1 Eylül 2018 Cumartesi

Hayatımdan sadece ve sadece ben sorumluyum; geçirdiğim tüm kazalardan da!


Dün üçüncü ciddi bisiklet kazamı geçirdim.İkincisinin izi kolumda kaldı, bakalım bunlar geçecek mi sonuncusu? Bu yazıyı yazmamdaki sebep, insanın yaşadığı olaylardan hiç ders çıkarmadığının altını çizmek. Bakınız, yaşadığım olaydan % 100 ben sorumluyum. Çok ACELECİYİM. 49 yaşındayım ve bu huyumdan vazgeçemedim. Saniyeler neyi değiştirecek de acele ediyorum? Bu hep böyleydi, korkarım ki bundan sonra da böyle olacak. Tez canlı olmayanlara kızmamam gerekmiyormuş demek ki!

Dün kazadan sonra hiçbir acı hissetmedim ve tenisimi de normal bir şekilde oynadım. Ne olduysa gece saat 12'den, yattıktan sonra oldu. Sabaha kadar ağrıdan ve sızıdan kıvrandım. Ağrılar da nedense hep gece depreşir; Bunun bilimsel açıklaması ne acaba? Sabahleyin hastaneye gittim bir şeyleri eksik ve yanlış yapmamak adına.

45 dakika bekledim hastanede, bende sonraki sıradaki de içeriye alınmış ama hasta bakıcı adam 3 kere doktoru çağırmasına rağmen KADIN doktor bir türlü lütfedemedi. Sonra çok kötü bir kaza gelince adamın kolum koptu bağırtılarına yüreğim dayanmayınca tedavi odasında çıktım. Görevlilere, "Bakınız ben tedavi falan olmaya gelmedim. Bu bisiklet yarasına ne yapılması gerekiyor, tavsiye almaya geldim, dedim. Sonunda güç bela doktorla buluşturdular beni. Tetenoz aşısı dedi, plastik cerrahi dedi, röntgen dedi ama pansuman dışındaki bütün tedavileri reddettim ve  yazıyla belirtip, imsamı attım, pansumanımı yaptırdım çıktım. Pansuman da ne; benim evde olan yara kreminden birini sürüp bandajladı hasta bakıcı.

Ben oradayken kadının biri, kucağında her yanı sıcak suda yanmış olan 1 yaş civarındaki bebeğiyle, "Bu nasıl bir hastane, benim çocuğum ölüyor, bunlar daha bekleyin diyor..." diye bağırarak hastaneyi terkettti. Umarım özel hastaneye götürmüştür çocuğunu... Aslında ben de kıyanmeti kopartırdım ama kolum koptu diyen adamın yanında benimkinin lafı mı olur. Ben zaten hastaneye bile gitmeyecektim. Dediğim gibi önlem olsun diye.

Hastalara 3 başlık altında sıra veriyorlar; acil, çok acil, acil olmayan diye. İyi güzel de, bunu dışardaki sekreterler gerçekten sağlıklı tespit edebiliyorlar mı? Yaralı olan ve ağrısı olan ben ile, hiçbir şeyi olmayanlara da acil sırası vermişler...

Bu yaşadıklarımı neden paylaşıyorum..? Benimki bir sosyal medya görgüsüzlüğü değil. Ben hayatımı sosyal medya olmadan önce de bloğumda zaten paylaşıyordum. Hem benim paylaşımlarım sadeece hayatımın filtreli bölümü değil ki; iyisiyle kötüsüyle, eğrisiyle doğrusuyla, her şeyiyle paylaşıyorum. Benim hikayem hem, diğerlerinin hikayesinden daha mı değersiz de paylaşmayayım. Rahatısz olandan bana ne; TINNNN! Bazıları gibi dışkılama organlarımı veya sndirim sistemi uzantılarımı sergileyip bedensel ticret yapmıyorum ahlaksızca!

Son olarak... Duyarlı tüm dostlara teşekkürler... Düştüğüm andaki vatandaşlarımızın bana tardım etmek istemeleri de duygulandırdı. Seviyorum hemşehrileirmi yaa!

AKŞAMA OYNARIM GENE DE TENİSİM!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder