24 Mart 2019 Pazar

"Ben eşcinsel değilim" demek de bir homofobidir!

Ve o kişinin içinde uyuyan bir eşcinsel olabilir muhtemelen. Çünkü bir eşcinselin ben heteroseksüel değilim deme ihtiyacı hissetmemesinin sebebi, heteroseksist bir dünyada yaşıyor olmak değil, kimliğiyle ilgili bir tereddütünün olmamasındandır.


İnsanoğlu gelişimini tamamlayamadığından dolayı, daha hala duyarsızdır ve korkularından dolayı da olabilir dolayısıyla, aidiyet ihtiyacından da olabilir, hala ötekileştirme çabası içersindedir. Hep kendini iyi görür. Oysa eksiklikleriyle, fazlalıklarıyla birlikte insan insandır ve herkesin seviye farklarına rağmen bile bir bütünün parçalarıdır, tamamlayıcılarıdır ve ancak bu farklarla sosyalleşme daha layığıyla gerçekleşir, daha anlamlı olur; fabrikasyon bir dünya düşünebiliyor musunuz; tekdüze ve sıkıcılıktan kendini imha ederdi herhalde.

Heteroseksist bir toplumun en ötekisi eşcinsellerdir, muhafazakar-geleneksel ve tutucu toplumların ötekileri de özgürlükçülerdir onların çıkarlarına ters düştüğü, baskıcı iktidarlarını salladıkları için. Güçlerini kaybetmek istemedikleri için, onları çekinmeden, vicdansızca sallandırabilirler. Bu bile daha insanoğlunun hayvani bir sürçte olduğunu gösteriyor. Düşünsenize, özgürlüğün kıymetini bilmeyip, iktidarımız elden gidecek diye idam eden ülkeler bile var hala; İran gibi.

Eşcinsellerin de ötekileri var mağduriyetlerine rağmen; çünkü ötekileştirildikleri eşcinsellikleri dışında, heteroseksüellerden pek de bir farkları yok gibidir gelişmişlik açısında; onların da korkuları var, onların da aidiyet kaygıları var, dolayısıyla onlar da birilerinin üzerine basarak varolabilme seviyesindeler. Mesela bir eşcinsel de ırkçı olabilir, dindar olabilir, sınıfçı olabilir, vesaire.

Benim burada değinmek istediğim konu, heteroseksüel ötekilerin, zorda kalınca öncesinde yüzlerine bile bakmadığı, hatta homofobik davranışlarda bulundukları eşcinsellerde demir alabilmeleri. Çünkü eşcinseller ötekilerin ötekisi oldukları için, biraz daha halden anlıyor olabiliyorlar sanırım. Bu Türkiye'de de böyle, İsveç'tede böyle, Avrupa'nın başka bir ülkesinde de, Amerika'nın herhangi bir bölgesinde de...Yani mülteci gibi vesaire ötekilerin ilk çaldıkları kapı eşcinsellerinki olabiliyor. Çünkü insan haklı olarak kendisine kucak açana sokulur.

Peki mecburiyetten de olsa eşcinsellerle kontakt ve dostluk kuran mağdur heteroseksüellerin içlerindeki homofobi tam anlamıyla sıfırlanabiliyor mu? Zaten böyle bir şey beklemek safdillikten başka bir şey olmaz. Çünkü heteroseksist bir dünyada yaşarken, gelişimini tamamlayamamışlık, en ötekisine karşı olan mesafeleri tamamen sıfırlayamaz. Çünkü, öteki(leştirilmiş) heteroseksüellerin varolmak ve kendilerini gerçekleştirmek istedikleri dünya gene heteroseksüel dünya olduğu için eşcinsel öteki olarak algılanmak istemezler. O yüzden, hep "ben eşcinsel değilim" deme ihtiyacı hissederler istisnalar hariç. Bu, biraz öne dediğim gibi, Türkiye'de olduğu kadar, Avrupa'nın herhangi bir ülkesinde de aynıdır. Belki demokratik toplumlar, insan haklarına yasalardan dolayı daha riayet eder durumdadırlar ama içlerindeki duygular tam anlamıyla hümanistleşememiştir.

Heteroseksüel bir insanın ben eşcinsel değilim deme ihtiyacı hissetmemesi için, çok ama çok duyarlı bir seviyeye erişmesi gerekir. Mesela insanlara karşı duyarlıktan bile önce dünyanın öte başındaki ülke ekonomisi için katledilen fokları falan düşünmesi gerekir, kendisi evinde sıcacık uyurken sokaktaki kedilerin aç veya üşüyor olmasından dolayı uykularının falan kaçması gerekir. O noktaya gelinebilir-gelebilir bir insan ama daha gelmek istemez; çünkü daha hayvandır ve içgüdüleri doğrultusunda hareket etmekten haz duyar, mutluluk duyar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder