Sabah uyandım ve bir filmi izleyemedim...
Kendimi korumak için hayata karşı oluşturduğum zırhlarım kendimi keşfetmemi, bilinç altımda sakladıklarımı öğrenmemi sağlıyor aslında. İnsan kendi kendine öğrenmezse kendini, pek de emin olmuyor kendinden. Zaten koşullanmış bir toplumsal yapıda insanın hiç kimseye güvenesi gelmiyor. Düşe-kalka büyümek en doğrusu oluyor ama kalkamama ihtimali de var. Karşımızda güvenilir bir hayat olsa düşmeden hayatı öğrenebiliriz tabi. Oysa hayat-takiler bizi düşürüp üzerimize basıp yükselmek için fırsat kollayanlardan ibaret.
Kendimi korumak için sırtımı döndüğüm hayatla küçük temasların benim bir hiç olduğumu hatırlatması tabi ki beni küçültmüyor, kendime olan saygımı-sevgimi-özgüvenimi azaltmıyor. O hiçbir şeylik zaten beni ben yapan, o hiçbir şeylik beni diğerleriyle, ötekilerle, herkesle, her şeyle eşit kılan. Ben kendimin farkındayım ama doğanın bir yapı taşı olarak varolabilmek adına kendimi korumak zorundayım ve o zırh tabiatın olmazsa olmazlarındandır, tıpkı kaplumbağanın, salyangozun sırtlarında taşıdıkları evleri, zırhları gibi.
Aşksızlığa, sevgisizliğe kendimi mahkum etmememin sebebi çok sevdiğimi kaybetmenin acısını kaldırabilme gücümün olmamasından, aşkımın-sevgimin çok derinden ve çok büyük olmasından. Kimsenin aşkına, sevgisine garanti veremem ben. Çünkü ben aşk kahramanı olacak kadar güçlü değilim! Varsınlar beni sevgisiz, aşksız, taş kalpli bilsinler. Bana göre gerçek sevgi sevdilkerine zarar vermemek, onu başka tehlikelerden korumaktır. Kontrolsüz güç gibi kontrolsüz sevginin de hiç garantisi ve faydası yoktur.
Gözyaşlarımı hep saklamamın ve içime akıtmamın altında da güç değil güçsüzlük yatmaktadır. Hem bu düşe-kalka güç kazananların deneyiminden yoksun bir güçsüzlüktür. O parlamaların arkasında belki de üfleyince yerle bir olacak kadar zayıflık, uzaktaki zalimliklerden, acılardan bile dünyası kararan hassas bir duyarlılık dengesi vardır karşılıklı hepten yok olmamak için.
Esprilerimin arkasında karşımdakini düşünen ama onu üzmemek için bunu direkt dile getiremeyen nefretten, kıskançlıktan uzak içten bir dostluk vardır.
Enayiliğimin arkasında aptallık değil samimiyet vardır suistimal edilen. Ama bu da kendimi korumak ve varoluş adına gene. Sahte dünyada sahte olmak insanı koruyamaz. Nereye kadar sürdürebilirsin karşılıklı bu sahte varoluş düzenini. Biri birinden üstün olup sahtekarlıkla diğerini avlayacaktır çıkar için hinlik dünyasında. Ama samimi olursan bir kere enayi yerine koyulursun ve bu iyiniyetlilik sayesinde onun gerçek yüzünü gördükten sonra ikincisine fırsat vermezsin.
Akıl doğru ve faydalı kullanılandır. Kötü niyetli kullanılan akıl akıl değil, pratikten kazanılmış kurnazlıktır arkası gelmeyen ve içi bomboş olan.
Bireyselliği, özgürlüğü kısıtlayan şeylere karşıtlığımın arkasında da varoluş adına güçlü görünme gerekliliği vardır. Yoksa kimse kimseye zarar vermedikten sonra kimin ne yaptığı umrumda bile olmaz, olmamalıdır. İdeoloji ideolojisizlik olmalıdır. Dikkat edersek ideolojilerin arkasında hep bir dayatma, hep bir zorlama vardır. İnsanların psikolojik yetersizliklerinden faydalanılmaktadır bu ideolojilerde ve manevi duygular araç edilmektedir hedefsel çıkarlar için. Bireysel olabilme potansiyelleri olmayan kişiler manevi olarak sömürülmektedir. Doğurulursun, bireysellik potansiyelinden yoksulsan koşullandırılırsın, inandırılırsın, sonra da bunaltılırsın. Çıkış yolu bırakılmaz kendini kurtarmak içi aidiyetten.
Oysa hepimiz, her şey hayatın bir parçasıyız ve bizi bu hayatla buluşturanlara mecburiyetimiz yok.
İnatçılığımın arkasında her yaptığımın bir nedeni olması ve sadece kendime olan inancımdır. Bilgiye inanan ve öğrenmeyi yaşama biçimine dönüştürenlerin yaptıklarının arkasında gerçekçi dayanakları vardır. Bilmediklerini öğrenmenin gerekliliğini bilirler çünkü. Asla kaba-kuvvete başvurmazlar ve sadece anlatırlar nedenleriyle, niçinleriyle, dayanaklarıyla. Ama bilgiye inanmayanlar sadece öğretilenlere inanırlar ve dayanakları bilgi değil hep bilinmezliktir. Bilinmezliğe inanmazsan da kafanı kopartırlar. Çünkü onların gücü bilgi değil kaba-kuvvettir. Çünkü edinilmediğinden olmadığı için bilgisizlikle savunu yapamayacaklardır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder