3 Kasım 2020 Salı

Güle güle Lilly kızım!

 Lilly 4 gündür kayıptı. Bugün hayvansever bir arkadaşın facebook paylaşımında kaza sonucu veterinerde olduğunu öğrendim. Beyin ölümü gerçekleşmiş. Aldığı serum sayesinde vücut fonksiyonları çalışıyor sadece. 3.5 yaşındaydı, 4 yaşına yaklaşıyordu. Hiç beklemiyordum. İnsan kabul edemiyor. Öyle alışmıştım ki onunla yaşamaya... Keşke trafik denilen şey olmasa. Çok üzgünüm. Hayatımın en büyük acısını yaşıyorum. Çünkü o farklı bir kediydi. Çok akıllıydı. İnsan hareketlerini taklit edebilen bir kediydi. Çok güzel günlermiz geçti, çok unutulmaz anlarımız var. Şu anda yaşamak istememecesine acı çekiyorum. O, orda yatıyor ama yapılacak bir şey kalmamış. Yavrum benim, çok özleyeceğim onu... En son 14 Ekim'de fotoğraf çekilmişiz....

Hiç kimse, hiç kimseyi anlamak zorunda değil, anlayanabilir de, anlamak istebeyebilir de... Anlaşılmak gibi de bir derdim de olmadı hiçbir zaman; çünkü anlaşılmama durumu, anlaşılmayanın değil, anlamak istemeyenlerin sorunudur... Bakınız ben kendimi çok duyarlı, çok mükemmel, çok vicdanlı, çok olağan üstü bir insan olarak falan hissetmiyorum, yanlış anlaşılmasın; genelden bir farkım yok benim de ama ben insanların genelinde çok bir duyarlılık göremiyorum. Bu yazıyı niye yazıyorum; kendimi yazarak ifade etmeyi seviyorum, kişisel sayfam ve bir terapi benim için. Ben hayvanları niye çok sevdim; çünkü insanlarda aradığımı bulamadım. Hayır hiçbir psikolojik sorunum falan yok; soyutlamadım insanlardan kendimi; uymadı insanlar bana, tutmadı frekanslarımız. Benim gibi başka olanların olduğunu da biliyorum... Neden mi bahsediyorum; çok özür dilerim ama benim insanlık anlayışım, şu anki insanlarınki gibi değil; anlatırsam çok uzun hikaye, anlatsam da zaten değişen bir şey olmaz... İnsanca yaşamak nasıl bir şey derseniz; son İzmir depreminde bazı güzelliklerden falan bahsediliyor duyarlılık adına; işte öyle bir şey ama benim istediğim sadece zor günlere mahsuz olanlardan değil; her zaman, her yerde ve herkese, her şeye karşı olanından. Ben hayvanları çok sevdim, onlarla birlikte yaşamaya hayatımı adadım; çünkü sevgi var işin içinde ve sevgine ihanet yok; emek veriyorsun, karşılığında sevgi alıyorsun. Hayvanları insanların yerine koymam bir çoğuna tuhaf gelecektir biliyorum; içinde yaşadığımız düzene uygun bir yaşam tarzı seçmediğim için de kendilerini anlamadığımı ve de lafla her şeyin kolay olduğunu söyleyebilirsiniz. Bakınız, eğer gerçek anlamda vicdan, duyarlılık varsa, mesela ben bir insan ölünce de aynı acıyı duyuyorum, bir hayvan ölünce de, bir ağaç kesildiğinde de, bir çiçek kopartıldığında da... Belki de benim alışamadığım ve kabul edemediğim doğanın sistematiği; ben acıyı ve kayıpları bir türlü kabul edemedim. Neden bu yazı... Uzun zamandır kedilerimin ölümleriden bahsetmiyordum; çünkü saçma sapan tepkiler de alabiliyorum. Ama bugün dört senedir birlikte yaşadığım, elime doğan ve bir çok yavrusunun doğumuna yardım ettiğim, onlarca yavru yapan Lilly kızımı kaybettim. Belki şu anda hala beyin ölümü gerçekleşmesine rağmen tedavi sonucu nefes almaya devam ediyordur ama onun hayata dönmesi mucize bile olamaz. Çünkü kafadan darbe almış trafikte. Acım çok büyük; "insan evladı"nı kaybetmekten bile daha büyük acım. Bir hayvanı insandan üstün tuttuğum için isterseniz küfür edersiniz, isterseniz kaale almazsınız... Bugün hayatımın acılarının en büyüğünü yaşadım. Çünkü bu benim için bir kedinin veya bir insnanın ölümü değildi; hayatımı paylaştığım, onunla çok şey yaşadığım, sevgilerin en kocamanını yaşadığım bir varlığımı kaybettim.

Keşke kişisel araçlar yasaklansa, sadece herkesin en fazla bisikleti olsa. Bana ne insanların canı isteyince otomobiline atlayıp, istediği yere gitmesinden...

Lilly kızımdan hatıra, ona çok benzeyen yavrusu Lila kaldı. Lilly yaşarken, dedimki kendi kendime, "Halil, Lili'nin adına yakın bir isim verme şu yavruya, bak Lili'ye bir şey olabilir" ve dediğim başıma geldi...

***

İkizler burcu kadar taş düşsün başınıza. Tabi sevmezsiniz bizi. Sizin cahilliğinize ve de vicdansızlığınıza ters düşüyoruz değil mi? En çok da kafanızı karıştırıyoruz; çünkü ters düşüyoruz sığ beyninize!!! Bu geri zekalı kişi, Atatürk'ün İkizler burcu olduğunu öğrendiği için falan saçmalıyordur böyle veya Platon, Sokrat gibi filozoflarla derdi vardır!

Birisi bana şiddeti, cinayeti, tecavüzü açıklasın! İnsan neden böyle bir şeye ihtiyaç hisseder ki?

Ortaçağ'da akıllı ve bilgili insnaları öldürüyorlarmış. Günümüzde Doğu toplumlarında çok da fazla değişen bir şey yok. İsterdim ki gerici insanların hepsi hapishanelere tıkılsın. Bu geri zekalı cahiller nefreti, yobazlığı düşünce özgürlüğü diye savunuyor. Ellerinden gelse, bütün aydın ve aklı başında herkesi Ortaçağ'daki gibi öldürecekler çünkü.

Bugün 50 küsur yaşındaki bir arkadaşım diyor ki, bu yobazlardan bir ona demiş ki, "kaç yaşında adamsın, neden sakal bırakmıyorsun. Allah belli yaşın üzerinde sakal bırakmayanlarla konuşmayı haram kılmıştır."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder