24 Ağustos 2013 Cumartesi

Altını tekrar çiziyorum: Her intihar toplumsal bir cinayettir.

İki haber yüreğimi burktu gene.

İlki, bir kadın hakimin alkol gibi, tayt gibi gerekçelerle staj döneminde uyarılıp ve sağlık raporunda bir doktorun imzası eksik bahanesiyle mesleğine atanmaması sonucu intihar etmesi. Bu bir hikaye değil. HSYK üyeleri tarafından açık açık uyarılmış bu konuda. Muhafazakar olacaksın demişler. Oysa alkol problemi olmadığı gibi, taytı da hafta sonu giymiş. Arkadaşları, Gezi eylemleri, nefret cinayetleri, idam cezası gibi konularda Adalet.org'a yazdığı yazıların da mesleğe atanmasının geciktirilmesinde etkili olduğunu belirtiyorlar.

Düşünseniz ya, muhafazakar baskı ve engellemeler olmasa, hakim olmuş, o noktaya gelebilme potansiyeli olan bir kadın, kişisel hiçbir problemi yokken niye intihar etsin?

Diğer haberse bir travestinin bilinmeyen bir sebeple denize atlayarak intihara kalkışması.

Bir travesti travestiyse ya cinsiyet kimliğinden dolayı travestidir, seks işçiliği yapıyorsa da işsiz kaldığındandır. Çünkü bu toplum ne travestiliği-transseksüelliği normal karşılıyor, ne de seks işçiliğini. Sanki insanlar keyfinden travesti, keyfinden seks işçisi. Ahlaksız sınıfında görüldükleri için de ayrımcılığa maruz kalıyorlar, nefrete maruz kalıyorlar, şiddete maruz kalıyorlar, hatta cinayete kurban gidiyorlar, kısaca insanca yaşayamıyorlar ki.

O yüzden heteroseksist sistemin mahafazakar, ahlaki ve cinsiyetçi dayatmalarına uyum sağlayamayan insanların her intiharı toplumsal bir cinayettir ve bunun sorumlusu cinsiyetçi ve ahlakçı olan herkestir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder