Demokrasiye öyle hasretiz ki yanılmaya da,affetmeye de razıyız,hazırız.Çünkü bizi kurtaracak olanın karşımızdakini de düşünmek ve kazanmak olduğunu biliyoruz.O yüzden yanılanları,yanılacak olanları hedef haline getirmek yerine gerçekler gün yüzüne çıkınca yanıldıklarını itiraf etmelerini beklemek hepimiz için daha faydalı olacaktır.
Şüphelerimiz paranoyaklık değil,yaşamın ta kendisi.Taraflı da olsa medyaya yansıyanı ve kaybedecek bir şeyi olmayanların yaşamsal hakları için isyan çığlıkları bile şüphelerimiz için yeterli sebep.Sadece büyük şehirlerde olan LGBT bireylere karşı yapılan linç girişimlerinden,işlenen nefret cinayetlerinden haberimiz oluyor.Diğer yerleşim birimlerinde onların kat be katları farklı başlıklar altında ama aynı sebeple gerçekleştiriliyor ama bunu ne maruz kalan dillendirebiliyor,ne de işine böyle geldiği için sistem.Yapılan tüm haksızlıklar ve ayrımcılıklar heteroseksizmin yanına kar kalıyor.
Bu dünya heteroseksizmin mahallesi olabilir ama herkes heteroseksist olmak zorunda değil.Farklı olanlar başka bir gezegenden gelmedi bu dünyaya.Heteroseksist yaşam biçimini herkese dayatmaya çalışanların acaba kendi içlerindeki yaşama geçiremedikleri-bastırdıkları farklılıkların bir bahanesi olmasın ahlak başlığı altındaki gelenekselleşmiş unsurlar.Arkasına sığındıkları ahlaksal bahanelere kendileri ne kadar uyuyorlar acaba?Gecenin öteki yüzünü arka sokaklarda yaşayanlar gündüzleri namus bekçisi kesilen maskeli yüzler olmasın?Tophanesinden Amerikasına kadar bu böyle değil mi?
Gün geçmiyor ki eşcinselliği tedavi etmeye çalışanlar eşcinsel ve de tacizci,tecavüzcü çıkmasın.Hristiyanlık aleminin de eşcinselliğe bakış açısı malum ama din görevlililerine evliliğin ve cinselliğin yasak olması çelişki değil mi?Din görevlileri robotmu ki metabolik veya duygusal ihtiyaçları olmasın.Eşcinsel evliliğin normal karşılanmadığı bir dünyada da tabi ki eşcinseller din görevlisi olacak.Bilindiği gibi de rahiplerin tamamına yakınının eşcinsel olduğu bir gerçek.Peki bu görevlilerinin eşcinselliğin günah olduğunu söylemeleri ne kadar samimi olabilir?Artık rahiplerin eşcinsellik ve eşcinsel ilişki haberlerinin skandal haber olarak verilmeleri bile normalleşti.Herkes eleştiriyor ama aynı tas,aynı hamam devam ediyor her şey.
Herkesi iki yüzlü olmaya iten ve özgürce kendileri olmayı engelleyen de bu heteroseksist sistme ve figüranları değil mi;Eşcinsellerin erkek rolüne girip evlenmeleri,taşıyıcı anne sistemiyle çocuk sahibi olmaları,evlenmeyenlerin bahaneleri..
Erkeklik öyle bir kompleksli durum ki etkilemediği ne eşcinsel,ne de erkek kalıyor.Zeki Müren'in bir zamanlar 124 kadınla yattım demeci ne kadar yüzümüzde alaycı bir tebessüm yaratsa da,rakamın tam olarak verilmesi bazılarının beyninde soru işareti oluşturmuştur "Bu eşcinsellik nemenem bir şey" diye.Ama bugün okuduğum haberde binin üzerinde kadınla yattığı iddia edilen ünlü aktör Humphrey Bogart'ın iktidarsız kalınca intihara kalkışması kahkaha attıracak cinstendi.Erkeklik herkesi içine vantuz gibi çeken ister cinsel ister egosal,ister fiziksel güç gösterisinden başka bir şey değil işte.Hep kıyaslama,hep yarış,her kompleks...Çok zor be basit olduğu kadar bu erkeklik.
Bastırılmışlıklar bir şekilde pörtlüyor ama heteroseksizmin patlama yapmaması-düzenin her ne şekilde olursa olsun devam etmesi için gazının alınması mahiyetinde toleranslı davranılabiliyor,görmezden gelebiliyor,farklılıkları çok rahatsız edici olmamak koşuluyla farklı bir tanımlamayla yaşamın bir parçası haline bile getirebiliyor çıkış noktası olarak.Olan tabi tolerans değil de tam anlamıyla demokrasi isteyenlere oluyor.
Şüphelerimiz paranoyaklık değil,yaşamın ta kendisi.Taraflı da olsa medyaya yansıyanı ve kaybedecek bir şeyi olmayanların yaşamsal hakları için isyan çığlıkları bile şüphelerimiz için yeterli sebep.Sadece büyük şehirlerde olan LGBT bireylere karşı yapılan linç girişimlerinden,işlenen nefret cinayetlerinden haberimiz oluyor.Diğer yerleşim birimlerinde onların kat be katları farklı başlıklar altında ama aynı sebeple gerçekleştiriliyor ama bunu ne maruz kalan dillendirebiliyor,ne de işine böyle geldiği için sistem.Yapılan tüm haksızlıklar ve ayrımcılıklar heteroseksizmin yanına kar kalıyor.
Bu dünya heteroseksizmin mahallesi olabilir ama herkes heteroseksist olmak zorunda değil.Farklı olanlar başka bir gezegenden gelmedi bu dünyaya.Heteroseksist yaşam biçimini herkese dayatmaya çalışanların acaba kendi içlerindeki yaşama geçiremedikleri-bastırdıkları farklılıkların bir bahanesi olmasın ahlak başlığı altındaki gelenekselleşmiş unsurlar.Arkasına sığındıkları ahlaksal bahanelere kendileri ne kadar uyuyorlar acaba?Gecenin öteki yüzünü arka sokaklarda yaşayanlar gündüzleri namus bekçisi kesilen maskeli yüzler olmasın?Tophanesinden Amerikasına kadar bu böyle değil mi?
Gün geçmiyor ki eşcinselliği tedavi etmeye çalışanlar eşcinsel ve de tacizci,tecavüzcü çıkmasın.Hristiyanlık aleminin de eşcinselliğe bakış açısı malum ama din görevlililerine evliliğin ve cinselliğin yasak olması çelişki değil mi?Din görevlileri robotmu ki metabolik veya duygusal ihtiyaçları olmasın.Eşcinsel evliliğin normal karşılanmadığı bir dünyada da tabi ki eşcinseller din görevlisi olacak.Bilindiği gibi de rahiplerin tamamına yakınının eşcinsel olduğu bir gerçek.Peki bu görevlilerinin eşcinselliğin günah olduğunu söylemeleri ne kadar samimi olabilir?Artık rahiplerin eşcinsellik ve eşcinsel ilişki haberlerinin skandal haber olarak verilmeleri bile normalleşti.Herkes eleştiriyor ama aynı tas,aynı hamam devam ediyor her şey.
Herkesi iki yüzlü olmaya iten ve özgürce kendileri olmayı engelleyen de bu heteroseksist sistme ve figüranları değil mi;Eşcinsellerin erkek rolüne girip evlenmeleri,taşıyıcı anne sistemiyle çocuk sahibi olmaları,evlenmeyenlerin bahaneleri..
Erkeklik öyle bir kompleksli durum ki etkilemediği ne eşcinsel,ne de erkek kalıyor.Zeki Müren'in bir zamanlar 124 kadınla yattım demeci ne kadar yüzümüzde alaycı bir tebessüm yaratsa da,rakamın tam olarak verilmesi bazılarının beyninde soru işareti oluşturmuştur "Bu eşcinsellik nemenem bir şey" diye.Ama bugün okuduğum haberde binin üzerinde kadınla yattığı iddia edilen ünlü aktör Humphrey Bogart'ın iktidarsız kalınca intihara kalkışması kahkaha attıracak cinstendi.Erkeklik herkesi içine vantuz gibi çeken ister cinsel ister egosal,ister fiziksel güç gösterisinden başka bir şey değil işte.Hep kıyaslama,hep yarış,her kompleks...Çok zor be basit olduğu kadar bu erkeklik.
Bastırılmışlıklar bir şekilde pörtlüyor ama heteroseksizmin patlama yapmaması-düzenin her ne şekilde olursa olsun devam etmesi için gazının alınması mahiyetinde toleranslı davranılabiliyor,görmezden gelebiliyor,farklılıkları çok rahatsız edici olmamak koşuluyla farklı bir tanımlamayla yaşamın bir parçası haline bile getirebiliyor çıkış noktası olarak.Olan tabi tolerans değil de tam anlamıyla demokrasi isteyenlere oluyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder