10 Mart 2021 Çarşamba

10 Mart 2021 facebook notlarım

 BURASI TÜRKİYE... BUR'DA HER AN, HER ŞEY OLABİLİR!

"Kız Çocukları Hakları Bildirgesi" isimli kitap, kız çocuklarının pantolon ve gömlek giymesinin; bilye, araba ve bilgisayar oyunları oynmasının; judo, okçuluk ve futbol gibi sporları yapmasının; saçını kısa kestirmesinin; kendisine prenses gibi davranılmasını istememesinin,  ve de erkek ya da kadın farketmeksizin istediği cinisyeti sevme hakkının 18 yaşından küçük kız çocuklarının erkek gibi davranmasına yol açabileceği, onları transseksüelliğe özendirebileceği gerekçesiyle Aile ve Çalışma Bakanlığı tarafından toplatılmış. Sonra yapılan itiraz sonucu bu karardan vazgeçilmiş.

ARKADAŞLAR... ŞUNU ARTIK KAFANIZA İYİCE SOKUN. KİMSENİN BİRİLERİNE ÖZENEREK VEYA GİYİNEREK NE CİNSİYETİ ETKİLENİR, NE DE CİNSEL YÖNELİMİ. KENDİNİZİ TEST EDİN; BİRİLERİNE ÖZENEREK CİNSİYETİNİZİ VEYA CİNSEL YÖNELİMİNİZİ DEĞİŞTİREBİLİYOR MUSUNUZ? EŞCİNSELLER VEYA TRANSSEKSÜELLER SONRADAN KARAR VERMİYORLAR NE OLDUKLARINA; ÇOCUKLUKTAN BERİ ÖYLE HİSSEDİYORLAR. KENDİLERİNİ ERKEK VEYA KADIN OLARAK TANIMLAYANLAR-HETEROSEKSÜELLER BİRİLERİNE ÖZENEREK Mİ ERKEK VEYA KADIN OLMUŞLAR? Eşcinsellerin kimliği özenti ve korunulacak bir şey oluyor, heteroseksüellerinki ise doğuştan ve normal! NE KADAR AKILLISINIZ YA; HAY SİZİN AKLINIZI YİYEYİM!

Kadınların yaşama haklarını korumak için yapılan İstanbul Sözleşmesi'ne eşcinselleri de koruyor diye karşı çıkmak, öyle bir hem kadın, hem de eşcinsel düşmanlığıdır, yobazlıktır, cahilliktir ki, bu sözleşmeye karşı çıkanlara hiçbir şey anlatamazsınız. Şeriatçı ve diktatörlükle yönetilen demokrasi yoksunu ülkeler, o noktaya nasıl geldi sanıyorsunuz? Artık eğitim kurumlarımızda bile veya siyaset dünyamızda veya toplumun her biriminde, her kurumunda erkek kadın eşitliğine aileyi bozacak ve eşcinsel haklarına sapıklık diye karşı çıkan üst birim yönticeiler var. İnsan hakları artık kuşatılmış durumda... Eğer bir ülkede insan hakları yoksa, artık bilimsellik ve bilgi de yoktur ki, o ülke dogmatizme teslim olmuş demektir. İnsan haklarından bahsederken; ayıptan, günahtan, ahlaktan bahsedemezsiniz. Çünkü bu akıl dışıdır, insnalık dışıdır, vicdan dışıdır...

Kadın ve eşcinsel cinayeti işleyenler idam edilmeli; çünkü kadın ve eşcinseller hem fiziksel, hem de toplumal olarak savunmasızlar

SÜRGÜNDEKİ KARAHAN ÇANTAY SIRLARIYLA ÖLDÜ!

Türkiye'nin ilk erkek güzeli seçilen Karahan Çantay, Tayland'da geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybetmiş. Gerçekten çok üzüldüm. Türkiye'de erkek güzellik yarışmasının düzenlnmesi falan şimdiler için hayalden öte olmayan bir devrimdi. Karahan Çantay ODTÜ mezunu bir matematik öğretmeniydi. Yarıışmanın getirdiği popülerlikle kliplerde falan oynadı. Sonra Sibel Can ile adı aşk dedikodularına karıştı. Sibel Can o dönem evliydi ve söylentilere göre Karahan Çantay mafya yoluyla Türkiye'den uzaklaştırılmış. En son Türkiye'de 2015 yılında görülmüştü ve neden Türkiye'de olmadığıyla ilgili olarak zamanı gelince konuşacağım demişti ama konuşamadan sırlarıyla öldü.  Tayland'da matematik öğretmenliği yapıyormuş. 

Ne diyebilirz ki bu ölüme; fazla güzellik veya yakışıklılık başa bela mı? Mafyanın kurbanı olmamak için ülkeyi terketti ama ölüm yakasını gene bırakmadı... Ben bu adamın masum olduğuna ve bu yaşta ölümü haketmediğine inanıyorum. Ölüm haberini okuduğumda içimi buz kesti. Çünkü gerçekten bana göre, özellikle o döneme göre Türkiye'nin en yakışıklı erkeği gibi geliyordu ve herkesin çok bayıldığı bir erkekti. Çünkü bu adam hem yüz, hem de bedensel olarak orantılı bir güzeldi. Yazık oldu, gerçekten yazık oldu. Çünkü ülkeyi terkederek zaten kendini feda etmişti ama hayatta da kalamadı...

Suriyeli mülteci bir transseksüel, bir erkek tarafından yüzüne atılan kezzap sonucu kör oldu, transseksüel olduğu için de hastaneler tedavisini yapmıyor. Türkiye'de insanlığın öldüğü an!

Transseksüel, eşcinsel dediğimiz kişiler herkes gibi/kadar bir insandır. Burada savunulması gereken insan haklarıdır; kurtulunması gereken ise nefret. Nefret saldırı ve cinayetlerine seyirci kalan herkes ise suçludur! Anlayabiliyor musunuz dediğimi?

Nefrete sessiz kalanlar, bir gün aynı nefretin farklı bir versiyonuyla yalnız kalmaya, yakılmaya mahkumdur! Eşcinsele/transseksüele saldıranların, heteroseksüelleri es geçeceğini mi sanıyorsunuz? Nefrete sessiz kalarak, bir gün kendinize olacak olan nefreti besliyorsunuz. Eşcinsellerin aleyhine olan konuşmalara tek kelime bile etmiyorsunuz ya, bu kendi başınıza gelenleri ve gelecekleri de hak ediyorsunuz demektir. BETER OLUN!

Biz eşcinseller/transseksüleler nefrete karşı koşulladık kendimizi. Şiddete, nefrete, hiddete ve cinayete de direnebildiğimiz kadar direniyoruz. Yaşlı kadınlara niye tecavüz ediliyor, kadınlar niye şiddete ve ölüme kurban ediliyor, çocuklar niye istismar ediliyor..? Hepsi aynı nefret... O yüzden ona olan nefret, bana olan nefret diye bir kategori olmaz. Bugün bana, yarın sana... Haksızlığın ve nefretin her türlüsüne isyan edin, sessiz kalmayın...

Birmanya'da yapılan siyasi/askeri darbede, bir rahibe çocukların yerine kendisinin öldürülmesini isterken... İnsanların iktidar olma hırsları, bunu da sırf kendi ideolojilerini dayatmak için olmak istemeleri inanın midemi bulandırıyor. İktidar oluyorsunuz da ne oluyor; vatana millete hizmet mi ediyorsunuz; niye iktidar olunca hesaplarınız milyar dolarlara yükseliyor, niye fabrikalarınız falan oluyor; alın teriniz mi bu? HAYIR.

Seksenler erkek saç ve gözlük stilinin en güzel örneği George Michael'dı. Şimdiki erkek saç modelleri bana o kadar itici geliyor ki... İnsanlar moda diye defolarını ortaya çıkartacak şekilde tarz oluşturuyor. Kafa yapısı söbü ama yanları kazıtıyor, tepede bir tutam saç bırakıyor ve aynada kendini görmüyor sanırım. Bir karış bacağı olanlar, yani bacakları gövdeye göre kısa olanlar kısa ve dar pantolon giyerek bastıbacaklarını iyice ortaya çıkartıyorlar gibi gibi.... Moda yakışandır, sürüye dahil olup görgüsüzlük yapmak değil...

Devlet hastanesinde Korona için test de yaptıramadım, aşı da. Haa Korona'ya yakalandım mı; hayır! Bağışıklık sistemim sağolsun!

KORONA'DAN HİÇBİR ŞEY YAPMAYARAK KORUNDUM; BEN ZATEN HER ZAMAN KARANTİNA YAŞAYAN BİR İNSANIM!

Korona sürecinde normal hayatımdan vazgeçmedim. Görüşmem gereken kişilerle de görüştüm. Sadece kapalı ortamlarda kalabalığa karışmadım. Beni koruyan büyük ihtimal buydu. Ama ben zaten kapalı ve kalabalık ortamlara giren bir insan olmadığım için, bu bende sıkıntı oluşturmadı; Camiye gitmem, düğüne gitmem, bara eğlenmeye gitmem, lokantaya gitmem, kahvehaneye gitmem... Sporumu yaparım, bilgisayarımın başına geçerim. Bu süreçte bilgisayarıma da virüs bulaşmadı! Akşam ve hafta sonu yasakları da ömür boyu devam etse, rahatsız olmayı boşverin, huzurlu bir yaşam için devam etmesini bile isterim... Herkese geçmiş olsun, homofobikler de beter olsun!

Tamam Michael Pop Tanrı, Madonna da Pop Tanrıça ama George Michael da bunlardan sonra gelmez mi? Onu o kadar çok seviyorum ki...

Yıl 1986... 16 yaşındayım. TRT 3'te bu şarkı(Wham - The Edge of Heaven) çıktığı zaman, ayaklarım yerden kesiliyordu. Şarkı İngiltere listeleirnde 1 numara, Amerika listelerinde 10 numaraya kadar yükselmişti ama benim en çok sevdiğim Wham şarkısı olarak tarihe geçti... Yıllar çok hızlı geçiyor ama geçmese ne olacak ki bu şarkı çoğu insanın umrunda olmadığı sürece...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder