Fransa'da eşcinsel evlilik yasalaştıktan sonra, 29 Mayıs itibariyle ilk evlilk de gerçekleşti. Tamam ben eşcinsel evliliği sadece eşitlik ve yasal haklarımız için isteyenlerdenim ama, evliliği gönülden gerçekleştirmek isteyenlere de bir şey deme hakkımız olamaz. Birbirini seven iki insanın, birbirlerini resmi olarak da daima seveceklerine dair söz vermesinin ne sakıncası olabilir ki? Beraberlik için illaki yasal onay gerekmiyor ama, bazıları beraberliklerinde birbirlerine karşı güven de istiyorlarsa, en doğal haklarıdır.
Çiftin ailelerinin de katılımıyla gerçekleşen nikah töreninde, hükümet sözcüsünün sözleri, eşcinsel karşıtlarının yüreklerine barış ve dostluk adına iyi niyet mesajı olarak ulaşır umarım; “Bugünü hayal ediyordunuz ve hayaliniz gerçek oldu. Cumhuriyetimiz için tarihi bir an. Daha çok özgürlük, daha çok eşitlik için, daha güçlü bir toplum için buradayız. Herkes seçimlerinde, tutkularında özgürdür. Ülkemizin modernizasyonunda bir adım daha attık ”
Sevgiye, aşka dair el ele tutuşan veya dudak dudağa öpüşen iki erkeğin beraberliğinden, görüntüsünden, evliliğinden rahatsız olanları ben anlamakta zorlanıyorum. Bir insan, nasıl bir nefrettir ki diğer bir insanın haklarına sırf kendine benzemiyor karşı çıkabiliyor? Ben, kendilerine benzemeyenlerden nefret edenlerin içlerinde gerçek sevgi adına bir kırıntı dahi olduğuna inanmıyorum. Eşcinsel karşıtlarının gözlerindeki nefreti gördükçe, insan olduklarından şüpheleniyorum bile. Karşınızda bir insan ve sevgi var. Bunun anlaşılmayacak ve nefret edilecek bir tarafı olabilir mi? N'oluyor yani iki erkek veya iki kadın birbirini sevince? Dünya tersine mi dönüyor, yanardağlar mı patlıyor, kıyamet mi kopuyor? Korktuğunuz sadece içinizdeki heteroseksist afet. Aşktan, sevgiden, hayatta kötülük gelmez. Eşcinsellikten kıyamet kopacağına inananların korkusu, nefret ve çocukça bir akıldan başka bir şey olamaz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder