Bütün sorunların, Dolar'ın 9 lirayı falan geçmesinin sebebi, insanların hayata bakış açısı, gerçekçi olamaması, gerçekleri görememesidir. Hurafelere inanlar, elbette iktidarlara da inanacaktır!
Rahatsız ediyor diye yeni doğmuş kedi yavrularını sokağa atan vicdansız dünyanın başına gelen her şeye oh olsun, beter olsun! diyorum.
Dolar 9 lira mı olmuş, Bana ne? Bi başınayım. Herkes seçimlerinin cezasını çeksin ki, akılları başlarına gelsin! Yoksa akıllanmazlar!
İnsanlar o kadar cahil ki, kötü ekonominin sebebini oy verdikleri iktidarı korumak adına dış güçlere bağlıyor!
Devletin başı 80 bin alıp, vatandaş 2 bin alıyorsa, Dolar 9 değil 90 da olur! Çünkü tok açın halinden anlamaz!
İnsanlar korkudan değil, aynı kafadan olduğu için eleştirmiyor iktidarı ve de destekliyor!
İktidarı desteklemek demek sadece ona oy vermek demek değildir ki; % 90 ortak noktanız varsa, başa gene benze iktidar gelir!
Partiler arasında, vaatler dışında fark var mı? Ben göremiyorum; mesela bütün partilerin tabanı % 90 homofobik. NOKTA!
Dünya kız çocukları günüymüş. Keşke kızlarımıza-kadınlarımıza namus etiketi yapıştırmaktan vazgeçseydik bu günü kutlayıncaya kadar...
Kızlarınızın evlilik yaşamadan kendi isteğiyle cinsellik yaşamasını göğsünüz kabararak açıkça destekleyebilir misiniz?
% 90 küsuru homomofobik bir toplumda ben eşcinsel kendimle de, eşcinsel oğlumla da gurur duyuyorum mesela! Dünya eşcinseller günü kutlu olsun!!!
Hiç kimsenin kendi olamadığı bir dünyayı zerre kadar samimi bulmuyorum!
BÜTÜN HER ŞEYİN SORUMLUSU SİZSİNİZ!
Demokrasi gereği elbette etnisite ve eşcinseller gibi azınlık olarak tabir edilen farklı kesimlerin mecliste temsil edilmesi şart ama birlik, barış ve hoşgörü içersinde yaşamak koşuluyla... Ama ben partilere bakıyorum da, herkes millete hizmet etmek yerine, kendi ideolojisini dayatma peşinde... Kimisi şeriatı getirme peşinde, kimisi kendi kesimini temsil etmek yerine parçalanıp yeni ülke kurma peşinde... Hiç kimse vatana millete hizmet peşinde değil. İktidara gelen önce cebini dolduruyor, sonra kendi yönetim anlayışlarını dayatıyorlar insanlara. Hele eğitimin tamamen gözardı edilerek cahil bir toplum yaratılmaya çalışılmasının kabul edilir bir tarafı yok. Kadın cinayetleri, eşcinsellere yapılan nefret cinayetleri aylık 50-100 arası değişirken, insan haklarının şartı olan kadın ve eşcinsel haklarının yok edilmeye çalışılması akıllara ziyan. Tamam vatanınızı milletinizi seven bir milliyetçi olun, etnisite gibi kimliğinizle varolmaya çalışın, dogmatik de olsa maneviyatınızı gerçekleştirin ama saygı, sevgi, hoşgörü, barış kavramları sadece sözde kalmasın. Ama görüyorum ki iktidarlar veya partiler nefret üzerinden varolmaya çalışıyorlar. İktidar olmak veya iktidarda kalmak için ötekileştirme ve nefret politikası güdüyorlar. Sonra bir de kapsayıcılıktan, demokrasiden, eşitlikten, özgürlükten, hoşgörüden, barıştan bahsediyorlar. E tabi aynı kafadan olan insanların bir uzantısı iktidarlar ve partiler; başka bir gezegenden gelip de yönetmiyorlar toplulukları. Öyle olsaydı, yöneticiler koltuklarında 1 dakika bile duramazlardı. Ha A partisi ha B partisi.... Ha o yönetici ha bu yönetici... Al birini vur ötekisine. Diyorlar ki, iyi birisi var da biz mi seçmiyoruz? Evet, iyi o kadar çok insan var ki ülkeyi huzur içinde ve başarılı bir şekilde yönetebilecek... Ama seçmiyorsunuz ki. Kalkıp da bir bilim adamına veya uluslararası düzeyde bir ekonomiste, hatta dürüst insanlara oy verir misniz? Herkes kendine benzeyene oy veriyor. İktidarlara veya partilere bakıyorum; halkın kendisini görüyorum. Mesela evrim teorosine karşı ve cinsiyetçi bir partinin tabanı, kalkıp da evrime inanmıyor, kadın erkek eşitliğine inanmıyor ki. İktidarlar, yöneticiler halktan aldıkları cesaretle oradalar. Açlıktan sürünüp de "benim partim, benim yöneticim her şeyin üstündedir" zihniyetinde değil mi insanlar? Bu köyde de böyle, şehirde de... Çocukluğumda hatırlıyorum da, köy yerinde bile insanlar particilik yüzünden birbirine girer ve yıllarca küserlerdi. Kimsenin derdi iyi yönetilmek değildi. Aradan 50 sene geçti, herkes gene aynı kafada. Çünkü eğtime yatırım yapmadık ve doğruyu yanlışı ayırt edebilecek yeni jenerasyonlar oluşturamadık. Hala din toplumuyuz. Tamam inanın, kimsenin inancına bir şey demiyorum ama kaç bin yıllık bir anlayışla internet çağını yönetemezsiniz. Yönetirseniz de açlıktan sürünürsünüz, daha da kötüsü ne biliyor musunuz; karnınınızı dıyurduğunuza şükredersiniz. Bu kafayla da ülkenin sınırları dışına seyahate çıkmak o kadar önemli değil; kafanızın içinden bile dışına çıkamazsınız. Açlık sınırının altındaki yaşamı normal olarak içselleştirir, sizin üzerinizden varolan iktidarlara müteşekkir olursunuz. Mesela ben emekli maaşımla ancak kedilerimin karnını doyurabliyor, kendim için istediğim hiçbir şeyi yapamıyorum. Oysa ben sanat aşığıyım; istemez miydim Londra'da sevdiğim sanatçıların konserlerini izlemeyi? Karın tokluğuna çalıştırıp hayatımı elimden alan herkese lanet olsun. Yönetici olan birkaç kişi değil benim derdim, onların arkasındaki sizlersiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder