20 Kasım 2020 Cuma

18 Kasım 2020 facebook notlarım

 17

Caner Cindoruk çok güzel bir erkek... Engin Akyürek (Gülünce gözlerinin içi de gülen adam..!)'i çok beğeniyorum ama Caner de çok güzel, çok tatlı bir erkek.

Yaprak Dökümü'nü dizilerin dizisi, dizilerin en klasiği yapan, sanırım eski TRT dizileri tadında olması. O dönem izlerken bunun farkında değildim ama şimdi tekrar bölümlerini izleyince çocukluğuma, TRT dizileri dönemine gidiyorum adeta... Çok naturel bir dizi, insanı bayan abartı yok yok...

18

21. yüzyılda Türkiye neden hala açlık sınırının altında yaşıyor diye kimseden hesap sormayın, kendinizden hesap sorun!

Türkiye'den gidenler Nobel ödülü alıyor, aşı buluyor. Biz de bu gidenler niye gitmiş diye utanmak yerine, yüzsüzce bunlar üzerinden milliyetçilik yapmaya çalışıyoruz. Ülkemizden çıkan dünyaca ünlü yazar, sanatçı gibi kişileri falan da vatan hainliği ve din düşmanlığıyla itham edip hapse falan atıyoruz, ülkemizden kaçmalarına sebep oluyoruz. Ne yaptığımızı, neden yaptığımızı ve de yanlış sonuçlara sebep olabileceğini düşünemeyecek kadar yobazız çünkü. Artık şu dini, çıkarlarımıza alet etmeyi bırakıp iç dünyamızda yaşamayı, din ile devlet işlerini birbirinden ayırt etmeyi öğrenmeliyiz. Din sadece manevi bir şey; gerçek olan ise bilim, özgürlük ve insan haklarıdır.

***

Dine inanan insanlara direkt bir şey anlatmayı bıraktım. Çünkü dine inanan insan, gerçeklere inanmaz!

Dine inanan insanların saygıdan bahsedip de, dini insnaların gözünün içine içine sokmasının saygıyla ne alakası olabilir ki?

Dine inananlar zannediyor ki, her şey dindir ve herkes o doğrultuda yaşamalıdır. Çünkü onların yapılarına böylesi uygun düşüyor!

DİNE İNANAN İNSANLAR..!

Dine inanan insanlar, layığıyla eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik, hoşgörülü, saygılı ve sevgili olamaz. Kadın hakları dersin, feminist veya lezbiyen derler. Eşcinsel hakları dersin, günah ve ahlaksızlık derler. Farklı etnisitelerin haklarından bahsedersin, vatan haini ilan ederler. Bireysellikten bahsedersin, aileye saygısızlık diyip evlatlıktan reddederler. Cinsel özgürlükten bahsedersin, or*spu derler. Kadın erkek eşitliğinden bahsedersin, kaslarını veya çüklerini gösterirler. Düşünce özgürlüğünden bahsedersin, hapse atarlar. Laiklikten bahsedersin, dinsizlikten linç ederler. Bilimden-evrimden bahsedersin, "Biz maymundan gelmiyoruz Tanrı bizi çamurdan yarattı." derler. Eğitimin tamamen bilimsel olmasından bahsedersin, onlar ellerinden geldiğince içine din sokmaya çalışırlar, o yüzden bizden bilim insanı çıkmaz. Hayvan haklarından bahsedersin, onlar bütün canlıların insanlar için yaratıldığını iddia ederler. Müzikten-sanattan bahsedersin, ucube derler. Spordan bahsedersin, vücut hatlarını gösteriyor diye karşı çıkarlar(Vücut geliştirmeci "sakallı" bir tanıdığım vardı, mayo giydiriyorlar diye müsabakalara katılmıyordu mesela). Kitaptan-okumaktan bahsedersin, onlar kutsal kitapta her şeyin yazdığını söyleyip diğer kitapları kaale almazlar. Empatiden bahsedersin, onlar bangır bangır, diğerleri en küçük bir şeyde onları rencide ve tahrik eden... Aklıma geldikçe ilave ederim...

Sonra da, "Bütün dindarlar böyle değil, dini kötü amaçlı kullanıyorlar." diye savunmaya geçerler. Dini doğru kullananı veya dinin doğru kullanıldığını gördünüz mü? Mesela ben dinsiz biri olarak daha erdemliyim; şimdi ne olacak?

***

Bunan sonra güzümü de yaza, bahara döndüreceğim, kış zaten elde var 1!

Eski İran Folk müziğini çok seviyorum. Mahasti de sevdiklerimden...

Bu da Mısırlı şakıcı Angham... Şarkılarını da siz keşfedin artık...

Arap şarkılarındaki yaylı armoniyi çok seviyorum...

***

Batı'daki marjinallik özgürlükle, Doğu'daki kuralcılık muhafazakarlıkla alakalı olsa gerek!

***

Din benim için sadece Ortaçağ'da kalmış bilinmezliklere karşı çaresizliğin bir ifadesi; başka da hiçbir şey değil!

***

Teniste, virüs dinlenme ve iyileşme döneminden önce 1.5 yıl sakat dirsek ve omuzla oynadığım için, rakate ve topa kontrolüm yetersiz geliyordu. Ara ara oynama dışında neredeyse tenise ara vermiş sayılacağım bir yıllık süreç beni antremansızlıktan körelteceği yerde, kolumun sağlığına kavuşmasını ve dolayısıyla raket ve topa hakimiyetimin artmasını sağlamış ki, artık istediğim noktaya topları çok daha isabetli gönderip rakibi zorlamam çok daha kolay oluyor. Her şeyin başı sağlıkmış gerçekten.

***

Yobaz bir gazeteciye göre, laikler iş başına geçince ve hazırladıkları yasaya göre,"Bu anayasaya göre din dersi kalkacak, eşcinsellik ve ateistlik yasal hak olacak!" demiş. Amin! Zaten olması gereken de bu değil mi? Din dediğimiz şey gerçekle alakası olmayan manevi bir tatmin ama eşcinsellik ve ateizm doğanın bir gerçeği; hatta tartışılması söz konusu bile olmaması gereken!

Yobazlar gerçeklerle yüzleşmeye asla cesaret edemezler. Çünkü yobazlar korkak olurlar. En çok da eşcinsellik ve ateizmden korkarlar. Çünkü erkeklik üzerine kurulmuş bir dünyada dötü kaybetmek ve bilinmezler üzerine kurulmuş bir hayal dünyasının altında kalmak onları çok ürkütür.

***

Malatya Film Fetivali, ödüllerin cinsiyetsizliği gözeterek kadın veya erkek kategorileri olmadan verilecek olmasından dolayı iptal edilmiş. Ben erkek veya kadınım veya hiçbiriyim... Bööööö! Çok mu korktunuz?!

***

Tanrım ben çok mu akıllıyım da mantıklı düşünebiliyorum, yoksa insanlar mı çok kapasitesiz ve dolayısıyla cahil? 2.si elbet!

***

BEN TÜRK'ÜM VE TÜRKÇE KONUŞMAK EN DOĞAL HAKKIM!

Sayın seyirciler ben Arap düşmanı veya Arapça karşıtı değilim. Hatta Arapça, ve Farsçayı öğrenmeyi çok istiyorum. İranlılara soruyorum; Tanrı'nın Farçası ne; Hüda. Arapçası; Allah. Peki ya Türkçesi diyorum; bilmiyorlar. Tanrı kelimesini hiç duymamışlar. Google Translater'a soruyorum, o da Tanrı diyor! Muhafazakarlara soruyıorum; Bastıra bastıra söylüyorlar; Allah! O Arapça diyorum. Verecekleri cevap mikimde bile değil!

Dini yaratıcının adı Türkçede Allah değil, TANRI'dır. Bunu kafanıza iyice sokun! TANRI! TANRI! TANRI..!

Araplara da saygı duyuyorum ama inadına "Araplaşmayacağım". Ben Türk'üm arkadaşlar. Kimliğimin başına inanmadığım dini bir sıfatın kullanılması beni çok rahatsız eder. Yani ben M......n Türk değilim, sadece Türküm!

Azerbaycan'ın topak bütünlüğüne kavuşması sırasında, işin içine din ile ilgili söylemlerin karıştırılması beni çok rahatsız etti. Hak ve hukuk esnasında olsun bunu kullanmayın lütfen. Adalete gölge düşürüyor bana göre.

Küçük kız parkta spor aletlerinde bacak açma hareketi yapıyor. Annesi, "kızım o hareketi yapma" diyor. Küçük kıza ablasına da o alette o hareketin çok güzel olduğunu söylüyor ve onun da yapmasını istiyor. Ablası, "o hareketi burada ben yapar mıyım?", diyor. Çünkü vajina muhafazakarlara göre bedenin bir parçası değil, çok ama çok ayıp bir şey. Belki de bekaret bozulacak falan diye korkuluyordur ne bileyim. Çünkü ben alyamıyorum böyle kafaları. Vakti zamanında parkta hareketi yaparken cinselliği çağrıştıran bir spor aleti vardı. Sanki seks yapıyormuşsun algısı yaratıyordu görenlerde. Birileri her gün köklerdi o aleti, belediye tamir ederdi. Ve sonunda belediye o aleti iptal etti, aletleri de kumun üzerine değil, beton atarak betonun üzerine yerleştirdi.

Kusura bakmayın ahlakçılığa kafayı çok takıyorum ama 21. yüzyılda bu kadar yobazlığa çok irrite oluyorum!

Yaşasın kadının veya erkeğin belli olmadığı cinsiyetsiz bir toplum!

Eğer sihirli bir değneğim olsaydı; memesiz, vajinasız, penissiz, saçsız, sakalsız bir dünya inşa ederdim!

Gerici gazetelerden birisi, "Bir eşcinsel filmi daha Türkiye'de vizyona girdi!" demiş. Geri zekalılar, eşcinsellik doğanın bir gerçeği ve Türkiye'de eşcinseller de yaşıyor milyonlarca! Ne yazık ki eşcinsellikten korkan geri zekalılarla birlikte yaşamak zorunda kalıyoruz. Homofobik ülkelere falan gitse ya bunlar. Çok canımı sıkıyorlar çünkü.

Eşcinsellik canlı tarihinden beri doğanın bir gerçeğidir. Tabi bunu taş kafalar anlamaz!

Eğer Neşe Karaböcek olmasaydı, müzik % 50 yava olurdu!

Ya Gülden Karaböcek olmasaydı..? Ben nasıl hüzünlenirdim? DÜZENLEME Gülden Karaböcek!

Dışarıya çıkmalarım dışında evde sürekli müzik var benim... Yatak odasında radyodan, oturma odasında bilgisayardan. Hücrelerim sürekli salınım halinde! İnsanlar niye çift müzik çalıyor diye merak ediyor?

Sabahattin Ali!nin kitaplarında telif hakkı olmadığı için çok düşük fiyatlarla satılıyor. Aslında bir çok şiirini şarkılardan biliyoruz ama orjinal halleriyle okumadna ölmek olmaz değil mi? Ayrıca kitabın sonunda şirlerinin hangi şarkılarda kullanıldığına dair de bilgiler var...

Sizin için KIŞ NE DEMEK bilmiyorum ama benim için; soba ve üzerinde ekmek ısıtmak, tarhana çorbası, kar(Ona bile hasret kaldık son yıllarda), evdeki ortamı daha bir ısıtan kediler, kapıyı açınca dışarıya çıkabileceğiniz bir ev(Zemin kat tatmin ediyor şimdilik), radyo-tv-dergi-gazetenin yerini internet aldı... Bunları günüüzde hala yaşayabilmek benim en büyük keyif ve lüksüm ve bunu aşla kaybetmeyeceğimden o kadar eminim ki...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder