O kadar büyük aptallık ve cahillikler var ki, yan baktın diye adam öldrülen bir ülkede yaşıyoruz. Ulan yan da bakarım, arkadan da bakarım, her yerine de bakarım; rahatsız oluyorsan, karanlığına gömül geri zekalı! İtalyan, Japon demeden saldırıyoruz, öldürüyoruz; bir de bu kafayla AB'ye girmek istiyoruz! Ulan ben Avrupalı olsam, turist olarak bile almam bizi!
Kıçında donu yok; iktidar diyor, tanrı diyor, hayatı ve olanları hiç sorgulamıyor! Herkes hak ettiğini yaşarmış..!
Bazen bazı insanları seviyorum güzel bir duruşları olduğu için falan; sonra ağızlarından kaderci laflar dökülünce... Iyyy!
Kalktım temizlik yaptım sabahtan beri, sonra sokaktan gelen minik misafirimizi bulamadım. Çok aradım bulamadım; sanırım pencereden atladı gitti diye düşündüm. Çok üldüm; çünkü duygusal bir bağ oluşmuştu aramızda. Sonra çıktı geldi, saklanmış bir köşede. Kahvaltı, vesaire... Az sonra tenis oynamaya gideceğim ama önce sokak kedilerinin mamalarını dağıtmam gerekiyor. Yani hyatımı yaşıyorum. Bilimsel gerçeklere inanıyorum. Ondan kerisini niye düşüneyim ki; bazılarının kaderci anlayışından bahsediyorum. BEN APTAL MIYIM?
Hayatta en sinir olduğum laflar; "Allah bilir, Allah'tan gelir, Allah'ın izniyle...". İşinize geldi mi, zorda kaldınız mı Allah; gelmedi mi Allah falan aklınıza gelmiyor.
Türkan Şoray demiş ki; "Bütün artistler bana hayrandı, ben ise Yılmaz Güney’e. Gözlerine bakamazdım, Aşık olacağımdan korkardım."
Herkesin sanat anlayışı kendini bağlar. O döneme göre iyi bir sinemacı olabilir veya kişiye göre göre yakışıklı olabilir ama Yılmaz Güney hiçbir zaman yerlere göklere sığdıramadığım bir adam olmadı. Yılmaz Güney'e kadar biz ne filmler izledik insanın aklını başında alan...
Bu ülke Mahsun Kırmızıgül ve Özcan Deniz'i bile sinemacı olarak göklere çıkardı ya; ülkenin sinema anlayışına bir şey demeye lüzum hissetmiyorum!
İnsanlara tavsiyelerimden biri de şu; başınıza gelen bir şeyi, kaderci sözlerle cezalandırmak yerine, hukuki olarak hakkınızı arayın veya üzülmeyeceğiniz şekilde bir yaşam biçimi geliştirin. Sen aptallıkları yap yap, sonra beddua et, Tanr'ya falan havale et. Komik oluyorsunuz gerçekten.
Ben bütün kedilerin anası-babası olmak istiyorum. Biliyorum ki en güçlü sevgiyi ben verebilirim onlara. Biliyorum ki onları benim kadar kimse düşünemez. Çünkü ben kedileriçok seviyorum ama onlar da bu sevgimi asla karşılıksız bırakmıyor ve bana yapışık hale geliyorlar. Onlara güven vermekten öyle mutlu oluyorum ki... Onlar için her şeyi yapabilir, bütün dünyayı karşıma alabilirim, hatta ölebilirim bile...
Bugünkü eşcinsellikle ilgili haberlere bir göz atalım...
YOBAZ-GERİCİ gazete Yeni Akit; Türkiye'de konser verecek eşcinsel şarkıcı için "Kestel Belediyesi'nde düzenlenecek olan Balkan Panayırı Festivali'nde SAPKIN şarkıcı Azis sahne alacak." diyor.
"Ben çocuğumun herhangi bir tercihine saygısızlık edecek pozisyonda olmayacağım." diyen Ece Mumay için, "Magazin dünyasında çarşaf çarşaf rezillik! Şarkıcı Ece Mumay'ın eşcinsellik Aynı gazetenin diğer bir haber başlığı ise, "İyi Parti Hukuk ve Adalet Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, EŞCİNSEL SEVİCİ Bahadır Erdem, gönüllerindeki Cumhurbaşkanı adayının Meral Akşener olduğunu söyledi." şeklinde.
Almanya'ya gelirsek...
"Almanya, eşcinselliği suç sayan Nazi dönemi yasası nedeniyle zulme uğrayan 249 kişiye tazminat ödedi".
Diğer bir Avrupa haberi ise...
"Avrupa Parlamentosu, LGBTİ+ bireylerin serbest dolaşım hakkına vurgu yapan karar metnini kabul etti.". şeklinde.
Veee... Trans kadın Larin Kayataş, doktorluktan “genel ahlak” gerekçesiyle men edildi.
İşte Batı ile Türkiye arasındaki demokrasi farkı... Batı insan haklarını iyileştirmeye çalışıyor, eşcinsellere geçmişe yönelik taziman falan ödüyor ana biz bir insanı cinsel kimliğinden-trans oluşundan ötürü genel ahlaka aykırı diye meslekten men ediyoruz.
Unutmayın ki, bir insanın işini yapacak olan cinsel kimliği değildir; aklı ve elidir. Bunu düşünemeyecek kadar beyinsiz misiniz?
Ahlak denilen şeyin cinsel kimlik veya cinsellikle alakası yoktur. AHLAK, DÜRÜST OLMAKTIR, NOKTA! Ahlakı, ancak cahiller ve yobazlar cinselliğe indirger.
Eğer bir ülkede eşcinseller, sırf cinsel kimlikleRİndne dolayı saldırıya uğruyor, meslekleri ellerinden alınıyor, öldürülüyorlar ise; o ülkedeki yönetim şekli DİKTATÖRLÜKTÜR. Nokta!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder