2 Eylül 2019 Pazartesi

AVRUPA ŞAMPİYONASI 2019 TÜRKİYE - HIRVATİSTAN MAÇINDA ÖLDÜK ÖLDÜK DİRİLDİK!

Eda Erdem: 3 - Hırvatistan: 2


Avrupa Şampiyonası'nda Türkiye - Hırvatistan maçı, hayatımda gördüğüm en heyecan verici maçlardan biriydi. Üzerinde çok durulması gereken detaylar mevcut bu maçta. Türkiye dışında, 2. sınıf diyebileceğimiz takımlar bile, sanki birinci sınıf ayarında oynarken, Dünya Ligi'nde final oynayan Türkiye nasıl bu kadar çaresiz kalabiliyordu; Bir türlü hücum yapıp top öldüremiyoruz. Bunu sadece pasöre iyi manşet getirememekle açıklayabilir miyiz bilmiyorum?Pasörlerimize de kötü demek istemiyorum. Çünkü iyi oyuncu, her halükarda topa vurur ve öldürür. Çünkü düzgün topu da öldüremezsen, voleybol oynama o zaman. Psikolojik diyebilir miyiz bilmiyorum; 2013'ten beri büyük turnuvalara katıaln Türkiye'nin bu psikolojiden sıyrılması gerekiyor artık. Riske girmiyoruz servis atarken veya smaç yaparken, girdiğimiz zamanda hata... Belki de korkarak oynamamak gerekiyor, maçtan başka kaybedecek neyimiz var düşüncesiyle normal oyunumuzu oynamamız gerekiyor, tabi bir de atak oyunu oynamamız gerekiyor. Vuracaksın yani; eğer vuramayacağın bir top ise, o zaman plase düşünürsün. Önümde blok var diye vurmazsa, o blok her zaman olacağı için, o zaman sen hiç top öldüremezsin; bloğa rağmen vuracaksın. O blok sadece senin topunu yumuşatmak için; her zaman blok sayıya dönüşmez çünkü. Bakın elin takımlarına; her top blok parmaklarına değiyor zaten. Blok yapanlar topu yumuşatmak için, vuranlar da bloğa rağmen vuruyor. Ama bizde maşallah 1-2 oyuncu dışında ne top sektiren var, ne de bloğa takılmayan... Fiziksel olarak mı güçsüzü biz; doğru beslenmiyor muyuz; işin sırrı "domuz eti"nde mi acaba? Yanlış anlaşılmasın, domuz etini iyi beslenme anlamında kullandım.
Dünkü maça gelirsek... Eğer Eda olmasaydı ne olurdu acaba? 3-0 yenilirdik. Her zaman dediğim gibi gene her şeyi yaptı; smaç, blok ve skor dışında çok iyi pasörlük yapıyordu, defans da yapıyordu ama bu maçta kaç manşet aldı saydınız mı? Bunu sadece doğuştan özel bir yetenek olarak açıklamak, kolaya kaçmak olur; bu emek ve çabanın ürünü, hırsın ürünü, pes etmemenin ürünü, son ana kadar savaşmanın ürünü, yani kafanda ben kaybetmeyeceğim ve kazanmalıyım demekle alakalı bir şey. Fener'in Eczacı'ya karşı ruhuna fatiha okunmuş bir maçı, Eda'nın bloklarıyla nasıl kazandığını hatırlattı Hırvatistan maçı. O anda da Eda'nın içinde fırtınalar kopmuş, gözünde şimşekler çakmış, deprem olup sahayı 11 şiddetinde sarsmıştı Eda; Fener'in 7'den gelip, Eczacı'nın 14'te takılı kalıp 1 sayı bile alamamasının akıl ve mantık çerçevesinde bir açıklaması, sadece Eda idi. Çünkü 5 blok yapıp, samçlarıyla tek başına durdurmuştu o zaman da. Dünkü maçta da öyleydi. Eda tek başına, yapayalnız gibiydi 4. sete kadar...

Burada Guidetti'nin yanlışlarını dile getirebiliriz. Milli Takım kulüp takımı değil ki, sadece ilk 6'ta en çok Vakıflı oyunculara yer veriyorsun. Fatma son Avrupa Şampiyonası'nda son maça kadar yer aldı mı, aldıysa kaç saniye yer aldı? Eğer son maç, 4. sette Fatma Yıldırım'ı oynatmasaydın, Meliha bile kendine gelemeyebilirdi; çünkü Fatma aldığı sayılarla takıma bir nefes aldırdı. Fatma bugüne kadar Esra'dan sonra gördüğüm en mucize 4 numara smaçörüdür. Bunu görün artık. Zorlandığımız maçlarda, özellikle Zehra'nın bloklarda çok yetersiz kaldığını, Kübra'nın Eda'dan sonra en iyi orta oyuncumuz olduğu ne zaman anlaşılacak acaba? Eğer dün Kübra tie-break'ta servisleriyle ilk 6 sayıyı aldırmasaydı, Hırvatistan tie-break setini açık ara alabilir, biz de evimizde oynanan bir turnuvanın ilk 8'inde yer almayabilirdik. Dün Şeyma, Hande ve sonradan açılan Meliha beklenilenin çok altındalardı. Ebrar'a da mı boşuna güveniyoruz bazen, demeden edemiyorum inanın. Yani o deli servisler ve smaçlar büyük turnuvalarda ya pısırıklaşıyor, ya da hataya dönüşüyor. Yanlış anlaşılmasın, kötü niyetli bir eleştiri değil bu... Meryem ise beklenilenin çok üzerinde oynuyor. Meryem'den şikayetçi olursam yanarım. Bir gün Meryem'in takımı sırtlayan bir abla smaçör olacağı aklıma gelmezdi bile. Zor anlarımızda takımı dirilten bir oyuncudur Meryem... Simge de sanki dün yok gibiydi. Genel anlamda en büyük eksiğimiz blok. Acilen blok yapmayı öğrenmeliyiz. Eda öndeyken işler tıkırında, ama saha dışındayken gerçekten çok reziliz. Çünkü blok yok. Çünkü hantal kalıyoruz. 6 metrenin her noktasında salise içinde bulunmalıyız ve şu elleri içeriye doğru sokun, zamanlamayı iyi ayarlayın, konsantre olun blok yaparken, okuyun karşı tarafı, ezberleyin!

Ve Türkiye'nin bu mücadelesi, elaleimin tenis turnuvalarının haberinin bile arkasından verilmesi, spor anlayışınız yerin dibine batsın dedirtiyor. Ulan futbol ligimizi falan herkes takip ediyor zaten ve sonuçlar biliniyor; ne alemi var ki sanki ölüm kalım meselesiymiş gibi futbol sonuçlarını ana manşetlerden vermenin. Değiştirin artık şu ayak oyunlarını. Spor atletizmdir en başta; futbolu spordan bile saymıyorum; o yüzden izlemiyorum, izlemeyeceğim de tüccar zihniyetlerin ticarete dönüştürdüğü futbolu!

Dünkü maçta hakemlerin Hırvatları tuttuğuna da şahit olduk. İçeriye düşen topa out diyorlar, challenge isteğine de cihaz bozuk deniyor. Ne salakça bir şey bu ya! Hırvatistan'ın yenilmesine, beter olsunlar dedim. Oyuncular elenip gözyaşı dökerlerken, içim buz gibi oldu! Çünkü haksız kararlar vardı. Hele o manyak İtalyan Hırvatistan antrenörü manyakça sevinmelerinin çok güzel tokadını yedi elenerek. Fener'in bir elendiği maçın rakibinin antrenörü de bu manyaktı. Gıcığım bu adama. Resmen obne manyaklığı var adamda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder