Dünyadaki bütün canlılar, varoluşu ve bütünlüğü sağlayan yaşam zincirinin bir halkası ama insanlar afedersiniz ama asalağı. Yaşadığımız gezegenin iklimini, coğrafyasını, atmosferini, her bi şeyini bozduk! Yalan mı? Bir şey olunca, msela deprem, Korona, vesaire, tanrının işi diyoruz ya; biz kötü tanrı olsak gerek!!!
Ben Trump tarafındna yönetilmeye bile razıyım, yeter ki artık şu 20 senelik gidişattan bir kurtulalım. Trump bile bir şekilde gidiyor yani!
Gidebildiğine veya gönderilebildiğine göre, Trump bile iyi adammış! Biz çok şannssızız valla!
Bir siyasinin yüksek maaşını eleştirince, yandaş vatandaşın biri, sen de okusaydın, senin de o kadar maaşın olurdu demiş bana. Hemen engelledim bu kişiyi. Soruyorum; Diploma nerede? Eğer diploma maaşın miktarını belirliyorsa ben niye 2 bin lira alıyorum? Benim bile açıköğretimden de olsa, gösterebileceğim 4 tane üniversite diplomam var!
Bir ülkede eğer yönetimle ilgili eleştiriyi bırakın mizah bile yapılamıyorsa, ironiden bile nem kapılıyorsa, orada diktatörlük...
Eskiden bizim Gırgır diye siyaseti sınırsızca eleştirebildiğimiz Gır Gır dergimiz varmış. Sonra Leman dönemi falan başladı mizah dergilerinin kapandığı... Türkiye'nin demokrasi gerilemesinin, burdan bakarak da sağlamasını yapabiliriz.
Eskiden sahnelerde memeler fora edilir, donsuz sahneye çıkılırmış. Maşallah şimdi içinde eşcinsel sanatçılar yarışıyor diye Eurovision'a bile katılmıyoruz!
Bülenrt Ersoy sadece cinsiyet kimliği olarak evrim geçirmedi, beyinsel olarak da muhafazarlaşarek evrim geçirdi! Sanırım o da akıma uydu. Yarının ne göstereceği belli olmaz. Sol partiler iktidar olup, tekrar özgürlük gelince ne yapacak merak ediyorum!
Eşcinselliğe hastalık ve günah gözüyle bakan cahil ve yobaz gericilerle işim olmaz; bye bye! Gerçekten cahillerle uğraşamam!
Günümüzde siyasileri eskiden olduğu gibi cinsiyet değiştirerek karikatürize etsek, hapsi boylar mıyız acaba? Çok büyük ihtimal!
90'larda özel radyolar patlayınca, ben de yerel bir radyoda dj'lik oynadım kendimi bu manada tatmin etmek için. İnsan dergi kitap okuyunca, sadece şarkı koymuyor; Leman degisinden haftanın laleri listesini de okumuştum. Bu listede siyasiler olunca, polisler ertesi gün radyoya baskın yapmışlar...
Bir insan ötekileştiirliyorsa, burada bir insanlık dışılık, bir hukuksuzluk vardır ve ben bu ötekileştirilen insnaları daha çok sevmeye başlarım...
Youtube, bizi yandaş medyanın yanlış algılarından kurtaran bir mecra.
Bu maç (Brezilya -Türkiyr - VNL)Türkiye'nin gelişiminde kırılma noktalarından biridir benim için. Eskiden İtalyan ve Brezilya takımlarını izlerken, o ülkelerin oyuncuların hızı ve sertliği bizim oyunculara göre motor takılmış gibi izlenim verirdi. Şimdi ise bu ülkeleri yeniyoruz, hatta yenemediğimiz ülke takımı yok ve uluslararası voleybol liginde final oynuyoruz, final 4'a kalıyoruz...
Voleybolu onlarla sevdik, voleybol onlarla başarı grafiğini yakaladı ve Türkiye'yi takım sporlarında onlar uluslararası platforma ve Olimpiyatlara taşıdı. Ve Uluslararası Voleybol Federasyonu'da bunu görmezden gelmedi ve tescilledi. 3 voleybolcumuz, tün zamanaların en iyi 100 voleybolcusu arasında gösterildi. Çok teşekkür ederiz kızlar. Gururumuzsunuz!
SPORDAKİ AŞKIM VOLEYBOL ASLINDA AMA BEN BU AŞKA GEÇ KALDIM!
Tenis ve badminton oynuyorum ama gönlümde yatan spor voleybol. Ama ben spora zaten 43 yaşında başladığım ve de voleybol çok daha teknik ve komplike branş olduğu ve de fiziksel avantaj gerektirdiği için, voleybol hayatımda uhde olarak kalacak şeylerden birisi... Teniste sevis atarken, bir voleybol servisi gibi atıyorum, badmintonda smaçlarım pasör çaprazı mevkiinden-2 numaradan vuruyormuşum gibi sanki... Voleybolu sadece izleyerek yetiniyorum. Hatta oynadığım badminton ve tenis maçlarını izlemiyorum bile... O yüzden ne badmintonum badmintana benziyor, ne tenisim tenise; başarı ve sonuca gidiyor muyum; kapasiteme göre evet ama şahsıma münhasır bir stille.
Bu ne özgüvensizlik; İnsanlar sosyal medya hesap profillerine ya resim koymuyorlar, ya da başkalarının resmini koyuyorlar, hatta gerçek adlarına bile değil hesapları.
Hiçbir fotoğrafımda filtre kullanmıyorum. Hatta bana görsel olarak 20 yaşıma dönme ve de dünyanın en güzel görseli olma şansını verselerdi, bunu kendime hakarat olarak kabul ederdim. Benim için önemli olan; nefes alabilmek-sağlıklı olmak, akıl ve de hayata faydalı bir insan olabilmek...
Geçen gün sosyal medyadan birisinin ısrarı üzerine tanıştık, defalarca reddetmeme rağmen. Gerçekten sırf kırılmasın diye, yemin ediyorum. Engelliydi, sağlık problemleri vardı, hatta o anda-ilk karşılaştığımız anda sağlığı konusunda problemi oluştu. Burada neyi anlatmak istiyorum biliyor musunuz; Düzenin, toplumun insanları nasıl şekilci yaptığını. İkili ilişkilerde insanlar için önemli olan sağlık falan değil; genç olması, yakışıklı olması... Bunu niye anlattım derseniz; bu kişi beni reddetti. Reddedilmeme falan üzülmedim, aksine sevindim; çünkü kırılmasın diye gitmiştim. Ama onun adına üzüldüm; ayakta duramıyor ama şekilci, yalnız ama şekilciliği yüzünden iyice yalnızlaştırıyor kendini. Buna bir de eşcinselliğini ekleyin...
Eninde sonunda, öyle veya böyle ihtiyaç duyabileceğiniz için, iyiniyetli insanları suistimal etmeyin.
Eğer bir insan, özellikle samimiyet kurduktan sonra herkesle tartışma yaşıyorsa, problem kesinlikle kendisi kaynaklıdır. Hele ki çözümcü, hayatla ve kendisiyle barışık, toplumsal faydacı, duyarlı, vicdanlı, doğrucu, düşmanı da olsa hakkı savunan, özgüvenli, başarılı, kendi kendine yetebilen, özgürlükçü ve eşitlikçi ve kimseyle derdi olmayan kişilere tahammül edemiyorsa; kişiliğinin yanı sıra/ve dolayısıyla, cahilliğinden, donanımsızlığından, yetersizliğinden dolayı aşağılık kompleksli ve kibirli olduğu için, sizinle yıldızı asla barışmayacaktır. Böyle insanlara karşı mesafeyi korumakta, hatta hayatınıza musallat etmemekte fayda vardır. Çünkü bu insanlar kişiliklerinden dolayı sittim sene iflah olmaz, kimse de bunlara yardım edemez. Bu kişilere denilebilecek tek şey, kendi çukurunuzda boğulun... Ve onları kendi hallerine bırakmaktan başka hiçbir çare yoktur. Elimden gelse onları taş ocağına gönderir, enerjilerinin kimseye zarar vermemesi için ömür boyu taş kırdırırım
Her söyleneni kafaya takmayın. Çünkü laf olsun diye söylenmiş olabilir ve söyleyen kişinin kim olduğu önemlidir. Çünkü düşünceli birinden akıl ve mantık dışı laf çıkmaz.
BEN, müziğe değer veren, sanatla uğraşan, herhangi bir hobisi ve amaçları-hedefi olan, özellikle entellektüel, insancıl ve duyarlı olan, ayrımcı-kibirli olmayan kişileri, bir de hayvanseverse, ÇOK severim, saygı duyarım. Çünkü böyle insanlardan zarar gelmez, aksine fayda gelir. Mümkün olduğunca böyle olmaya çalışın ve böyle insanlarla arkadaş olun!
Aktivist olduğu halde birisi bana demişti ki, ben asla müzik dinlemem. Birisi de demişti ki, yolda-yurtta arabayla giderken açarım müziği demişti. Zaten ülkemizde de oynamak, eğlenmek amaçlıdır müzik. Bir de dertlerimiz olunca melankolimize eşlik eder müzik. Onun dışında insanlarımız için müzik öyle hayatın olmazsa olmazı değildir. Hatta müzik icra eden kadınlara falan hafif gözle bakılır. Çünkü müzik ülkemizde namuslu kadınların yapabileceği bir şey değil gözüyle bakılır. Şarkıcı diye küçümsenir falan, vesiare. Demem o ki, sanatsız, müziksiz bir toplum; sosyolojik anlamda oksijensizdir. Yaşarsın ama terliksi hayvan gibi yaşarsın. Anlaşılmazsın, anlatamazsın kendini. Çünkü onların çelikten bir beyinleri vardır asla yumuşatamayacağın... Müziği ticari amaçlı yapanlar da benzer kafadandır. Pat diye müziği bırakabilirler. Para kazanamıyorlarsa, alan değiştirirler falan. Mesela ülkemizde salgın sebebiyle şarkıcılar isyan etti açız diye. Oysa Batı'da müzik açlıktan değil, aşktan yapıldığı için, sosyo ekonomik etmenlerle çok ilişkilendirilmiyor. Hatta sosyo ekonomik etmenler, sanatı kamçılayan itici güçtür. Yoksa Aşık Mahzini "İcra Memuru" diye şarkı yapar mıydı?
Eşcinselliği hastalık olarak gören ve sonraları kendini kadın olarak ifade eden eşcinsel bir tanıdığım vardı. Bir gün bana, sevdiği erkeğin "Eğer ameliyatla kadın olursan, seninle evlenirim" dediğini söyledi ve ne yapması gerektiğini sordu. Benim düşüncelerim ortadaydı. Heteroseksüel olan-eşcinsel olmayan bir erkek yapay değil orjinal kadınla evlenir; kişisel bakış açısı izin verse bile, trans biriyle evlenen heteroyu toplum rahat bırakmaz çünkü. "Eğer kadın olursan evleneceğim" diyen kişi gizli eşcinselse ki büyük ihtimal öyle, trans olan karşı tarafın penisi gittikten sonra beraberliğini gene/hatta hiç sürdürmez. Çünkü gizli eşcinseller ne kadar ben ecinsel değil, aktifim diye geçinse de, aslında onların gittiği gene erkeklik organıdır. Yoksa bu kişilerin ilişki esnasında ellerinin beraber oldukları kişilerin cinsel organına gitmesinin sebebi cinsiyet kimliği kontrolü değildir, içleirndeki bastırılmış duyguların-eşinselliğin yansımasıdır. Eğer ben erkeğim diyen bir kişiyle trans birinin evliliği veya ilişkisi devam ediyorsa, bunun arkasında çıkar vardır. Bu konuda kalıbımı basabilirim. Çünkü tanıdığım eşcinsele "Eğer kadın olursan, seninle evlenirim" diyen kişi, üzerine araba aldırdktan sonra, tekmeyi basmış kadın olmasını talep ettiği eşcinselin kıçına. Ve eşcinsel arabasını geri isteyince de, "Senin k-anal-izasyonuna boşuna mu katlandım?" ben demiş.
Yıutube'ta şarkı bittikten sonra reklama geçildi ve meme silikon ameliyatından bahsedilmeye başlandı, ilgili kişi ikna etmek için konuyu uzun uzun, ballandıra ballandıra anlattı. Sanki gerçekten bir gereklilikmiş gibi. Gerçekten ne bu yaa? Dünyanın veya kadınlığın tek derdi mi silikon meme, silikon popo? Bi gider misiniz?
Makyaj videosu hazırlayarak varolmaya çalışanların da, özellikle eşcnsellerin, eşcinselliği baltaladığına inanıyorum. Eşcinsellik şebeklik değil ki? Nedir bu yapılan; sanat mı, emek mi, nedir? Herkes istediğini İstediğini yapabilir tabi ama yapılabilecek ve yapılması gereken hak mücadelesi, kendini daha iyi ifade etmek gibi, toplumun kendilerine olan önyargılarını kırmak gibi vesaireleri de ihmal etmemek koşuluyla. Herkes eşcinsel haklarına sahip çıkmalı ve bunun mücadelesini vermeli. Eşcinselliğini gizli gizli yaşayıp da, ben erkeğim veya ben sahne gereği veya para kazanmak amacıyla kı*ımı başımı oynatıyorum demekle hak hukuk kazanılmaz. Heteroseksizm kadar tehlikeli bu insanlar-eşcinseller... Eşcinsellik gay kelimesinin anlamı gibi sadece eğlencelik bir şey değil ki; kazanılması gereken bir kimlik bu. Yobazlar, homofobiye eşcinsellerin kendi kimliklerine sahip çıkmamasından fırsat buluyorlar işte... Yobazlar eşcinsellere sapık diyor, bu tür eşcinsellerin dünya yansa umurlarında değil. Bundan 20 sene önce ben Ayça Şen'e "Kabul edilmemiz için, başarılı olmamız gerekmiyor" dediğimde, "Moruk, sadece Aydın veya Fatih Ürek olmakla eşcinsel hakları kazanılmaz. Bir şeyler yapın, başarılı olarak varolmaya çalışın demişti.". Çok haklıymış. Şimdi kala kala makyaj vieocu eşcinsellerin eline kaldık. Aydın ve Fatih Ürek daha entel ve saygın kaldı şimdikilerin yanında...
Miley Cyrus'un mertebesi bende her geçen gün yükseliyor...
Eğer insanca yaşamak istiyorsanız, öte dünya vaatlerine değil, bilime, demokrasiye ve laikliğe inanmak zorundasınız. Yoksa iktidarlar niye laiklik(din ile devlet işlerinin ayrılması), bilim(evrim teorisi falan) ve demokrasiye(kadın, erkek, eşcinsel eşitliği ve hakları falan) karşılar? Çıkarları için. Niye bazıları 100 bin lira maaş alırken, çoğunluk 2 bin lira alıyor? Çok alanlar daha fazla emek sarfettiği için mi? Hayır. Sadece bencil oldukları için. Bu insanlar olaylara niye bilimsel değil de din üzerinden yaklaşıyorlar; çünkü gerçeklerle kandıramayacaklar; çıkar işlerini din gibi tartışmaya kapalı olan unsurlar üzerinde çok güzel yürütüyorlar. Adamlar bize oy vermezseniz, cenette yeriniz yok bile dediler. Sanki öte dünya ile irtibata geçmişler gibi. Oysa öte dünyayı da, din kurallarını da kendilerinin yönettikleri apaçık ortada. Demokrasiden bahsediyorsak, haklar sadece yazılı hukuk kanunları üzerinden değerlendirilir. Öyle cenetten parsel vaadiyle demokrasi falan olmaz, gelmez...
En gıcık olduğum laflardan birisi, "Din aslında kötü değil, kötü amaçlara alet ediliyor.". Peki kötü amaçlı kullanılmayan, sevgi ve hoşgörü, eşitlik ve özgürlük için kullanılan din var da biz mi itiraz ettik? Fazla maddiyata tamah etmeyin diye vaaz veriyorlar, maşallah zenginlerin büyük çoğunluğu dini kötü amaçlı kullananlar. Siz hiç mültimilyarder entel-dantel kişi gördünüz mü? Bana kimse zenginlerin alın terinden bahsetmesin; çünkü böyle bir ter yok; tamamı hak yemek, hak çalmak. İşçilerin kıç*ndan kan akıyor çalışırken, aldıkları maaş açlık sınırının altında...
Lafa gelince çok ama sadece seyrciyiz! Hür irademizle oy bile veremiyıruz. Eşitlik, özgürlük gib demokratik şeyleri bile açıkça destekleyemiyoruz. Korkağız. Özgüvensiziz. Çünkü bataklıktan çıkmak için çabalamıyoruz. Şükrediyoruz sadece. Çünkü kaderciyiz. Oysa kader de biziz, insanca yaşamak da kendi elimizde... El Fatiha!
Bugün "sokak hayvanları günü"ymüş. Kuru kuru gün mü kutlanır? Alın 2 kilo mama da, dağıtın!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder