Homofobi eğer sadece yobazlığa, cahilliğe bağlı olsaydı hasarı belki bu kadar şiddetli olmaz, daha kolay halledilebilirdi. İster heteroseksist sistemin baskısından dolayı olsun, isterse kapasitesinin yetersizliğinden dolayı kişinin kendi olamamasından-kendisiyle barışamamasında olsun, içselleştirilmiş homofobiyle cahillik birleşince homofobi en üst seviyeden kusuyor nefretini eşcinselliğe. Kendisine-eşcinselliğine olan cinayete kadar varabilen öfkesini, eşcinselliğiyle barışmıuş açık eşcinsellerden çıkartıyor.
Böyle kişiler-kafası doğrulara, gerçeklere basmayan eşcinseller, eşcinselliklerinden kurtuluş bahaneleri yaratıyorlar. Mesela erkekliği bedensel yapıya indirgiyorlar. Fiziksel olarak erkeklerse, penisleri de sertleşebiliyorsa erkektirler ve penislerinin nereye girdiği erkekliklerine zeval getirmiyor hiçbir şekilde.
Böyle kişiler gerçekten "Benim penisim niye kadın deliğine değil de erkek deliğine girmek istiyor" diye düşünemeyecek kadar kapasitesiz ve de zavallılar. "Ben aktifim" diyerek eşcinselliklerinden sıyrıldıklarını zannediyorlar. Eşcinselliğiyle barışmış, eşcinselliğinden şikayetçi olmayan eşcinsellerin bedensel yapısıyla kendi yapılarını farklı zannediyorlar. Yani açık eşcinseller toplumun gözünde olduğu gibi onların gözünde de erekte olamayan, sadece anal-pasif ilişkiye giren aşağılık birer "ibne"ler. Aslında heteroseksist toplumu oluşturan da onlar, eşcinselliği ibnelik sıfatıyla aşağılayan da onlar.
Böyle kişiler eşcinselliği ahlaksızlık, sapıklık, günah olarak görmelerine rağmen, aynı işi her ne şekilde yaparlarsa yapsınlar kendileri de bu işin parçası olmalarına rağmen sadece aktiflikleriyle ahlaksızlıktan, sapıklıktan, günahkalrlıktan yırttıklarını zannedecek kadar da zavallılar. Tabi onun da kolay yolunu bulmuşlar; Açık olduğu için penisi sertleşmeyen "pasif ibneler" olarak bilinen eşcinseller, bu aktif geçinen erkek müsveddelerine asılmışlardır. Eşcinseller seks düşkünüdürler ve de seks arsızıdırlar. Erkek geçinen ve penisleri kalktığı için kendilerini erkek zanneden bastırılmış eşcinsellerle zorla beraber olmuşlardır, kandırmışlardır hatta onları değişik yollarla.
Bazıları da özellikle travestilerle beraber olurlar eşcinselliklerinden yırtmak, erkekliklerine helal getirmemek için. Sonra da "Ben onu kadın zannettim" yalanının arkasına sığınırlar. Peki cinsel ilişki bitinceye kadar, kendini travestiye her anlamda teslim edinceye kadar nasıl anlayamazsın onun bir travesti olduğunu?
Cinsel olarak boşaldıktan sonra, nefretlerini de ayna olarak gördükleri eşcinselleri öldürerek kendilerinden kurtulduklarını zannediyorlar böyle kişiler, böyle eşcinseller, böyle kendilerini erkek zannedenler.
Gerçekten eşcinsel olmayan, bastırılmış eşcinselliği olmayan bir kişi, uzak olduğu için bilmediği bir dünyaya cinayet yoluyla nefret kusma ihtiyacı hisseder mi? Eşcinsel değilse, bu kadar şiddetli homofobik olmak için eşcinsellerden en azından bir zarar görmüş olması gerekmez mi? Ben mesela o kadar şiddete maruz kalmama rağmen bile, heteroseksizmin nefretimi bu kadar şahlandırmasına asla ve asla izin vermem. Çünkü insanın içinden kaynaklanmayan nefret gelip-geçicidir ve saman alevi gibi parlar ve sakinleşince söner. Ama homofobi her daim varsa, o kişinin kendisiyle, eşcinsel olduğu için eşcinselliğiyle bir sorunu, barışamamışlığı vardır. Çünkü bir insanın yapısında eşcinsellik varsa, asla ve asla bastırılamaz. Eşcinsel yapısıyla barışamadıysa da kendini tatmin ettikten sonra genetiksel yapısı ve çevresel yapısıyla çatışacak, yaşadıklarından pişmanlık duyacak, kendine olan nefretini de görünürde olan benzerleriyle halletmeye çalışacaktır. Çünkü kendisini tanımaya, öğrenmeye, keşfetmeye çalışacak kadar ne kapasitesi vardır, ne de çevresi bu kapasitesini geliştirmeye fırsat verecektir. Onlar heteroseksizmi besleyecek, heteroseksizm de onları kendi varlığını devam ettirmek için toplumsal ve yasal olarak cesaretlendirecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder