14 Haziran 2013 Cuma

Eşcinsellik ve Empati


Dün bir fotoğraf ve haberi bir eşcinsel olarak benim için çok anlamlıydı. Çünkü fotoğrafın çekilme amacı, insan olmanın en önemli erdemlerinden empati üzerine kuruluydu. İki Fransız milli yüzücü homofobi karşıtı bir kampanya için, hayali olarak bir eşcinsel çift gibi poz vermişlerdi.

Şimdi, içinde yaşanılan kültürün nasıl olduğu empatinin seviyesini belirleyen en önemli unsurdur. Geleneksel bir toplumsa, o toplumdan empati bekleyemeyiz. Hani herkesin sığındığı, güvendiği din falan var ya, insanı tam anlamıyla insan yapamıyor ne yazık ki. Hatta insanlıktan çıkarmak amacıyla kötü niyetli bile kullanılabiliyor. Eşcinsel karşıtları dine sığınarak, dine yaslanarak içlerindeki nefreti gönül rahatlığıyla kusabiliyorlar, nasıl bir insanlıksa. Tabi geleneksellikten kurtulup bilgi toplumu olunamadığı sürece bu nefret devam edecektir. Bakanlarımız, başbakanlarımız ahlakçılık yaparak eşcinsellik kelimesini bile ağızlarına almadıkları için, benim eşcinsellik karşıtlığının insanlık dışı olmasını söylememin hiçbir anlamı olmayacaktır. Onlar binmişler bir alamete, gidiyorlar kıyamete... Bilgiye inanmadığımız sürece de bu böyle devam edecektir (Çünkü bilinç bilgiyle tecrübe edilir). Çünkü iktidarları, iktidar yapan da içinde yaşadığımız kültürün bireyleri değil mi? Bu bireyler sadece heteroseksüeller değil, ne kaynaklı olursa olsun, cinsel yönelimleriyle barışamayan eşcinseller de.

Bugün de bir tablo dikkatimi çekti. Ülkeler arası eşcinselliğe bakış oranları. Geleneksel, muhafazakar, baskıcı ve din ağırlıklı yaşayan, özellikle Müslüman toplumlarda eşcinsel karşıtlığı oranı % 90'larda, hatta % de 100'lere yakın. Demokratik olduğunu savunduğumuz ülkemizde bile % 78 bu eşcinsel karşıtlığı oranı. Yani kapatmışız beynimizi yeniliğe, bilgiye ve nasıl yetiştirilmişsek, nasıl öğretilmişsek, sadece bunlar dahilinde bakıyoruz hayata. "Olabilir mi?" diye düşünmek bile istemiyoruz. Düşünsek ne olacak ki? Birey olabilme cesaretimiz yok daha. Zannediyoruz ki, içimizden geldiği gibi bile yaşarsak yok oluruz, varolamayız, tanınmayız, sevilmeyiz, saygı duyulmayız, dışlanırız, zarar görürüz... Çünkü bağımsız olma yetimiz çocukluğumuzdan itibaren elimizden alınmış. İçimizi de bilgiyle doldurma zahmetine girmiyoruz. Durum böyle olunca da bilinç seviyemiz düşük oluyor haliyle. Kendimiz değiliz. İçinde yaşadığımız kültür ve yöneticileri tarafından kumanda ediliyoruz. İstemiyor da değiliz bu durumu. Çünkü teslimiyetçilik, yönetilmek gibi bir hamurumuz da mevcut zannedersem. Eğer böyle olmasaydı, bu bağımlılık bir yerlerden, bir zaman sonra kırılırdı daha fırsat buldukça pekişmek yerine. Ben "geriye gitmek" durumlarına inananlardanım. Teknoloji ilerleyebilir, refah düzeyi yükselebilir ama zihniyet geriye gidebilir. Bu üzerinde yaşadığımız dünyada tecrübe edilmektedir hala.

Dini ve gelenekselliği manevi sınırlar içersinde tutabilen bilgiye dayalı, dolayısıyla insan haklarına saygılı bilinçli toplumlarda empati seviyesi doğal olarak çok yüksek ki, insanlar kendine benzemeyenlere karşıt değil, hatta kendilerini onların yerine gönül rahatlığıyla koyabilmektedirler. Çünkü farklılıklar, farklılıklarından dolayı dışlanmıyor ki, kendilerini onların yerine koymaktan utansınlar, rahatsızlık duysunlar. Çünkü bilgiye inandıkları için bilinçliler ve eşcinselliğin heteroseksüellik gibi bir cinsel yönelim olduğunun ayırdındalar. O yüzden korkmuyorlar ve nefret etmiyorlar eşcinsellikten. Hatta yönetimi, başbakan olarak eşcinsellere teslim edebiliyorlar bile. Çünkü eşcinsellik ne bir eksiklik, ne de bir fazlalık olmadığından, gerçeklerle yüzleşildikten sonra eşcinselliğin hiçbir sakıncasının olmadığını anlamak için, art niyetli olunmadığı sürece önünde hiçbir engel yok. Hal böyle olunca da insanlar kendilerini eşcinsellerin yerine niye koymasınlar ki. Sonuçta onlar da bir insan. (Zaten eşcinselliklerini söylemedikleri, iki yüzlü davrandıkları sürece "biz" de eşcinselliğin olumsuz bir tarafının olmadığını görüyoruz. Aramızda milyonlarca eşcinsel yaşıyor heteroseksüeller gibi. Ne zaman eşcinsellikleri ortaya çıktı mı, o zaman onları insan olarak görmekten vazgeçiyoruz. Nasıl bir insanlıksa bu heteroseksüellik!) Eşcinsellik büyük çoğunluk tarafından normal karşılanınca da, kalan yüzde azınlığın homofobisine karşı herkes eşcinsellerin yanında olmaktan rahatsızlık duymuyor. Avrupa'da bizdekinin tersine homofobi % 10'lara kadar gerilemiş durumda. Şimdi bu insanlara, eşcinsellerden nefret etmiyorlar diye "ahlaksız" demek hangi insanlığa sığar. Kültürümüze, ahlak anlayışımıza ters, dinimize ters diye insan hakları ihlal edilebilir mi? Ama "insanız" diye geçiniliyor ve de insan hakları, eşcinsellik ahlak anlayışımıza uymuyor diye ihlal ediliyor.

Sorsan çok empatiktir bizim gibi homofobik toplumlar ama kendilerine benzemeyenleri değil, kendilerine benzeyenleri anlamaya çalışıyorlar, kendilerine benzeyenlerin yerine koyabiliyorlar kendilerini. Empati denilince bu anlaşılıyor sanırım. Kabul etseniz de, etmeseniz de çelişkili olduğumuz ve bu çelişkinin de farkına varamadığımız veya varmak istemediğimiz için tuhafız, tuhafsınız, tuhaflar. Bu tuhaflığa eşcinseller de dahil. Kendileri eşcinsel oldukları halde, kendilerini eşcinsel olarak düşünemiyorlar ki gizleniyorlar. Bu gizliliğin tek açıklaması sadece karşı tarafın homofobisi olamaz. Homofobinin içselleşmesi de sadece karşı tarafın homofobisi kaynaklı olamaz. Eşcinsel karşıtları içimizi de okumuyorlar ya. Birileri bir şeyi sevmiyor diye benim de mi sevmemem gerekiyor? Bu düşüncelerim eşcinsel karşıtlarını haklı gördüğüm anlamına gelmez ama biz eşcinseller de empatinin önündeki engelleriz. Görünmeyince kimin yerine koyacak eşcinsel karşıtları kendilerini? Kendilerinden nefret eden eşcinsellerin yerine mi?

Zaten şöyle bir durumda var. Antipatinin olduğu bir yerde empati ne derece sağlıklı kurulabilir ki? Çünkü egemenliği için antipatiyi besleyen bir sistem, bir kültür, bir ideoloji varsa, nefret ve nefret suçları kaçınılmazdır. Nefret söyleminin ifade özgürlüğü kabul edildiği anayasal bir düzlemde de, insanlar tahrik unsuru olmak için mi eşcinsellere karşı empati kuracaklar? Nefret, yöneten ve yönetilenler arasında karşılıklı olarak beslenince de, hayatta her şey tek taraflı ve adaletsiz oluyor işte. Yani herkes her şeye karşı empati duyabilir, empati kurabilir ama eşcinselliğe karşı değil. Çünkü heteroseksizm iktidar şu anda.

Bazen vicdanımız depreşip duyarlı olabiliyoruz ayrımcılıklara karşı ve "hepimiz şuyuz, buyuz" diyebiliyoruz ama eşcinseliz diyemediğimiz gibi, eşcinselsek bile eşcinsel olmadığımızın altını çiziyoruz. O yüzden ben de, "Herkesin cinsel tercih!ine saygılıyım" diyenlerin bile samimiyetine inanmadığım ve bu samimiyetsizliğin mantıklı bir gerekçesi olmadığı için empati kuramıyorum, sempati duyamıyorum böyle kişilere. Nefreti pekiştirmenin de alemi yok!

Yarası olan gocunurmuş. Eşcinsellere empati kurulamamasının ve antipatinin sebeplerinden biri de bu yara olmasın sakın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder