nedenlerini, hatta kimliklerini bile. Hani siz heteroseksüller çiftleşme zamanınızda bile sıvılarınızı salgılar, kendinizi gösterirsiniz ya, biz eşcinseller sokağa çıktığımız zaman bile başımıza bir şey gelebilir mi acaba korkusunu yaşarız ve zaman zaman çekiniriz sokağa çıkmaktan bile. Korktuğumuz da öyle veya böyle, az veya çok, kısa vadede veya uzun vadede mutlaka başımıza gelir. Yaşadığımız bir çok olayın arkasında bile hiç kimse bunu kabul etmese de eşcinselliğimiz yatmaktadır aslında; ister bilinçli şekilde, isterse bilinçaltındaki nefretin hareketiyle. Çünkü bilirler ki onlar-eşcinseller toplumun bir numaralı kurbanıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder