12 Kasım 2021 Cuma

11 Kasım 2021 facebook notlarım

 Geri zekalılar, doğanın gerçeklerine karşı gökten taş mı yağar, bugüne kadar böyle bir şey olduğuna kim şahit olmuş ki; akıl-mantık ve bilim dışı şeylere inananlar olduğu sürece, bu geri zekalılar gökten taş da yağdırır, pişmiş tavuk da..!

Aylar önce aldığım ilk plakçalarımı nihayet gece gece bugün kullandım ama 80'lerde aldığım ilk teyp ve 90'larda aldığım ilk Arçelik marka CD'li müzik setimde duyduğum heyecanı, plakçalarda duymadım. Oysa plak ve plakçalar çocukluk hayalim ve abimin pikabında koyup dinlediğim Selda 45'liği hafızalarımda derin iz bırakmış anlardan biriydi. 80'lerdeki radyo günlerim bile çok heyecan vericiydi benim için. Bugün pikabıma ilk koydğum plak Nükhet Duru'nun "lV" albümüydü. O bile plakçalar heyecanı yaratmaya yetmedi. Sonra elimde bulunan Nükhet Duru 45'liklerini dinledim sırasıyla. İlk Arçelik müziksetime koyduğum Gökben'in "Aşka Çeyrek Var" kaseti nasıl heyecan yaratmıştı bende anlatamam... Yanlış anlaşılmasın sanatçılardan bahsetmiyorum, müzik dinlediğim mecradan bahsediyorum. Hani insanlar plak plak diye yırtınıyor ya, ben de ne yazık ki bırakın fırtınayı, küçük bir esinti bile yaratmadı. Ben kaset dönemi insanıyım ama CD'yi elbette kalıcı oluşundan dolayı hiçbir şeye değişmem. Arşivimde kaset daha çok ama arşiv demek benim için CD demek, plak falan değil. Ne oldu bugün plakları dinlerken; bazı bölümleri bozuk çıktı plakların ve boğuk boğk sesler çıkardı. Oysa CD'de böyle bir şey asla olmaz ki... İlk aldığım kasetler kadın şarkıcı "Nilüfer - Bir Selam Yeter", erkeklerden "Barış Manço - 24 Ayar Manço - Gibi Gibi", ilk yabancı sanatçım "Duran Duran - Arena" konser albümü. Kasete "Wild Boys"u da ekledikleri için almıştım o albümü ama kasetin metrajı kısa kalınca, "Wild Boys" yarım kalmış ve çok üzülmüştüm. İlk stüdyo kaydı kaset albümüm Moder Talking - Let's Talk About Love" oldu. İlk yerli CD albümüm Aşkın Nur Yengi - Kara Çiçeğim. Aldığım ilk yabancı CD albümü hatırlayamadım şimdi. Şimdilerde müziği elbette bilgidayar aracılığıyla Youtube, mp3 siteleri ve dijital platformlardan dinliyorum. Çok zahmetsiz ve sıfır masraf. Alamadığım albümleri indirip hard disklere yüklüyorum. En büyük hayalim ise, beynime takılan sınırsız genişlikteki bir çipe dünyanın bütün şarkılarını yüklemek ve düşünce gücüyle beynimin için de şarkıları dinlemek...

Şimdi şöyle bir şey oluyor. İnsanlar benimle fake hesapla tanışıyor. Sonra telefon numarasını kaydedince, facebook orjinal hesabını tavsiye ediyor "tanıyor olabileceğiniz kişi" diye ve dank diye gerçek profili çıkıyor karşıma; Sanırım bütün sosyal medyalar birbiriyle bağlantılı. Hiç önemli değil bana yalan söylemeleri; çünkü kendim dışında hiç kimseye güvenmediğim için, kendim dışında hiç kimseyle bir gelecek planım yok. Hepsi hayatımın bir fonu sadece. Rollerinin ağırlığını kişilikleri belirliyor. Bazıları tek seanslık oluyor, bazıları da yıllarca sürse bile sadece bir vibratör! Bazılarına göre ben acımasız sayılıyorum, oysa kendime bir saygı. Şeffaf, dürüst bile olamayacak kadar samimiyetsiz olanlara kendimi feda edecek kadar aptal değilim çünkü....

Ünlü modacı Bahar Korçan kansere yenik düşmüş. Arkadaşı Yonca Evcimik'ten öğrendim. Nedense kansere, genellikle ötekileştirenlere, doğaya, farklılıklara karşı duyarlı ve sorumlu olan, hayvansever kişiler, yaratıcı-sanatçı ve topluma faydacı, doğallığı bozulmuş düzene ters düştüğü için aykırı olarak tanımlanan kişiler yakalanıyor. Geçtiğimiz dönemlerde de benzer şekilde Nuray Hafiftaş ve Hüner Coşkuner aramızdan ayrılmışlardı...

Öyle uzun vadeli ekonomik planlar yaparak sistemin sizi ele geçirmesine izin vermeyin. Dolara mı yatırsam, altına mı yatırsam diye sizi uykusuz bırakacak hesabınız falan olmasın. Tabi idamenizi sağlayacak kadar bir işiniz olsun, ay sonunda kapınızı çalıp sizi rahatsız etmemesi için mümkünse bir de sadece eviniz olsun; başka da hiçbir şeyiniz; sağlığınız yerinde olsun yeter. Hayatım boyunca şu restoranda yemek yesem, şu markadan giyinsem diye derdim olmadı. Kışın soğukta üşümeyeyim, çayım-çorbam pişsin yeter. İşte geldik, işte gidiyoruz derler ya; daha dün 10 yaşına gelmediğim vakitlerde yaşımı 10 diye büyük söylerdim. 10 sene dediğin ne ki; 10-20-30-40-50 olmuş; geriye kalmış 20! Hayat bu kadar işte.100'e kadar da yaşarsınız ama 70'den sonraki yaşamak değil, yük!

Param olsaydı da gene ne arabam, ne de yazlığım olacaktı; gene bin lira dışında hepsini kedilere harcayacaktım!

Karşınızdaki artık alttan almıyorsa, sabrının sonuna gelinmiştir belki!

İnternetten alışverişi, yüzyüze olandan daha çok seviyorum. Çünkü daha rahat ve zahmetsiz. Bugün internetten CD aldığım yere son alışverişimle ilgili bir şey sorma ihtiyacı hissettim. O kadar ilgilendiler ki... Çok CD aldığım için olsa gerek ki, beni isimen tanıdıklarını söylediler ve sürekli bir müşteri muamelesi yaptılar telefonda bi olsa.

İnternetten alışverişi, yüzyüze olandan daha çok seviyorum. Çünkü daha rahat ve zahmetsiz. Bugün internetten CD aldığım yere son alışverişimle ilgili bir şey sorma ihtiyacı hissettim. O kadar ilgilendiler ki... Çok CD aldığım için olsa gerek ki, beni isimen tanıdıklarını söylediler ve sürekli bir müşteri muamelesi yaptılar telefonda bi olsa.

Eşcinsel İhsan Hala, en büyük pişmalığının bu dünyaya kadın olarak gelmemek olduğunu söylüyor.Niye grur duymazlar ki kimlikleriyle

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder