İşin şakası bir tarafa, spordan arkadaşlık ortamına, adına homoerotik yaklaşımlar denen cinsellik benzeri yaklaşımlara, erkekler arasında hayatın her biriminde rastlıyoruz. Bilinç üstlerinde belki cinsellik yoktur bu yakınlaşmaların ama bilinçaltlarını bilemeyiz ki. Hadi bilinç altlarında da bir şey olmasın. Niye bu yakınlaşmalar üzerinden homofobi yeniden üretilip pekiştirilmeye çalışılır ki? Belki bu tür dedikoduları çıkaranların da, bu iddiaları reddedenlerin de eşcinsellik konusunda art niyetleri olmayabilir, ama toplumun eşcinselliğe karşı önyargısı ve nefreti tescilleniyor aşağılayıcı dedikodu veya reddedişlerle. Herkes kendi işini yaparken (gazeteciler), kendini düşünürken (ecinsellikle itham edilenler), farkında olmadan bazı kesimleri (eşcinselleri) de yaralıyorlar.
N'olur sanki kitlelere ulaşan kişiler Batı'daki şöhretler gibi mecazi anlamda bile olsa "Evet, eşcinseliz!" deseler? Gerçekten eşcinsel olsalar ne çıkar ayrıca? Biz eşcinseller de onlardan farklı yaklaşmıyoruz ki birbirimize. Sevginin farklı bir boyutu var eşcinsellikte. Artık ilişkilerin cinselliğini konuşma ihtiyacı bile hissetmiyorum. O zaten doğanın, yaşamın, canlının olmazsa olmazı değil mi? Bırakın da nasıl yaşanacağını herkes kendi karar versin.
Hilmi Cem Survivor adasında aç kaldıktan sonra yoksulluğun ne demek olduğunu anlamış ve bundan sonra yoksulları asla es geçmeyeceğini söylüyor. Peki bu dünyada ihmal edilenler sadece yoksullar mı? Yapıları gereği yaşama hakları ellerinden alınan eşcinsellerin cinsel yönelimini, kendine yakıştıramayarak inkar ettikten sonra yoksulları düşünmüşsün neye yarar. Ayrımcılık da duyarsızlığa dair değil mi?
Herkes eşcinsellik konusunda kendini temize çekme derdinde, herkes eşcinselleri temizleme derdindeyken, nasıl insanlıktan bahsedebiliyorlar anlamıyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder