Arkadaşlar yapmayın, etmeyin. Yani bu kadar kompleksli olmayın. Yani cahil olmayın, kendi bakış açınız dışında da bir hayat(lar)ın olduğunu görün ki, insanlığınız gelişsin ki, siz de sağlıklı-mutlu-huzurlu-barış içinde yaşayın. Bütün olumsuzlukların, mutsuzlukların kaynağı cahillik ve bu dar bakış açısıdır biliyor musunuz? Konuyu şuraya bağlayacağım...
İnsanlar yaşlanırlar doğal olarak; o yüzden yaşlı diye mesafe koymayın onlara.
İnsanların güzelliği çirkinliği de genetikseldir ve güzellik göreceli bir kavramdır. Ben hiç hayvanlar aleminde insanların yaptığı gibi renklerinden veya biçimlerinden dolayı falan birbirlerine şekilcilik yaptıklarına şahit olmadım. İnsanlar hayvanlardan daha mı düşük düzeyde bir akıla sahip acaba?
Arkadaşlar, özellikle engelli insanlara karşı ayrımcılık yapmayın. Onların beyinlerinin içine bakın, hayata bakış açılarına bakın, insanlıklarına bakın, vesaire. Onlarla yatağa girmek zorunda değilsiniz, ki girmekte de hiçbir sorun görmüyorum ama sevmeseniz de saygılı olmak zorundasınız. Yarın öbürsü gün sizin de engelli bir birey olmayacağınızın garantisi yok ki? Eğer başınıza bir kaza gelirse, yaptığınız bu ayrımcılık size çok koyar. O zaman hangi yüzle insanlardan sevgi ve ilgi bekleyeceksiniz ki?
Arkadaşlar insanları cinsel yönelimlerindne dolayı küçümsemeyin. Çünkü cinsel yönelim insanların bütünlüğünden bir şey eksiltmez. Ha eşcinsellik, ha heteroseksüellik. Hem nerden biliyorsunuz başarılı ve beğendiğiniz insanların eşcinsel olmadığını? Homofobik toplumda herkes eşcinselliğini açıklayamıyor ki. Açık eşcinsel olanların da heteroseksüellerden eksik bir tarafını mı gördünüz, ayıp bir işini mi gördünüz? Eğer durumu cinsellik üzerinden vurmaya çalışıyorsanız, cinsellik ayıp bir şey değil, heteroseksüeler önce kendi arka bahçelerine bir baksınlar. Heteroseksist ve homofobik bir dünyada eşcinsellerin kötü olmalarına, yanlış yapmalarına uygun zemin bile yok. Biraz akılcı düşünün.
İnsanları ten renklerinden dolayı da küçümsemeyin. Renk denilen şey, coğrafya ve iklimle alakalı bir şey. Zenciler güneş ile daha çok aşk yaşadılarsa, onları bu yüzden suçlayamayız ki. Kuzey Avrupalılar güneşe hasret; Öyle mi olmak isterdiniz?
Her şey, insanın kendini sevmesiyle başlar. Eğer eksikseniz, başkalarını zayıf taraflarından vurmaya çalışarak varolmaya çalışırsınız. Bilgi eksikliği cahilliği yaratır, cahillik de ayrımcılığı ve ötekileştirmeyi. Bakınız doğa fabrikasyon değil; o yüzden rengarenk ve çok zengin. Bunun kıymetini bilelim. Eğer robot olmak istiyorsanız, gidin kaportacıya, standart ölçü ne ise, ona göre dövdürüp şekil verdirin kendinize. O çekiçler aklınızı mı başına mı getirir, beğenmediğiniz kaportanızı mı düzeltir bilemeyeceğim artık!
Şunu da es geçmeyelim. Bu dünya bütün canlıların; hayvanların ve bitkileirn de. Onlar olmasa, insan türü de olmazdı. Ki biz de evrimleşmiş bir hayvanız. Bitkiler oksijen vemese, arkanızdan mı oksijen üretecektiniz? Hayvanlar olmasa, nereden evrimleşecektiniz?
Her şeyin başı akıldır. Tanrı dediğimiz kavram da akıldır aslında. Aklımız varsa ve biz onu doğru kullanabiliyorsak, Tanrı kavramına işte o zaman inanabiliriz.
***
Bir eşcinsel olarak her etnisiteden insanla da yattım, her dinden, her renkten, her dilden insanla da, engelli bireylerle de, hiç yaş kıstasım da olmadı-yani kendimden 30-40 yaş fazla olması da önem teşkil etmedi. İlişkilerimde dikkat ettiğim tek unsur, bu kişilerin kibar-nezaketli-vicdanlı olmalarıydı, bir de beni içten bir şekilde istemeleri, ki o yüzden hiçbir zaman talep eden ben olmamışımdır. Hiç kimseye malım gibi sahip çıkmadım, hiç kimsenin de malı gibi olmak istemedim. Bir araya geldiğimizde sadece biz olmalıydık, ondan ötesi beni hiç ilgilendirmedi. Ne kadar çok eşli olsam da, ilişkilerimin hep uzun ömürlü olmasını tercih ettim. Eğer bir insan dürüst, zararsız ve de nezaketliyse, 20-30 yıl sürer ilişkilerim. Çünkü bir insan ile kimyam uyuşmuşsa, o ilişki tükenmek yerine daha da uyumlu hale geliyor ve uyumlu ilişkiler uzun ömürlü olur.
***
Meme, vajina, penis, anüs, seks, eşcinsellik, vesaire ayıp bir şey değildir; bunları ayıp sınıfına sokan cahil kültürlerdir.
5 Eylül
Ortadoğulular kendi dinlerini ve ırklarını üstün sayıyorlar, Batı'da da beyaz ırk ve Hristiyanlığın üstün olduğuna inanan ve savunanlar var. Ne olacak şimdi: kim haklı, kim üstün? Batı, Doğu'yu ilkel buluyor, Doğu da Batı'yı ahlaksız! Sizce kim haklı? Sadece bilimsel gerçekler ve doğa haklı; cahiller sidik yarıştırmaya devam etsin!
Dünyanın en zor şeyi; eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi, insan haklarını, vesaireyi ahlaksızlık olarak görecek kadar geri zekalı olmak, olsa gerek. Bu tür insanlara, insanlık adına hiçbir şey anlatmayın, bu tür insanlarla asla tartışmaya girmeyin derim. Bunlar boş birer tenekeden başka hiçbir şey değiller.
4 Eylül
Türkiye Vokeybol Kadın Milli Takımı Avrupa 3.sü! Neden sadece Eda'nın fotoğraflarını paylaştım; içimden gelmedi diğerlerini paylaşmak. Herkes Eda kadar üzerine düşeni yapsaydı; Olimpiyat Şampiyonu da olurduk, Milletler Ligi ve Avrupa Şampiyonu da. Başta antrenör Guidetti suçlu. Koskoca antrenör çocuk gibi oyuncularla didişiyor ve takıma katkı sağlayacak Naz ve Kübra gibi oyuncuları kadrodan çıkartıyor. Tarih telafisi olmayacak bu hataların baş mimarı İtalyan antenörü asla affetmeyecek.
Eda Erdem bireysel olarak mevkisinde defalarca Avrupa'nın da, dünyanın da en iyi oyuncu ödülünü kucakladı ama gönül isterdi ki 20 yıllık voleybol kariyerinde Milli Takım olarak en azından Avrupa Şampiyonu olsun. Kulübü Fenerbahçe ile takım olarak Avrupa Şampiyonası'nda da, Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda da şampiyonluk yaşadı ama keşke Milli Takım olarak da şampiyobluk yaşasaydı..
2 Eylül
2 Eylül'de Buldan gezisine çıktık arkadaşlarla. Bu kadar keyif alacağımızı ve eğleneceğimizi beklemiyordum. Gezdik gördük, yedik içtik ve resmen mest olduk. 600 kare fotoğraf çekmişiz. Ama gezimizin sembol fotoğrafı bence bu oldu. Bir seçki yapıp diğer karelerden de paylaşım yapacağım müsait bir zamanımda.
Geziye biraz değinirsek... Evet Buldan halkı misafiperver ve görgülü bir halk. Hoşgörülü de. Sanki küçük modern bir Avrupa şehri. Bir turizm şehri bile diyebiliriz Buldan'a. Çünkü herkes gelen yabancılara nasıl davranılacağını çok iyi bikiyor. Halkta turizm bilinci oluşmuş çünkü. Pazarının o gün olduğunu bildiğimiz için Perşembe gününe denk getirdiğimiz gezimizi, lokma hayırını çay eşliğinde çay bahçesinde (Bu arada büyük çay bahçeleri var Buldan'ın) yedikten sonra şehir içi turuna çıktık, tekstil ürünleri satın aldık ve tarihi Buldan evleirnin buılunduğu bölgeyi gezdik ve o semtte bizi misafir edip çay-kahve ikram edenlerle sohbetlerimiz oldu, hatıra fotoğrafları çektik. Buldan çeşit çeşit çok lezzetli odun ateşinde pişirilmiş ekmek ve simitlerinin olduğu bir fırın şehri adeta. Sonra kestane deresine uğradık. Ardından Süleymanlı gölüne gittik. İçinde Nilüfer çiçeklerinin olduğu gölün suyu biraz çekilmiş. Gölün etrafında camızlar ve gölde ziyeretçilerinden simit bekleyen cıvıl cıvıl kazlar var. Oksijeni bolduğu için yüksek yerlere kurulan hastanelere de gittik. Dönüşte de biraz soluklanmak için Sarayköy'deki Cumhuriyet parkına uığradık. Paylaştığım fotoğraf da gezimizin bir ifadesi olan tablo niteliğinde oldu. Gezimizde yer alan Jawad arkadaşımız fotoğrafı çektiği için karede yer alamadı.
Dünyada yardıma muhtaç ne kadar çok canlı var. Keşke insanlar olarak daha çok sorumluluk alsak!
***
Gerici toplumlarda çocuklara şiddet değil de, onların annelerinin babalarının eşcinsel olması suçmuş gibi muamele yapılıyor.
Deniz Akkaya gerçekten eşcinsel dostu görünen azılı bir homofobik. Eşcinsel anne-babalar için, "Çocuklar 'benim 2 tane babam var' mı diyecek?" diyor. Annesiz veya babasız çocuklar olabiliyorken, hatta anne veya babaların yoklukları çocuklar şiddet gördükleri için daha iyi olabilecekken, huzurlu bir ailede iki tane babanın olmasında hiçbir sakınca yoktur BENCE!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder