9 Ocak 2012 Pazartesi

Eşcinseller de Herkes Kadar Eşit Olma Hakkına Sahiptir

Anayasa'mızın 10. maddesi "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz..." der ama bu eşitlik tanımlaması eksiktir. Çünkü benim cinsiyetim bedensel olarak erkek sınıfına girer ama yönelimim karşı cinse olan heteroseksüellik değil, eşcinselliktir ve ben eşcinselliğim yüzünden nefrete, şiddete ve cinayete hedef gösterilmekteyim, kaldığım her türlü ayrımcılıktan dolayı da haksızlığa uğradığımı sırf cinsiyet kimliğimle, erkek bedenimle ispat edememekteyim. Çünkü cinsel yönelimimi tanımlayan eşcinsellik kelimesi eşitlik maddesi içinde yer almamaktadır ve içinde eşcinselliğin olmadığı eşitlik ilkesi benim haklarımı karşılayamamaktadır. Anayasa'ya göre ben cinsiyet kimliğimden, bedensel kimliğimden dolayı bir ayrımcılığa maruz kalırsam, yasalar ancak benim yanımda yer alabiliyor. Oysa ben eşcinselliğimden, cinsel yönelimimin karşı cinse olmamasından dolayı ayrımcılığa maruz kalıp, eşitlik ilkesinden faydalanamıyorum. Bu yüzden yani eşcinselliğin tanımlanmayıp tanınmamasından dolayı bir de üstelik eşcinsellik ahlaksızlık olarak kabul görüp bana ayrımcılık, kötülük yapanların yaptıkları yanlarına kar kalıyor, yapmaya daha bir cesaretleniyorlar yaptıkları  cezasız kaldığı için.

Muhafazakar bir gazetenin yazarının eşcinsellere "sapık" demesinden dolayı Kaos GL Derneği'nin aleyhte açtığı davada Yargı gazete ve yazarıı suçlu bulmuş ve tazminatla cezalandırmış. Bu Kaos GL'nin kendine, eşcinselliğe, doğaya, doğallığa olan inancının haklı ve hukuksal zaferidir.

Yargı eşcinselliğin sapıklık olmadığını kabul ettiğine göre hastalık olmadığını da kabul edip, eşcinselliğe "hastalık" diyip de eşcinselleri hedef gösterenleri de cezalandırsın, cezalandırması gerekir ki hastalık olduğuna dair bilimsel, tıbbi hiçbir gerekçe yoktur. Ama bir şeyleri illaki geriden takip ve birileri haksızlığa uğrayıp kurban olduktan sonra hakkının teslim edilmesi gerekiyor galiba ülkemiz topraklarında. Sorunun önlemini en baştan, en kökten hiç kimsenin canı yanmadan alsak daha zahmetsiz olmaz mı? Hem de hiç zayiat vermeden. Gerçekten eşitliğe inanıyorsanız anayasanın eşitlik maddesine cinsel yönelim ibaresini ekleyiverseniz ne olur?

Ama zihniyette olmayınca eşitlik, yasalar da eşitliği geriden takip etmek zorunda kalıyor. Çünkü eşcinselliği hastalık ve sapıklık olarak gören bir kültürün bireyleri ve de birimleri eşcinselliği hala normal dışı buluyor ve içinde yaşadığımız kültüre eşcinselliği maddi-manevi bahanelerle yakıştıramıyor. Bu ayrımcılığa tepki gösterebilecek cesur bir eşcinsel kitle olmayınca da, eşcinselliğe karşı yapılan ayrımcılığa karşı kökten ve kalıcı bir çözüme kimse yanaşmıyor. Ancak birilerinin canı yandıktan sonra ısrarcı hak talepleriyle haklar elde edilebiliyor.

Yasa koyuculara sorsan herkes eşit ama bırak uygulamayı kağıt üzerinde bile eşit değil herkes. Kendi çıkarına, ideolojine göre eşitlik olur mu? Olmaz! Herkes senin gibi olacak, senin yaşam tarzın gibi yaşayacak, sonra da eşit sayılacaklar öyle mi? Bir insanın sadece kendini doğru görmesi, haklı bulması ve bunu herkese dayatması kadar bir eşitsizlik, duyarsızlık olamaz. İnsanın kendi yapısından, kendi doğasından vazgeçmesi kadar eşitsizlik olabilir mi? Olamaz!

Bu yasa sınırları çizilmiş topraklar üzerinde yaşayan canlıları kapsıyorsa, en başta en ötekileştirilmişin, en ayrımcılığa maruz kalanın fikrinin sorulması gerekmez mi? Bir ülkenin huzuru yasalarda ve uygulamada gerçekten herkesin eşit olmasıyla mümkündür. Eşcinsel olarak tabir edilen sınıf herhalde cıngar çıkarmak için biz de varız, bizi de görün demiyor? Demek ki eşit değiller, ayrımcılığa maruz kalıyorlar, canları yanıyor ki eşitlik istiyorlar, hak talebinde bulunuyorlar. Demek ki eşcinsellik diye bir gerçeklik var ki, heteroseksizme rağmen biz eşcinseliz, haklarımızı istiyoruz diyebiliyor eşcinseller.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder