onları ahlaksız, sapık, hasta diye hedef göstermeseydi,
onları yasal olarak korusaydı,
insan olarak onların yanında durabilme insanlığını gösterseydi,
toplum da LGBT'leri ötekileştirmez, onlarla barışır,
maddi veya bedensel çıkarlarına alet ettikten ve işini gördükten sonra nefretini şiddet veya cinayet yoluyla kusmazdı.
Devletin ve toplumun kucak açmasıyla LGBT'ler de heteroseksüeller gibi eşit haklara sahip olur,
insanca çalışıp insanca yaşayabilir, geleceğe daha güvenle bakabilirlerdi.
Ama evde, işte, okulda, sokakta, kısaca hayatın her yerinde ve her aşamasında LGBT'ler heteroseksist sistem tarafından dışlandıkları, ayrımcılığa maruz kaldıkları için,
ya doğal yapılarından-yaşamlarından feragat edip, haklarından vazgeçip kendilerini saklamak zorunda kalıyorlar,
ya da "açık" olup toplumun en ötekisi olarak adına yaşamak diyemeyeceğimiz seks işçiliği gibi mecburiyetlere mahkum ediliyorlar.
Bakınız, herkes farklı seviyelerde seksi sevebilir, seks işçiliği de bir haktır ama,
LGBT'lere eşit haklar sunulsa, aralarında seks işçiliği yapmak istemeyenler de olabilir.
Devlet seks işçilerini korumak zorunda zaten, LGBT'leri de
ama devlet hem seks işçiliğine ahlaksızlık gözüyle bakılmasına sebep oluyor,
hem de LGBT'lere seks işçisi olmaktan başka imkan tanımıyor.
Ne yapsın bu insanlar?
Ölsünler mi?
Ne yazık ki devlet öyle düşünüyor.
Ya ölsünler, ya da heteroseksüel olsunlar.
Onlar da bu yüzden öldürülüyorlar işte.
Yoksa bir eşcinsel, bir transseksüelin öldürülmesi için hiçbir neden yok. Çünkü LGBT'ler homofobik toplum ve devletinin kurbanları zaten.
Kime ne yapabilirler, kime ne yapmışlar...
LGBT'ler hem ötekileştiriliyor, sonra da neden ötekisin diye hesap soruluyor.
Kabul ettiniz de, biz mi öteki olmayı seçtik?
Heteroseksüelce yaşam anlayışının, LGBT'lerin haklarını karşılamadığını herkes biliyor ama bilmek istemiyor.
O yüzden LGBT cinayetleri, Devletin politikasının toplumsal yansımasıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder