9 Eylül 2019 Pazartesi

YAZIKLAR OLSUN ZORAN TERZİC SANA!


Avrupa Şampiyonası'nda Türkiye'nin Sırbistan'a karşı tie-break'te önde iken basit hatalarla kaybetmesi gerçekten çok sinir bozucu. Burada bireysel suçlu aramak, kaybetmenin acısını birilerinden çıkarmanktan başka bir şey olamaz. Tabiki de yanlışlar var dile getirilebilecek ama burada maçı psikolojisinden tutun da oyunu doğru bir şekilde oynayamamaya kadar genel olarak bir eleştiri yapabiliriz. Bir kere böyle büyük maçlarda sakin olmak gerekiyor ki basit hatalar yapılmasın. O kadar çok bloksuz out yaptık ki. O kadar saçma sapan mahalle takımının bile kurtarabileceği topları kurtaramadık ki. O kadar antrenör oyuncu değiştirmekte geç kaldı ki, doğru oyuncuyu oyuna sokuncaya kadar 3 set bitmişt. Bizim en genç delifişek hücumcu oyuncumuz Ebrar neden 4. sette oyuna girer? Hande üstüste 3-4 manşet alamayıncaya kadar neden oyunda tutulur da Fatma en son akla gelir? Ve girince de görüyoruz, Fatma manşeti almaktan da öte, üst üste hücumla skor da üretiyor. Naz dinlendikten sonra neden tekrar oyuna sokulmaz? Gözde avantajlı bir fiziğe ve skor yapabilme potansiyeline sahip olmasına rağmen neden yedek oyuncudur? Belli ki eksiğimiz hücumda; maşet alabildikleri halde neden Gözde ve Ebrar yanyana oynatılmaz? Hande manşet sıkıntısı yaşıyor; Meryem de top öldüremiyor; Hande'yi 2'ye çek, 4'te de Ebrar ve Gözde olsun, bak nasıl sayı üretiliyor... 2003'ten beri ilk defa bu kadar 2'den ve 4'ten sayı üretemeyip ortalara bağımlı kalmışızdır diye düşünüyorum. Burada antrenör hataları saymakla birmez. Ben Eda'ya çok rakip tarafından çalışıldığını ve Eda'nın durdurulacağını o kadar çok iyi biliyordum ki... Biz bir de defans yapamıyoruz bloktan seken toplara karşı.

Sırbistan hak etmedi mi şampiyonluğu; fazlasıyla. Ama ev sahibi olduğumuz bir maçta tie-break'ten maç vermek yerine kazanmak bize yakışırdı. Hem de bu kadar hasretken, hem de bu kadar sonuca yaklaşmışken. En çok canımı yakan an ise, asla unutulmaz bu an; 9-6 öndeyiz, Ebrar güzel bir servis atmışken, rakibin alamayıp bize kaçırdığı topu, Guidetti'nin oyuncularla maç esnasında konuşup dalgınlığa sebep olması ve alabileceğimiz bir sayıyı verip, buradan çorap söküğü gibi üst üste manşet alamayıp, basit hatalar ve top öldüremememiz yüzünden maçı vermemiz...

Takım adına üzülmekten öte, en çok Eda'ya üzüldüm. Bu kadar emek vermişken, bu kadar canla başla mücadele ederken... Dediğim gibi kimseyi suçlamıyorum bireysel manada ama takımda bir kopukluk vardı, birbirini tamamlayamıyordu oyuncular. Ve top öldüremiyorduk. Ama Boskovic ve Mihajlovic ellerine geçen her topu öldürüyordu.


Terzic'in ise, biz öndeyken hep hakemlerle münakaşa yaratıp oyunu durdurup soğutma taktikleriyle amacına ulaşmasını da unutmayacağım ve Fenerbahçe'den bir an önce gönderilmesini istiyorum. Öyle bir kişilikle FB adına kazanılan bir başarı içime sinmez.

İtalyan hakem Terzic ile sanki işbirliği yapmış gibiydi. Bizim sahaya müdahale ediliyor, ama hakem bizim sahamızda pas atan pasöre karşı sahaya müdahale kararı veriyor. İtalya'nın 3. olmasının acısını Türkiye'den mi çıkartıyor?

Bir de Milli Takım Türk antreörle çalışmalı diye düşünüyorum. İkincisi, yabancı oyuncu bence ligimizde bu kadar fazla olmasın ki, Yerli oyuncularımız yedekte bekletilmesin. Hande ve özellikle Gözde'yi çürüttüler!

Sırp oyuncuların her kazandıkları sayı sonrasında düşmaca tahrik edici terbiyesiz hareketlerini de unutmayacağım. Oysa hepsi de bizim ülkemizden ekmek yiyiyorlar... Boskovic de iyi ki de Türk Milli Takımı'na gelmemiş. Sırbistan'a daha çok yakışıyor bence. Meliha karakteri başka tabi; herkeste olmuyor!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder