Bir gazete yazarı eşcinsellere "sapık" dediği için ceza almasına içerlemiş. Önce sapıklığın ne olduğunun bilinmesi gerekiyor birisine "sapık" demek için. Kendine benzemeyen herkese sapık denmesi, bence herkesin birbirine sapık deme hakkını verir. Sapıklık cinselliğe, cinsel yönelime bağlı eşcinsellikse, heteroseksüelliğin de eşcinselliğe göre sapıklık sayılması gerekmez mi? Referansınızı maneviyata dayandırıyorsanız, bu da hak- hukuk devletiyle çelişmez mi? Sonra da şeriatçı dendiği zaman alınacaksın. Strateji yavaş yavaş kimse rahatsız edilmeden uygulanacak ama asıl zihniyet bir yerlerden "sapık" diye zartlayıveriyor işte. Tabi bu nefret zihniyetinin cesaret kaynağı, nefretin bedelin maddi-manevi ödemeye hazır olan toplumsal ahlakçı yapı.
İnsanları genetiksel yapılarından dolayı LGBTT diye küçümsemek de neyin nesi oluyor acaba? Bir insan karşısındakini kendine benzemiyor diye küçümsüyorsa korktuğu, kaygılandığı bir şeyler vardır ama bu korku ve kaygının kaynağı asla korkulan şey değildir, olamaz da. Olması için eşcinsellerin gerçekten bu muhafazakar kesime cinsel yönelimleriyle bir şey yapması gerekirdi. Eşcinsellikleriyle malınıza, canınıza, namusunuza, ırzınıza mı kasdettiler? Eşcinseller de senin-benim gibi yiyip-içen, uyuyup-sevişen birer metabolizma. Tek suçları kendi cinslerini sevmek ve kendi cinsiyle sevişmekse, bunun doğruluğuna veya yanlışlığına inancına göre karar verip eşcinselleri nefret oklarına hedef gösteremezsin. Hem nefret edeceksin, hem de masum olduğunu iddia edeceksin ha? Hem bu nefret iyilikle, güzellikle, doğrulukla çelişmiyor mu Allahaşkına! İnsanların hayata kişisel bakış açıları istediğini sevme, sevmediğinden de nefret etme hakkını vermez. İnsanın kendi doğrularını dünyanın odak noktası haline getirip bunu herkese nefret yoluyla dayatması da akıl ve mantık dışıdır.
Eşcinseller homofobinin veya transfobinin ceza almasına sevinmiyorlar, nefretten korundukları için seviniyorlar. Sen nefretini içinde barındır, nefretine hedef gösterme eşcinselleri, eşcinseller ne dava açarlar, ne de sevinç gösterilerinde bulunurlar. Eşcinseller şiddete, hiddete, nefrete, cinayete kurban gittikleri ve güvenli bir şekilde yaşamak için hukuksal olarak herkesin faydalandığı haklardan faydalanmaya çalışıyor sadece bütün olumsuzluklara (dolaylı veya direkt engellere de diyebiliriz) ve sindirilmişliklere rağmen. Yoksa senin eşcinsellik korkun ve nefretinden bizim haberimiz bile olmaz. Sen içinde yaşamak istediğin kadar yaşa eşcinsellik nefretini, bize ne. Yeter ki nefretini-zi eşcinsellere kusma-yın.
En çok da neye hayıflanarak gülüyorum biliyor musunuz? Eşcinselliğin terörizm, hırsızlık-yolsuzluk gibi her türlü kötülük ve ahlaksızlıkla aynı kefeye konmasına. Altı-üstü bir cinsel yönelim. Bunu bu kadar abartmanın bir anlamı yok! Siz eşcinsellikten nefret etmeseniz biz kendi halimizde yaşayıp gideceğiz. Hayır, gerçekten niye bu kadar rahatsız oluyorsunuz!? "Her koyun kendi bacağından asılır" demesini biliyorsanız, bırakın günahımızla-sevabımızla nasıl yaşayacağımıza biz eşcinseller kendimiz karar verelim. Eğer tavuğunuza veya horozunuza "Kıışşşt!" dersek yargını-ız-ın yolu size daha kapalı değil ki! Korkmayın kimse zorla veya özenerek eşcinsel olmaz. Ancak varsa bir şeyler ortaya çıkar. Asıl korku varolanın depreşme korkusu mu acaba?
Gene aynı gazete son haberinde nefretini kusarken ahlakçılıktan da geri kalmamış. İnsan olan insan düşmanıyla bile dalga geçme seviyesine inmez veya belden aşağı vurmak için fırsat kurguculuğu yapmaz. Ahlaka bakış açısı, hoşgörü, demokrasi, iyilik, güzellik, insanlık sırt dekoltesini mozaikleyecek kadarsa, eşcinselliğe ve eşcinsellere karşı farklı bir şey beklenmeyeceği için, homofobi ve transfobiye karşı her zaman ve her yerde ehemniyetli olmak şart.
İngiltere'deyse eşcinsellerin öldürülmesi için propaganda yaptıklarından dolayı 5 kişi hakkında nefret suçu davası açılmış. Bu beş kişi hazırladıkları broşüre eşcinselliğin günah, kötü, çirkin, kanserli bir hastalık olduğunu, bugün eşcinsel olanın yarın pedofili olacağını ve eşcinsellerin cehennemlik olduğunu yazmışlar. İngiltere'de geçen yıl alınan bir kararla eşcinsellik aleyhinde söylenen bu tür nefret söylemleri nefret suçları kapsamına alınmıştı.
"Kimse burası Türkiye orası İngiltere, onlar Hristiyan biz Müslümanız" diyemez. İnsan her yerde insandır, canlı her yerde canlıdır. Bu dünya sadece kendi değerlerine inanıp da onları herkese dayatanların dünyası değildir. Haktan-hukuktan, eşitlikten, insanlıktan bahsediyorsan, herkesin istediği şekilde yaşama hakkına saygı duymasını bileceksin, bilmiyorsan da öğreneceksin. Rahatsız oluyorsan da kendin gideceksin. Çünkü hiç kimsenin inancı ve değerleri diğerlerininkinden üstün değildir. Üstünlük taslayanların değerlerinden şüphe ederim ben. Bir şey iyi güzelse, o güzelliğin herkes-eninde sonunda farkına varacaktır. O kadar kendine güveniyorsan değerlerine, çocuk yaşta empoze etmek yerine insanların aklı başına gelincetercihine bırak. Çünkü aklın yolu bilimdir. Ama kendiniz bile kendinize güvenemiyorsunuz ki nefrete ve dayatmaya sığınıyorsunuz.
Ceza alan gazeteci bir de "Yarın öbürgün kimsenin şüphesi olmasın “eşcinsel evliliklerin” yolunun açılması için bir “teklif” gelecek... Ben o teklife karşı çıksam mı çıkmasam mı?.. Hayır, eşcinsellere para kaptırmak zoruma gidiyor!.." demiş.
İnsanlar nasıl bu kadar sadece kendilerini düşünecek kadar bencil ve de mantıksız olabiliyorlar ki? Hem kendinden başkalarını ve hayatlarını yok sayacak, hem de yaptığı haksızlıkların görmezden gelinmesini isteyecek. Nasıl bir insanlıktır anlayamadım gitti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder