Erkek eşcinsellerin içindeki kadın, heteroseksüel erkek istiyor ama şanslarına cinsel yönelimleriyle-eşcinsellikleriyle barışamamış erkek geçinen gizli eşcinseller düşüyor; Bir nev-i lezbiyenlik işte! Zaten başka da şansları yok; çünkü heteroseksüeller, heteroseksüel ilişki yaşar. Bazı eşcinsellerin kendilerine transseksüel-travesti demesi de içlerindeki kadınla alakalı. Oysa eşcinseli de bir, travestisi de; sadece kendilerini ifade şekilleri başka. Tıpkı bazı gizli eşcinsellerin kendilerini erkek olarak ifade etmeleri gibi. İnsanın kendisini doğasına uygun ifade edememesinin sebebi, toplumsal cinsiyet dayatması ve içselleştirmesi. Bazı transseksüeller kendilerini eşcinsellerden ayrı tutuyorlar ya; aslında kendi yalanlarına kendilerini inandırıyorlar. Çünkü kendini eşcinsel olarak tanımlayan da, trans kadın olarak tanımlayan da, cinsel yönelim olarak erkek istiyor. Hani transseksüeller bedensel değişimlerini-geçiş operasyonlarını, bedenlerini ruhlarına uydurma olarak tanımlıyorlar ya, eşcinselin ruhu da aynı transseksüellerinki... Bazı transseksüleler bana diyor ki, sen transseksüleliğinle barışamamış bir transfobiksin. Ben de diyorum ki, eşcinsellik erkek bedeninde kadınlık olduğu için, asıl siz eşcisnelliğiyle barışamamış homofobik bir eşcinselsiniz... Çünkü transseksüel olarak toplumsal cinsiyete uyma kolaylığı varken, niye homofobiye ters olan zorluğu seçeyim..?
Bu cümleleri yazdıktan sonra eşcinsel bir arkadaşım aradı ama kendini toplumsal cinsiyet normlarına uydurma zorunluluğu hissetmeyen bir eşcinsel arkadaş bu. Ve bu konuda sohbet etmeye başladık. Gerçekten homofobik olamayan bir dünyada yaşasaydık, eşcinseller kendilerini nasıl ifade ederlerdi? Tabi insanların kendilerini nasıl ifade ettikleri daha çok, her şeyde olduğu gibi genetiksel yapılarına bağlı psikolojileriyle alakalı; psikolojilerini de iyi veya kötü şekilde yaşadığı kültürel ortamlar etkiliyor. Yani Homofobik bir ortamda, sağlam olmayan bir psikoloji özgüvenli olmuyor ve o toplumdaki kurallar ne ise, ona göre bir yaşam biçimi belirliyor. Ve özgüvenli olmayan eşcinsellerin sığındıkları liman genellikle din ve toplumsal cinsiyet rolleri oluyor ve bu yapıya göre kendileirni ifade ediyorlar. Transseksüellik veya gizli eşcinsellik işte bu yüzden var, dine inanan eşcinseller işte bu yüzden var. Tercihler işte bu noktada devreye giriyor. Yani eşcinsellik doğuştandır ama transseksüellik veya gizli eşcinsellik bir tercihtir. Batı'da, gelişmiş demokrsilerde, bilimin daha öncelikli olduğu toplumlarda transseksüellik veya gizli eşcinsellik niye yaygın değil? NEDEN EŞCİNSELLERİN İÇİNDEKİ KADIN KENDİNİ ÇOK ABARTMIYOR? Çünkü özgür bir ortamda psikolojiler özgür kalıyor ve de zaten önemi kalamyan toplumsal cinsiyet baskısı altında hissetmiyorlar, zaten bitmek üzere olan dinin homofobisine maruz kalmıyorlar. Yani geleneksel Doğu toplumlarının varoluş unsurlarının etkisine maruz kalmıyorlar.
Böyle düşündüğümüzde, ben hala Türkiye'de hissedilir çoğulukta kendisiyle barışmış ve de toplumsal cinsiyet ve dinin etkisinde kalmamış eşcinsel göremiyorum. Yani mesela ister uzun vadeli ilişkilerde olsun, ister tek gecelik ilişkilerde olsun, eşcinseller hala toplumsal cinsiyet kategorilerine uygun ilişki yaşıyorlar. Tabi bu durumun belirleyicisi, içinde yaşadığımız kültür. Yani genel kültür ne ise, sınıfları da onun ayarında oluyor. Yani toplumun genelinin hayata bakış açısı nasılsa, eşcinsellerinki de o doğrultuda oluyor. Batı'da toplumsal cinsiyet ve dinin etkisinin genel olarak azalması oranında, eşcinsellerin bu iki unsura maruzlukları az oluyor. Bizde ise tam tersi; hala eşcinseller dine ve toplumsal cinsiyete sığınarak varolmaya çalışıyorlar. Mesela din eşcinselliği lanetlemiyor, ben transseksüelim sen eşcinselsin gibi...
Toplumsal cinsiyet ve din gibi kültürel olgular sadece psikolojik olarak değil, eşcinsellerin sosyal olarak ne şekilde varolduklarında da belirleyici bir unsur oluyor. Tabi burada da baskılara, engellere direnip direnememe konusunda da gene psikoloji devreye giriyor ama ağır vaka olmadığı sürece, cinsel yönelimiyle barışını az çok halletmiş eşcinseller de aile gibi, çevre gibi homofobik baskılara boyun eğebiliyorlar. Son cümlem önceki düşüncelerime göre biraz çelişki arzetse de, arada kalmış piskolojiler de var ne yazık ki. Mesela eşcinselliğiyle veya kendini trans ifade edişiyle veya gizli şekilde kendini gerçekleştirmesiyle ilgili olarak pişmanlık noktasında falan içsel bir sorunu kalmamış ama(Gerçi bu ifade edişler de zaten bir sorun ama), mesela namaza gidiyor, dine inanmaya devam ediyor veya ne bileyim işte çalışabilmek için, okuyabilmek için eşcinselliğini gizleyen veya ailesiyle, çevresiyle bağlarını koparamayıp heteroseksüel evlilik yapanlar gibi. Bu dediklerim artık cinsel yönelimlerinin farkındalar ama ne bileyim belki de yapıları gereği doğa karşıtlığıya mücadele etme kapasiteleri düşük olduğu için ne toplumu karşılarına alabiliyorlar, ne de eşcinsel yaşamlarından ödün veriyorlar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder