CENAZE NAMAZINDA BEYAZ VEYA PELUŞ DA GİYERİM, ALLIK DA SÜRERİM, HATTA SELFİE BİLE YAPARIM, MAHALLE YANARKEN TARANIRIM DA! ARTIK BIRAKIN ŞU AHLAKÇILIĞI! GENELLİKLE DE YARASI OLUP GOCUNANLAR AHLAKÇILIK YAPAR!
Ben, heterokapitalist sistemin sömürgeciliğine, ahlakçılığına inat, bize dayatılan ve öğretilen kuralların-her şeyin yıkılması adına tüm sıradışılıkları destekliyorum. Erkeklerle kadınlar hayatın bazı alanlarında birlikteyse, hatta mahremiyet denilen tabuyu gerçekleştirebiliyorlarsa, yanyana cenaze namazına durabilir, cenaze namazında beyaz giyilebilir, makyaj yapılır veya yapılmaz, buna üçüncü kişler karşamaz, 120 milyonuncu kişiler olumsuz eleştiri getiremez. Bugün heterokapitizme yaranabilmek için cinsiyetçi ve ahlakçı kurallarla yamanabilirsiniz, ama o yamanmaya çalıştığınız sistem sizi başka bir tarafınızdan vurabilir ve heteroskapitalizmin içselleştirdiğiniz veya çıkarına uygun düşen kurallarını onaylayarak veya destekleyerek, ertesi gün size başka bir alanda geri döencek yasaklar-kuralları pekiştirmiş oluyorsunuz bu yamanma ve onaylamayla, cesaret vermiş oluyorsunuz özgürlük kısıtlamalarına... BAKINIZ, heterokapitalizm büyük yerleşim birimlerine daha hakimdir ve kendini buralarda kitlelerle çok daha güçlü gerçekleştirir. Size dayatılanları kabul ettirir, içselleştirdiğiniz yaşam biçimiyle de sizi robot haline getirip her istediğini yaptırır hale getirir, siz neyi niye yaptığınızı bile unutur hale gelirsiniz, sonradan öğretilen yaşam kültürünü doğal bir yaşam biçimi olarak algılar hale gelirsiniz, sonra hatta bunu normlara, tabulara, hatta kutsallığa dönüştürür, ve daha da kötüsü savunur hale gelirsiniz. Şu anda toplumsal cinsiyet dediğimiz ve inandığımız ve kendimizi bununla varettiğimiz ve bununla heterokapitalizme köle olduğumuz ŞEY bile sistemin kurmacası olup, bunun üzerinden gerçekleştirmektedir o sistem de kendini... Eskiden bizim köyde cenazelerde hiç kıyafetimizin rengine bakmazdık. Çünkü kapitalizmin elinin uzanamadığı yerlerde renkler özgürdür. İletişim çağında heterokapitalizmin elinin uzanamadığı doğal yerler artık günümüzde ne kadar kalmıştır bilmiyorum. Herkes renklere, hayata, yaşam biçimlerine istediği anlamı yüklesin ama bu sadece kendi hayatlarında sınırlı kalsın. Senin bakış açın öyledir benimki böyle, sen acını arabesk yaşarsın ben asilce! Artık, burası Müslüman Türkiye ayaklarından, dayatmacılığından vazgeçelim. Bunu dile getirenler acaba ne kadar Müslüman Türkiye sistematiğinde yaşıyor; insanlar önce kendilerine baksınlar, iş-lafgüzarlık yapılmasın! Lafla ahlakçılık yaparken klavye başında, o anda duyarsız bir şekilde ahlaksızlık yaptıklarındnan da hiç şüphem yok. Çünkü yansıtma politkası olmayan bir duyarlılık seviyesine daha ulaşamadı insanlık çoğunluk olarak! Genellikle de yarası olanların gocunmasıdır ahlakçılık!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder