7 Eylül 2013 Cumartesi

İstanbul, Olimpiyatları gerçekten hak ediyor mu?


Olimpiyatların 2020 yılında hangi şehirde, bizim açımızdan İstanbul'da düzenlenip-düzenlenmeyeceğinin açıklanmasına saatler kalmasına rağmen benim hiç umrumda bile değil bu. Çünkü Olimpiyat spor ruhu gerektirir. Biz spora uluslararası düzeyde önem vermedikten sonra, Olimpiyatlar her yıl ülkemizde düzenlense neye yarar.

Ülkemizde spor demek futbol demek, daha sonra da basketbol demek. Profesyonel olarak diğer branşlar da yapılmaktadır ama kitlelere benimsetilmediği için gelişememektedir. Uluslararası organizasyonlara sadece katılmak için katıldığımızdan başarılar da bireysel düzeyde kalmaktadır. Katılmak başarıdan önemli olabilir ama her yıl bir basamak yukarıya taşımak gerekmez miydi diğer spor dallarını? Sportif anlamda Olimpiyatları, atletizmde uluslararası seviyeye geldiğimiz zaman hak edebiliriz ancak. Bunun için de halk olarak amatörce de olsa spor ruhuna sahip olmamız gerekir.

Olimpiyatların ülkemizde düzenlenmesini, ülkemize prestij kazandırması için istemek olimpiyat ruhuna aykırıdır. Gerçekler ortadayken böyle bir prestij göstermelik kalmaz mı? Ekonomik olarak Olimpiyatların maliyetini en iyi karşılayabilmek, bu organizasyonu düzenlemeye hak kazanmamız için yeterli midir? Olimpiyatların bir anlamı da dostluk, sevgi, saygı, barış, özgürlük deniyor. O halde Türkiye nasıl hak edebilir bu spor oyunlarının organizasyonunu?

İnsan haklarına saygı var mı ülkede? Kadının baskı altında olduğu ve ikinci sınıf olmasının özgürlük sayıldığı bir ülke, Olimpiyatları hak etmemeli bence. Biz daha kadın erkek eşitliğini bir taraf bırakın, kadınla erkeğin yan yana olmasını bile hazmedemiyoruz. Kadın sporcuların kollarını fotoğraflarda sansürleyen ve kadının spor yapmasını ahlaksızlık olarak dillendiren bizim dinci basınımız değil mi? Basından önce vatandaşların zihniyeti de böyle değil mi? Olimpiyatları istiyoruz ama daha kadın erkek eşitliğine inanmıyoruz ve kadına cinsellik üzerinden namus gerekçesiyle gem vurmaya çalışıyoruz. Nerde eşcinsel hakları peki? "Gezi" olaylarının bastırılması ifade özgürlüğünün susturulması değil miydi?...

Olimpiyatlar gibi uluslararası organizasyonlar umarım demokrasimizin gelişmesine yardımcı olur insanlığa dair gereklilikleri yerine getirirken. Ama başta da dediğim gibi bunu uluslararası alanda prestij kazanmak adına yaparsak pek de bir anlamı olmaz.

Yazıyı yazdıktan sonra Olimpiyat oyunları için hazırlanan İstanbul tanıtım videosuyla karşılaştım. Müzikler Batı, insanlar Batı, hayatlar Batı tarzındaydı. Bu biz miydik gerçekten, yoksa birilerini kandırmaya mı çalışıyorduk? Ondan da öte Olimpiyatları çok isteyen iktidarın böyle bir hayat özlemi var mı acaba? Bakalım inandırabilecek, Olimpiyatları alabilecek miyiz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder