BAŞKA BİR BOYUTTAN KATILIMCI ÜSTELİK!
İlk manuel fotoğraf makinemi, 1987 yılında çalışmaya başlayıp paramı kazandıktan sonra Kodak'ın o dönemlerki ucuz ama revaçta olan modelinden aldım. Sonra Canon EOS 5'i aldım çok büyük parayla ama dijital olmadığı için fazla kullanamadım dijitaller çıkınca. Dijital makinem de Canon'du ama düşük modeldi. Sonra cep telefonları ilerledi ve Samsung'un eski modellerinden birini aldım marketten kampanyadan. Son fotoğraflarımı onunla çekiyorum. Ve hayatım boyunca ilk defa bir fotoğraf yarışmasına katılacağım ve derece yapmayı çok istiyorum. Ama kendimi ispat etmek için falan değil; kedilerime mama parası için. Yetiştiremiyorum çünkü 8 kediye mama. Yakınlarım Halil nasıl geçiniyor diyormuş. Oysa benim kendimi değil de kedileri düşündüğümü bilseler de zaten değişen bir şey ollmaz. Aşağıda katıldığım fotoğraflardan birini, "Çocuk Sokak Şarkıcıları"nı görüyorsunuz. Çok hazırlanmadım zaten yarışmaya. Abimin bacağı kesildikten sonra her gün hastaneye onu görmeye gidip gelirken 18 günlük süreçte yolda karşılaştıklarımdan çektim...
Facebook'taki paylaşımımıa bir-iki şey ilave etmem gerekirse... Evet ben mesleksizim ve fotoğraf bir sanat mıdır değil midir üzerinden ben ne kafar mesleki anlamda sanat yapmış sayılırdım bilmiyorum ama en severek yaptığım, en keyif aldığım, kendime en çok güvendiğim alan fotoğrafçılıktır. Çünkü ben özgür bir yapıya sahibim ve ruhumun sıkılmaması gerekir bir işi yaparken. Resime yeteneğim var, müziğe yateneğim var ama bunlar çok emek gerektiriyor ve çok odaklanmak gerekiyor ve bir iş de insanı kısıtlıyor. Oysa ben her eşyi az veya çok, öyle veya böyle denemeyi seven birisiyim. Yani hayatı deneysel yaşamayı çok seviyorum yapım gereği. O yüzden fotoğrafçılık beni kısıtlamıyor ve sıkmıyor. Adeta üçüncü bir gözüm gibi objektif ve estetik gelen veya ifadesel bir şey yakalayınca klik! Ve tek bir kareyle dünyaları anlatabiliyorsun insanların düşünme gücüne bırakarak.
Evet kendimi ispatlama ihtiyacı hissetmiyorum bu konuda. Çünkü hem kendime güveniyorum, hem de insan yapmak istediklerini baskıcı bir ortamdan dolayı yapamayınca neyini ispat edecek ki. Evet Türkiye fotoğrafçılık için uygun bir kültür değil. Çünkü foptoğrafçılık çiçek-böcek veya hatırat değildir sadece; bana göre fotoğraf sadece bir klikten ibaret gibi görünse de, bakş açısıyla alakalı bir yaratıcılık gerektirdiği için SANATtır bana göre. Ve ben anlatmak istedikleirmi anlatamadığım için baskıcı bir kültürde, fotoğrafı da anlatmak istediklerime alet-aracı edemiyorum. Çünkü sanat sorunlara parmak basmayı da gerektirir estetiğin yanı sıra; en güçlü anlatıcıdır sanat ve anlatamazsan, o sanat eksik sanattır.
İnsanın yapmak istediklerinin önündeki tek engel direkt otoriter bir yönetim veya yaptıklarının ilgilenilmemesi de değil; bunların paralelinde malzeme yaratamıyorsun özgürlük karşıtlığından, ahlakçılıktan, dogmatizmden, eğitimsizlikten, vesaireden dolayı!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder