
İnsan evinde kedi beslemese, ve de onları kısırlaştırmaya karşı olduğu için doğurma hakkına duyan birisiyse benim gibi, kedilerin bu kadar seleksiyona maruz kaldığını düşünemez. Biz dışarıda sadece hayatta kalanları görüyouruz. Bir kedi ortalama 3-4-5 arasında yavru yapıyor. Bunların hepsi gerçekten yaşasa, dünya kedi cenneti olurdu. Buna bir de şehir hayatının zorluklarını eklerseniz, kedilerin hayatta kalma şansı iyice düşüyor. Ben seleksiyon da olsa, bunu kabul edemediğim için ölenlere çok üzülüyorum. Yaşamaları için elimden gelen gayreti gösterirken bir de arada sevgi bağı oluşunca, vedalaşmak çok travmatik olabiliyor. İnsan müdahalesi olmadan, doğanın akışı insana çok şey öğretiyor, duygularını da gelişitiryor. Mutluluğu yaşıyorsun onlarla, sevgiyi yaşıyorsun, üzüntünü insanlar dışında da duyabiliyorsun, onların kaybı bir insan kaybı gibi derinden sarsabiliyor insanı. Doğayı tanıyorsun, kediler hakkında tecrübesel gerçekçi bilgiler ediniyorsun... Mesela bizim evde aynı anda 3 kedi anne olunca, yavrulara bakma konusunda bir iaşe olabiliyor. Yani bir anne yavruları sütten kesince, yavrular diğer anneyi emebiliyor... Mesela Lilly bu sene 3 aylık olduktan sonra yavruları sütten kesti ama geçen yılki yavrusu Çitoş kendi yavrularıyla birlikte annesinin yavrularını da emziriyor. Ama dışarıdan gelen kedileri asla kabul etmemek gibi bir huyları da var. Her neyse, dün gece de bri kedi yavrumuz daha öldü. Şunu da gözlemledim. Kediler ne kadar kendilerini doğuran anne kediler de olsa, kendileirne bakan insandan daha bir beklenti içine giriyorlar. Ölürken annelerinin değil, sahiplerinin gözünün içine bakıyorlar ve asla vedalaşmadan ölmüyorlar. Dün eve geldikten sonra son kez su içirdikten sonra terk etti hayatı. Çoğalıyorlar, azalıyorlar. En son 18 oldular, şu anda 14'e düştüler gene... Ortalama 1 yıl ömürleri oluyor şehir hayatında. Çünkü ben dışarı-ev ortak yaşama hakkına saygı duyuyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder