Diyanet'ten bir açıklama gelmiş:
"Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'ın söylediği iddia edilen 'Fakirler cennette, şehit mertebesine yakın yedi kat yüksekte olacaklar. Belki de biz onları kıskanacağız' ifadesi de tamamen yalan ve iftiradan ibarettir olduğunu duyurmuş ve bu paylaşımı yapan hakkında hukuki süreç balatılacaktır..."diye. Tamam bu söz yalan, peki cennetten vaatte buluna bulunarak insanları böyle sözlere koşullamadınız mı? İnsanlar neye inanırsa inansın ama bunu 21. yüzyıl hayatına sanki bilimsel bir gerçekmiş gibi sunmaktan vazgeçin artık. Din, bilimsel gerçekliği sıfır olan, insan beyninin ürettiği ve kültürel hale gelmiş bir uygulama. Kimse din ve vaatlerinin gerçekliğini ispatlayamaz ki. Şu günah, bu sevap... Tamam ne ise ne ama bu dünyada insana gerekli olan insan hakları, ondan ötesinin insanna bir faydası yok ki... İnsnalar hakkını alsın, sevabı-günahı kendi halletsin...
Bu dünyada ben insanca yaşamak istiyorum. Öte dünyayı bana bırakın. Sevabı da benim, günahı da. Kimse din üzerinden şu günah, bu sevap diye ahlakçılık yapmasın. Okumamız yazmamız var, e okuyoruz da, neyin doğru neyin yanlış olduğunu idrak edecek aklımız da var ve dijital çağda bırakın artık insanların hayatına hurafeler üzerinden müdahale etmeyi. Eğer din üzerinden konuşulacaksa, hayat niye pahalı, insanlar niye eşit şekilde yaşamıyorlar, adalet niye herkese eşit işlemiyor, niye herkes eşit düzeyde özgür değil, niye iktidara gelenler öncesinde fakirken birden zenginleşiyor, vesaire bunları konuşulsun.. SIKIYORSA TABİ! Niye iktidarlar halkı anlamıyor, iktidara gelen niye kendi borusunu öttürüyor, din üzerinden bunlar falan konuşulsun!
Bugüne kadar öldürülen ve tecavüze uğrayan çocukların genelde en yakınlarındaki kişilerden çıkması tesadüf olamaz değil mi? O yüzden çocuklarımızı önce en yakınımızdakilerden korumaya çalışalım. Çünkü elin insanı evde kaç yaşında, nasıl bireylerin yaşadığını nereden bilecek ki? Bir de o kadar cesaret edemez!
Beni en çok ne şaşırtıyor biliyor musunuz... Mesela aile içinde cinayet gibi olumsuz bir şey mi oluyor, aile suç işleyen aile bireyinin aldığı cezaya karşı çıkıyor. Acaba ölen öldü, kalan sağlar bizimdir diye mi düşünüyorlar? Oysa benim yakınım bir suç işliyorsa, çeksin cezasını derim. Ben kendimi bir yanlış yaparsam, adalete göre suç sayılmasa bile kendi kendime ceza veriyorum. Artık biraz vicdan diyorum!
Hep şunu savunmuşumdur... Eğer çocuk 7 yaşına geldiyse, özellikle Türkiye gibi geleneksel ve ahlakçı toplumlarda çocuklar muntazam eğitim kurumlarında yetiştirilmeli, anne baba ile belli zaman dilimlerinde görüştürülmeli... Ama dediğim gibi çok mükemmel ve güvenilir eğitim kurumları yaratılmalı ve buralarda yapılan hatalar çok büyük cezalarla cezalandırılmalı. Türkiye'nin geleceğinin parlak olması için bu şart. Çünkü aileler Türkiye'de bilimsel değiller...
Mısır'da polisler, eşcinselleri tutuklamak için sosyal medya ve internet flört uygulamalarını kullanıp, yakalayıp dövüyor, sonra da ahlaksızlık ve normal olmayan ilişki gerekçsiyle hapise atıyormuş. Bana böyle bir şey yapsalar, yemin ediyorum dünyayı ateşe veriirm. Sıkıyorsa bir denesinler! Ulan kime ne benim dötümü-mikimi nasıl kullandığımdan. Kıskanıyorsanız, sizde yaşayın eşcinsel ilişkiyi.
Ner'de anti demokratik uygulamalar ve insan hakları ihlali varsa, hepsinin "Orta Doğu" ülkelerinde olması tesadüf olamaz değil mi?
Dünyada en nefret ettiğim kültürel coğrafya, antidemokratik olmasından dolayı Orta Doğu'dur! Ok? Ok!
Ben insan haklarından bahsediyorum, adamlar kalkmış hurafik hurafik günahtan bahsediyor. Bana ne sizin günah anlayışınızdan!
Kendine inanan ve güvenen insanların hayatta gizledikleri hiçbir şey yoktur, olamaz!
Fenerbahçe düşmanlığı devam ediyor. Bugünkü Fener - Karayolları maçında, hakem gene Naz'ın muntazam pasına hatalı diye düdük çaldı, Naz itiraz edince kırmızı kart verdi. Bu itraz üstelik kibarca bir tepkiydi. Yazıklar olsun!
Heteroseksüeller kendilerini eşcinsellerden daha mükemmel insan falan mı zannediyor acaba da ayrıcalıklı hissediyorlar? Çok komik!
Melissa Vargas'ın Türk değil de Sırp tabiatına geçmesine hiç üzülmedim. Sonuçta bir Boskovic değil. Burcu Tutku Yüzgenç'i bile daha başarılı buluyorum. Tabi Sırbistan adına oynarken, daha farklı oynayacaktır elbet. Hayırlı uğurlu olsun.
Eşcinsel takım arkadaşlarına, karşı takımın homofobik sözlü saldırısına sessiz kalan hakeme tepki olarak, ligden düşme pahasına 3-1 öndeyken sahayı terkeden takıma kocaman bir alkış. Takımın açıklaması, "Biz kendimize söz verdik, homofobiye ve ırkçılığa karşı olacağız!" şeklinde...
Bir üniversitemizde akademisyenlerden birinin eşcinsel olduğu ortaya çıkıyor, sonra görüntülerdeki kişinin rektör olduğu iddia edliyor, sonra rektör açıklama yapıyor... Neymiş, bu durum o şehri ve üniversite yönetimini bir itibarsızlaştırma politikasıymış, bu karalamayı yapanları önce Tanrı'ya havale ediyormuş, sonra adalete, eşcinsel olan akademisyen hakkında da soruşturma başlatılmış...
Ben de soruyorum;
1. Eşcinsellik suçmu da akademisyenle ilgili soruşturma başlatılıyor, 2. Eşcinsellik bir itibarsızlık mı da bu manada bir savunuda bulunuluyor,
3. Bir üniversite rektörünün olayı hukuktan önce Tanrıya havalede bulunmasını ise yadırgıyorum.
Mısır ve İran gibi Orta Doğu ülkelerinde eşcinseller tutuklanıyor ya, bizim onlardan ne farkımız var ayol; ha tuzağa düşürüp tutuklamışsın, ha yargıya havale etmişsin. Pardon Türkiye'de eşcinseller mesleklerini icra edemiyorlardı değil mi? Sanırım eşcinsellerin kafası değil de, belden aşağıları çalışıyor! Eşcinsellerden ya seks işçisi, ya terzi, ya da şarkıcı olur değil mi? Eşcinseller öğretmen, avukat, doktor, milletvekili, asker, futbol hakemi vesaire olamaz değil mi? BRAVO BİZE!
Bütün eşcinseller cennete, eşcinsel karşıtları cehenneme. Çünkü eşcinseller sevişiyor, eşcinsel karşıtları nefret ediyor!
Bilime inananlar insanlığı ileriye götürmeye çaşırken, yobazlar geriye götürmeye çalışıyor; bunu göremiyor musunuz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder