16 Haziran 2017 Cuma

Sosyolojik evrimin özgüvensiz sürecidir transseksüellik

Seviyor muyum, sevebiliyor muyum her ne ve kim olarak da olsa; gerisi teferruattır! Özgürlükler kendimizi (olduğumuz gibi kabul edip) sevmekle başlayacak...


Mutlu olmanın tek formülü kendini tanımak, kendini bilmek, kendi gerçeklerini görmek, kendinle-gerçeklerinle barışmak, kendini sevmek (hatta sevmeyi biraz abartıp kendinize aşık bile olabilirsiniz; varsın narsist desinler)ten geçer. Çok güzel oluyor böyle. Özgüvenli olmanın tek yolu kendinle barışık olmaktır. Özgüvenli olunca hayat-takiler seni olduğun gibi kabul ediyorlar zaten. Çevremde bir sürü insan var kendini eşcinsel, biseksüel, transseksüel, vesaire olarak tanımlayan ve bundan dolayı mutsuz olan. Eşcinseller utanıyor ve heteroseksüel görünmeye çalışıyor, biseksüeller eşcinsel taraflarını cinsel çeşniye veriyorlar, transseksüeller erkek ve kadın olmaya çalışarak heteroseksizme dahil olma yolunda çok yıpratıyorlar kendilerini vesaire... Oysa... Mesela... Ben kendimi eşcinsel olarak tanımlıyorum. İçimde bir kadın var sanırım. Erkekleri seviyorum ama erkek bedenimi muhafaza ederek erkek erkeğe seviyorum erkekleri. Yani ben kadın olarak sevmek istemiyorum erkekleri. Çünkü bu benim doğama aykırı heteroseksizme uygun olsa da. Doğa beni böyle yaratmış ve bu şekilde kendimi çok mükemmel gerçekleştirebiliyorum heteroseksizme rağmen. Hadi penisimi kestirip vajina taktırdım diyelim; ne işe yarayacak o vajina bir delikten olmaktan başka; bana orgazm mı yaşatacak? Hadi ordan! Kendinizi kandırmayın... Ve de böyle zayıflıkları savunmayın, savunanları da heteroseksizmi besledikleri için reddediyorum. Evet heteroseksizmi besleyen unsurlardan biri içselleştirilmiş homofobidir eşcinsel bireyi transseksüel yolculuğuna çıkartan. Sosyolojik evrimin özgüvensiz sürecidir transseksüellik. Bakınız, trans geçiş amaliyatından bahsediyorum; kendini vajinalı bedende erkek, penisli bedende kadın hissedenlerden bahsetmiyorum. Ben penisli bir biyolojiye sahibim ama kendimi kadın hissetmişim, veya hiçbir cinsiyete ait hissetmemişim bu hiç önemli değil. Hayatımı yaşayabiliyor muyum; nefes alabiliyor muyum, sevebiliyor muyum, sevgimi bu bedenle yerine getirebiliyor mu..? Bedensel anlamda heteroseksizme uymaya çalışmak kime ne kazandıracak heteroseksizmi körüklemekten başka? Arkadaşlar takmayın kafanızı cinsel kimliklerinize homofobiye rağmen. Hayatlarınızı yaşayın faaliyetlerde bulunarak, hobiler edinerek, hedefler belirleyerek... Siz bir insansanız, canlıysanız ve hayatınızı yaşamanıza engel olabilecek bedensel bir özrünüz yoksa neden toplumsal cinsiyete uygun heteroseksit düzene uydurmaya çalışacaksınız ki? Bir kere siz heteroseksist kalıplara uygun kimliklere sahip olunca orjinal olup heteroseksizm tarafından kabul edilmeyeceksiniz ki. Kendimiz için yapıyoruz diyor bazıları; kabul görmeyince kendiniz için yapmanız işe yarayacak mı? Hadi trans geçişi gerçekleştirdiniz; heteroseksül dünyaya dahil olamayınca ben böyle mutluyum diyebilecek misiniz gerçekten; sizi seven heteroseküsel olmayınca bu gerçek mutluluk sayılabilir mi? Artık gizli eşcinseller de sevmeyecek sizi.Yazık! Kendimi birden Fazilet Hanım ve Kızları'ndaki Nil'in Hazan'a hitabındaki gibi hissettim; yazık!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder