24 Temmuz 2020 Cuma

24 Haziran 2020 facebook notlarım...

BENDEN TÜRBAN VE TÜRBANLILARA SAYGI BEKLEMEYİN!
Türban dogmatizme hizmet eden bir sembol olduğu sürece saygı duymam söz konusu bile olamaz. Çünkü dogmatizm farklılıklara ve yeniliklere kapalı ve de başkalarının özgürlüğünü kısıtlayıcı bir şeydir. Yeni türbanlı cazcı bir piyanist çıkmış da, başarılıymış da... Tınnnnn! Benim Eurovision'umu eşcisnel yarışması diye yasaklayan zihniyet ve uzantılarına asla ve asla prim veremem! Bu kadar basit. Umarım anlaşılabiliyorumdur! İyiniyetli olmak başkadır, geri zekalı olmak başkadır ve ikincisine dahil olmak, kendime saygısızlıktır!

Yeni Akit'ten birisi röportaj yapıyor bir gençle. Çocuk yeni jenerasyon olduğu için, ben eşcinsel olmasam da, dinimize veya kültürümüze ters olsa da herkesin yaşam biçimi kendini ilgilendirir, biz de saygı duymak zorundayız diyince, yobaz medyacı istediği cevabı alamadığı için, çocuğun ağzından homofobik söz alabilmek için her yolu deniyor. Eşcinsellik doğuştan mıdır sorusuna, çocuk evet diyor ama röportör, nasıl yani, erkek ve kan dünyaya geliyor, bundan başka doğuştan gelen ne var diyerek cahilliğini de sergiliyor aslında. Eşcinsellerin görünür olması eşcinselliğin yaygınlaşmasına, çocuklarına özenmesine sebep olur mu diye soruyor, çocuk da hayır cevabını veriyor, aile nasıl istiyorsa ötyle terbiye versin diyor. Sosyal medya fenomenleri ahlak yapısını zorlamıyor mu diye soruyor, herkesin kendi bileceği iş, saygı duymak zorundayız diyor, bize düşmez bir şey söylemek diyor. Yobaz gazeteci çocuğun ağzından homofobik söz alabilmek için, kapasitesi de dar olduğu için benzer soruları sormaya devam ediyor, bu kadar yaygınlaşmasına ve gözönünde olmalarına ilişkin ne diyorsun diyince, çocuk da abi hep aynı şeyleri söylüyorum, herkesin kendi hayatı diyor. Yani sen eşcinsellik yaygınlaşsın diyorsun diye iyice zorluyor. Çocuk da her aile kendi kültürünü korursa yaygınlaşmaz diyor.

Ben insanlardan ne bekliyorum; beni sevmelerini veya saygı duymalarını değil, çünkü böyle bir kaygım asla olmadı, olamaz da, çünkü benim kendi sevgim ve saygım bana yeter de artar bile, insanlardan sadece cahillikten kurtulmalarını bekliyorum, okuyup öğrenmelerini, böylece farklı-yabancı buldukları şeylere karşı önyargılarının yıkılmasını... Tamam, öğrendikleri şekildeki hayatlarına da devam etsinler ama bilimsel bilgiye doğru da bir pencere açmaları onlara zarar vermez, aksine daha bir mutlu eder, vicdanlarını yükseltir, insanlıklarını arttırır, anlayışlarını ve anlayışlı olmalarını arttırır, içlerindeki sevgiyi çoğaltır, kendilerine olan özgüvenlerini arttırır, lüzumsuz korku ve kaygılardan kurtulmalarını sağlar ve böylece üzerinde yaşadıkları gezegene hem çevresel hem de sosyolojik anlamda katkı sağlamış olurlar... Yani bencil olmazlar böylece; çünkü bencillikten kurtulmanın baş yolu hayatı paylaşmaktır. Mesela ben yıllardır kedilere hizmet vermekle, özellikle son dönemde 30 civarında kedinin bakımıyla, manevi anlamda başka bir boyuta geçtim adeta. Daha gerçekçi olmaya başladım. Hani insanlar kediye pis der ya, onların vücut ifrazatları falan o kadar doğal hale geliyor ki insnanın gözünde ve yaşamında, dolayısıyla öncelik, onları hayata kazandırmak, mükün mertebede uzun yaşatabilmek oluyor. Mantıklı düşünürsen de, bunun-yaptıklarımın maneviyattan çok çevremizin katlediğidiği günümüzde bir çevrecilik olduğunu, insani bir duyarlılık olduğunu anlayabilirsiniz... Ben akıl ve mantık çerçvesinde, akıl ve mantığı kullanabilen bir tür olarak, hayatın gidişatına doğanın akışı, doğal seleksiyon diyemiyorum ve insanlar sahip oldukları yetiler sayesinde, bu yetileri bencilce harcamak yerine, çevreye faydalı olabilecek şekilde kullanmalılar diye düşünüyorum...

İsrail'de eşcinselliği tedavi etmeye çalışmak meclislerinde alınan kararla yasaklanmış ve eşcisnelliği tedavi etmeye çalışmak suç kapsamında değerlendirilecekmiş. Darısı bizim başımıza.

Homofobi, eşcinsel karşıtlığı neden var? Çünkü eşcinselliğin ne olduğu bilinmiyor. Zannediliyor ki, eşcinsellik; kadınsı erkeklik. Doğuştan veya sonradan görerek de olsa "kadınsı eşcinselliğ"in olması değil sorun olan, çünkü insanların kendilerini istedikleri şekilde ifade etme hakları vardır ama eşcinselliği görsel veya davranışsal olarak toplumsal cinsiyet kalıplarına, rollerine, biçimlerine indirgemek yanlıştır, cahilliktir. Genel anlamda da eşcinsellik veya heteroseksüellik dediğimiz cinsel yönelimleri, biyolojik cinsiyetlerle özdeşleştirmek yanlıştır, cahilliktir. Eşcinselliğin biyolojik cinsiyet kimliklerinden bağımsız bir varoluş gibi düşünülmeMEsi, eşcinselliğin kabul edilmemesinin en büyük sebebi. İnsanlar, özellikle heteroseksist heteroseksüeller zannediyor ki, biz karşı cinsten hoşlanıyoruz, bu da erkeklik ve kadınlıktır, bundan ötesi yokr. Yani kadın erkeği, erkek kadını sever diye tek tip bir cinsel yönelim düşünüyorlar. Hatta cinsel yönelim diye bir şey düşünemiyorlar, çünkü cinsel yönelim diye bir şeyin varolduğunu ve ne olduğunu bilmiyorlar bile. Kafalarındaki erkeklik ve kadınlık sadece kadın erkek ilişkisiyle birliktelik yaşar diye bir koşullanma var. Yani cinsiyetlere şablon ilişki dışında, beyinde varolan eşcisnellik gibi bir cinsel yönelim asla yüklenemiyor. Dolayısıyla eşcinsellik denince, kadınlığa özenen erkeler akla geliyor. Lezbiyenlik bile aslında çok bilinmiyor. Maşallah bilinçsiz eşcinseller de toplumun bu önyargısını, yani eşcinselliğin kadınsılık olduğu düşüncesini, yaşam biçimleriyle çok güel pekiştiriyorlar. Oysa eşcinselliğin, toplumal cinsiyet paralelinde varoluşla hiçbir alakası yok. Cinsel yönelimin cinsiyetleştirilmesi de başlı başına bir homofobidir; eşcinselliğyle barışamayan eşcinsellerin topluma yamanmaya çalıştıkları bir homofobi çeşididir bu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder