25 Kasım 2021 Perşembe

25 Kasım 2021 facebook notlarım

 Bu coğrafyada yaptığım en güzel şey yalnız yaşamak. Ben çocuğuma nasıl anlatacaktım iktidarın kötü yönetiminin biz aç bıraktığını?

Nasıl inandınız ki karanlığa ve nasıl inanmaya devam ettiniz 20 sene boyunca?

Akepelileri sevmiyorum, hiiiiç! Sevmek zorunda değilim; çünkü hayatımızı mahvettiler!

Erkek erkeğe öpüşmek öyle tatlı ki..!

Dolar'ın her yükselişinde bu şarkıyı dinliyorum!

Akepeye bir kere bile oy verenlere hakkımı helal etmiyorum! Çünkü hayatımı çaldılar! Hayallerim vardı benim emekli olunca...

AKP istifa!!!

Cahillere, yobazlara diyeceğim o ki, dış güçler yüzünden yükseldiğini ve yönetim ile alakasının olmadığını söylediğiniz-buna inandığınız Dolar ile alakalı değil ki bizim derdimiz, Dolar sadece bir yansıması, alım gücümüzün düşmesi, açlık sınırının altında yaşamamamız bizim derdimiz, vatandaş açken iktidardakilerin lüks içinde yaşaması, vatandaşın açlığının iktidardakileirn zerre umrunda olmaması bizim derdimiz. Tabi kafalar basmıyor ki buna! Gerçekten milyonlarca kafa var böyle. İşte asıl derdimiz bu basmayan kafalar!

GELECEĞİMİZ-MİZ SÖZ KONUSUYSA, KİMSENİN İSTEDİĞİMİ SEÇERİM DEME LÜKSÜ YOKTUR. BİZ GELİŞMİŞ DEMOKRATİK BİR TOPLUM DEĞİLİZ Kİ!

İnsanlar istediği partiye oy verirken, laikliğe ve bilime karşı çıkarken, dogmatizme inanırken; benim seçimim, kime ne diyor. Senin seçiminse, başına gelenlerden de sen sorumlusun.

Siyaseti hiç sevmiyorum. Çünkü geri kalmış ülkelerdeki siyaset gerçek bir siyaset değil; cahilce ve dolayısıyla çıkara yönelik ideolojik bir şey; herkesi kapsamıyor, demokratik değil, aksine özgürlük karşıtı, eşitlik karşıtı...

Eğer şöyle tarihe bir göz gezdirirseniz, demokratik ve bilimsel kişiler tarafındna yönetilmediğimiz için, hep bir kaos içinde geçmiş hayatımız. Atatütk döneminde yobazlar baş kaldırmış, sonra Demokrat Parti tarafında gene laiklikten uzaklaşmışız, sonrasında sağ sol çatışmaları, ihtilaler, koalisyonlar, ekonomik krizler ve son 20 yılda gericilik ve açlık sınırının altında sefil bir yaşam, gelir eşitsizliği, iktidardakilerin lüks, halkın yoksul yaşamı... Toplum gene din ve milliyetçilik üzerinden yönlendiriliyor, karşı çıkanlar ise ötekileştiriliyor, hep bir baskıyla, şiddetle karşılaşıyor.

O yüzden hiç kimse siyasi manada istediğim seçerim deme lüksüne sahip değildir. Bu cahilliktir. Toplumun geleceği için hangisi iyi olacaksa, o seçilmelidir. Ama insanlarımız hayata kişisel bakış açısıyla ülke yönetimini birbirine karıştırıyor ve egolarını tatmin etmek için ideolojilerini yarıştırıyor. Tabi bu esnada kendileri de yanıyor ama ego denilen şey öyle hastalıklı bir durum ki, uçuruma gitseler de inantlarından vazgeçmiyorlar.

EŞCİNSEL ERKEKLER ANLAYAMAZLAR DİYE KAPALI KADINLARLA MI EVLENİYOR?

Gözlemlediğim kadarıyla şöyle bir gerçek de var. Homofobik toplumlarda eşcinsel erkekler genellikle kapalı kadınlarla evlenmeyi tercih ediyor. Çünkü biliyor/düşünüyor ki, bu kadınların gözleri açılmamıştır, eşcinsel olduğumu anlayamaz, ona verebileceğim kadarıyla yetinir/daha fazla istemez, kimseye bir şey söyleyemez, kısaca eşcinselliğinin daha iyi kamufle edileceğini, kimseye duyulmayacağını düşünür. Öyle de olur zaten. Çünkü eşcinselliğin ne olduğu kimse tam olarak bilinmiyor ki. Zannediliyor ki eşcinsellik, cinsel problemi olan erkektir, yani cinsel işlev bozukluğu olan. Kadın bakıyor, erkek seks yapabiliyor, çocukları da olmuş... Kadın gerçek aşkın ne olduğunu da bilmiyor ki? Evleninceye kadar aşk yaşamamış ki. Zannediyor ki, bütün erkekler böyledir, aşk seks bu kadardır veya benim kocam böyle. Daha iyisini yaşayamayacağından korkar, daha kötüsüne çatacağından korkar... Eve ekmek getiriyor mu, vazifeten de olsa kocalık görevini de yapıyor mu; tamam. Zaten mantıklı düşünürsek bir kadın heteroseksüel bir erkekle de evlense, deli divane aşık da olsalar, sonrasında alışkanlığa dönüşen ilişkisine bitirmek yerine gene katlanmayacak mı?

ONLARIN ŞARKILARIYLA BÜYÜDÜK, ONLARIN ŞARKILARIYLA ÖLECEĞİZ!

Nükhet Duru'yu, Sezen Aksu'yu, Nilüfer'i dğerlerinden ayıran en büyük özellik sadece sesleri ve yorumları değil, istikrarları, müziğe hiç ara vermemiş olmaları, grafiklerini hep yüksek tutmaları... Hiçbir zaman sollanamadılar ki. Nükhet Duru yeni şarkısını sevenleriyle buluşturdu, Nilüfer de stüdyoda... Sezen Aksu zaten sürekli YouTube'dan hiç duyulmamış şarkılarını yayınlamaya devam ediyor. Ajda Pekkan ise bizi ne yazık ki tatmin etmiyor... Niye doğru düzgün şarkılar seçmiyor ki?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder