Karadeniz'de Türkiye'nin bilmem kaç yıl ihtiyacını karşılayacak doğal gaz bulundu denilerek milletin gazı alınalı kaç ay oldu?
İnsanlara bakıyorum iktidarı görüyorum, iktidara bakıyorum insanları görüyorum; al birini vur ötekine!
Utanma duygusu olmayan insanda, vicdan olmaz. Vicdandan bahseden insnaların yaşamına bakacaksınız önce; haksızlık yapıyor mu, hoşgörülü mü, dürüst mü, duyarlı mı, vesaire. Vicdanı olmayan insanlar da bencil olur, kendinden başka hiçbir şeyi, hiç kimseyi, hatta yaşadığı gezegeni bile düşünmez. Bu tür insanlar bilimsel bilgiyi de yok sayar. Etrafınıza bakarsanız, bu tür insanların ne kadar geri-ci olduklarını da görürsünüz. Hal böyle olunca bu dünyadaki reel adalete de saygıları yoktur. Vicdanlarına ve adalete veremedikleri hesaplarını hep öte dünyaya ertelerler. Peki olmayan dünyanın-bilimsel gerçekliği olmayan dünyanın adaletinin bana ne faydası olacak ki?
Akıl, yücelttiğiniz Tanrı gibi kavramlardan da üstündür.., zekadan bile üstündür. Akıl en büyük yaratıcıdır ama doğru kullanırsan!
Eskiden arabeskimsi veya folkumsu tarzdaki şarkılar eloktro bağlama, ney ve de darbuka, ağdalı kemanlar eşliğinde düzenlenirmiş. Besteler de ağlak birbirine benzer formda olsa da, aslında söyleyen sesler söyleme biçimleri çok özgün olmasa da renk olarak güzelmiş. Bu albünler alt yapıları yenilenerek tekrar piyasaya sürülse, mesela hiç kimsenin aklına gelmeyecek chill out, dans, elektronik, house, vesaire evrensel tarz ve soundların üzerine oturtulsa çok şahane olur.
İnsanlar soru sormaktan, hesap sormaktan, hak aramaktan, haksızlığa isyan etmekten-tepki göstermekten korkmasaydı; daha demokratik bir toplumda yaşardık. Yoksa siz de mi yanlış yapanlarla aynı kafaya sahipsiniz?
Sezer Akkuş kimdir bilmiyorum. İki şarkıya taze kan vermiş, bayıldım.
Sokak hayvanlarından rahatsız olan apartmanların üzerine çarpı koymak, hatta hayvan düşmaları diye çıkartma yapştırmak..!
Üst katımızdaki ailedeki küçük bebek saat gece 12'den sonra sabaha kadar ağlıyor, aile sabaha kadar kavga ediyor. Aile dedikleri bu mu? Sanırım büyük kız olacak, o da bu gece 1 saat boyunca çığlık çığlığa bağırdı. Evdeki kadın da Allah belanı versin diye bağırıyor. Erkek de sus diye bağırıyor. Her gece böyle. Sonra kadın da gündüz vakti, geceleri çocuk ağlıyor, kusura bakma diyor. Kafam karışık! Polise şikayet etsem, kadının kendisi şikayet etmesi gerekmez mi diye düşünüyorum.
İnsanlar bana diyor ki "sen çok kavgacısın!" Ben kavgacı mıyım; yoksa haksızlığa, adaletsizliğe, kuralsızlığa, vicdansızlığa vesaireye insanlık gereği bir insan olarak tepki mi gösteriyorum? Siz istiyorsunuz ki, "istediğimiz şekilde at oynatalım, kimse de sesini çıkarmasın". Geri kalmış toplumlarda tahammül zorlayıcı davranışlardan dolayı melekler bile sabrını yitiriyorsa, o toplumun dönüp bir kendine bakması gerekmez mi? Ama adı üstünde geri kalmış toplum. Bir şey anlatamazsınki!
Mesela kaldırımlara park yapılmasında dolayı tek şeritli yolda gaza basan bir insanı canınızı korumak adına durdurmak kavgacılık mıdır? Şimdi bu adama ne anlatsan boş. Çünkü aklı başında bir insan bunu düşünebilir. Tabi suç burada, bu tür insanların elinden ehliyeti almayanlarda. Adam motosikletin üzerinde cep telefonunda ekran taraması yapıyor mesela. Sonra başın kaldırıp beni görünce, şeytan görmüş gibi bismillah diyor.
Eskiden insnaların başına bir şey geince üzülürdm. Şimdi elbette seviniyorum. Çünkü en tehlikeli tür. Öğrendim artık!
40 yıllık bir şarkı rekor kırmaya devam ediyor. 40 milyonu geçmiş.Bir ateşe attın beni...
Bu kedi benim Carol kızım. Bebekken parktan getirmiştim. 3 yaşında falan. Artık evin içine zaman zaman giriyor. Çünkü sokakta yaşamayı seviyor ama evimizi asla terketmiyor, evin etrafında yaşıyor. Soğuk havalarda veya ödül yemeklerinde içeriye giriyor veya çok yorulduğu zaman uzun uyku zamanlarında içeriyer giriyor. Yavrularını yaşatamadığı için kısırlaştırıldı. Bu fotoğraf akşam güneşinde keyiflenirken çekildi. Konuyu şuraya bağlayacağım alakasız da olsa. Mahallede kedilerden rahatsız olanlar var ya; oysa kediler hiç kimseye hiçbir şey yapmıyor. Mamalar da pislik oluşturmuyor etrafta. Ama insanlar apartmanlardan aşağı sanki sokaklar çöplükmüş gibi çöp, izmarit atıyor. Acaba kim kimden rahatsız olmalı; hayvanlar mı insanlardan, insanlar mı hayvanlardan?
İnsan türünden nefret etmemdeki en büyük sebeplerden biri, hayvanları bile cinsel meta olarak kullanmaya kalkmaları; midem kalkıyor gerçekten insan türünden!
Dün ben delirdim. Çünkü çok incindim. Dışarıya kavga olarak yansıttım bunu. Hayvanları düşünmek, onlara mama vermek hata olmasa gerek. Ve mahalleli mama vermeme karşı çıkanlarla kavga etmemi sadece seyretti. İnsan olduğum için çok utandım. İnsanlarla kavga etmeyeyim diye belli noktalara mama koymamak için defalarca karar aldım ama vicdanıma söz geçiremiyorum, ayaklarım beni götüriyor oralara mama koymak için. Vicdansızlaşan bu dünyada yaşamak ağır geliyor bana artık!
Ben insan türüyle hiç öyle vıcık vıcık sevgi ilişkisi yaşamadım. İçimden gelmedi çünkü. Sevdiğin şeyin sevilesi olması gerekmez mi? Ben hayvanları sevdim, doğayı sevdim, müziği çok sevdim, sanatı sevdim, sanırım en çok da öğrenmeyi sevdim, bir de kendim olmayı muhafaza etmeyi sevdim!
Mevkiye, rütbeye, statüye saygı duyar-taparsanız, siz kendiniz olamamışsınız demektir! Belli noktadaki insanları ceketlerini ilikleyip başlarını eğerek duranlara, onlara bir matahmış gibi bakanlara söylüyorum bunu! Bana ne mevkiden? Bana insanlık gerek. Eğer ben birisine oyumla yetki verdiysem, o bana, benim vergimle hizmet etmek zorunda, bana saygı duymak zorunadır. Bana iyi hizmet vermeyen rütbeye ben niye saygı duyayım ki?
Türkiye Kadın Voleybol Takımı, eşcinsel bir sporcu olan Ebrar Karakurt'un öldürücü smaçlarıyla Avrupa 3.sü olmuştur. Eşcinsellik günah mı demiştiniz? Sıkıyorsa Ebrar'ı milli takımdan çıkartın. Eliniz mahkum Ebrar'a! EŞCİNSELLİĞE, EŞCİNSELLERE SAYGI DUYMAYI ÖĞRENECEKSİNİZ, ÖĞRENECEKSİNİZ. Başka şansınız yok, YOK, YOOOOK!
Ebrar Karakurt, İtalya Ligi'ne transfer oldu. Neden? Dünyaynın en büyük voleybolcularını milyonlarca dolara transfer eden Fenerbahçe, Eczacıbaşı ve Vakıfbank voleybol takımları homofobik olduğu için mi Ebrar Karakurt'u transfer etmedi acaba?
Bir yaz daha bitiyor ama eşcinsel aşklar sonsuza kadar devam edecek, eşcinsel düşmanı dünya da kudurmaya; çünkü eşcinsel aşk homofobiye rağmen varolabildiği için gerçek aşktır!
Eşcinselliğe sapıklık falan diyorlar ya; oysa ortada iki erkeğin veya iki kadının birbirini sevmesinden başka bir şey yok.
Ben eşcinsel olduğum için kadınlara dokununca hiçbir şey hissetmiyorum. Heteroseksüeller, yani kadın ve erkekler birbirine dokununca da sevgileri mi, cinsellikleri mi depreşiyor ne hissediyorlar bilmiyorum. Ama mesela erkek erkeğe dokununca sanki bütünleşiyorsun, tamamlanıyorsun. Aynı biyolojik bedenin, kas kütlesinin birbirine temas etmesi, o güçlü büyük ellerin birbirine kenetlenmesi, o sakallı yüzlerin birbirine tamas etmesi, erkek kokularının birbirine karışması falan eşcinselleri çok mutlu eden, vareden, kendilerini gerçekleştirmelerini sağlayan çok güçlü ve özel bir durum. Bunu anlayabilmek demek ki çok zor bir şey ki, homofobi-eşcinsel düşmanlığı denilen şey var. Yoksa bu güzel sevgi-aşk durumu hazmedilemiyor mu? Çünkü eşcinsel aşkta sadece aşk vardır, o an vardır; çıkar ilişkisi veya gelecek planları, mülkiyetçilik falan yoktur genel olarak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder