9 Nisan 2010 Cuma

Peynir Diyip Geçmemek Gerek

Sessiz kalmayarak haklarımızı elde edip insanca yaşama konusunda bir şansımız olabilir ama susarak umudumuz bile olmaz.

Peynir diyip geçmemek gerekiyor.Herkes haddini bilmeli,bilmeyene bildirmeli.Zaten asıl konu da peynir veya çocuk değil,standartsız bir toplumun birbirlerine karşı ister vurdum duymazlığı diyin,ister toleransı.Haksızlıklara karşı "Boşver" diyebiliyorsa bir insan,mutlaka kendi adaletsizliği veya toleranslı yaşamı içselleştirmişliği vardır.
Dün aldığımı peynirin,bu sabah her zaman ki aldığım peynirle aynı kalitede olmadığını fark ettim.Gittim değiştirdim,geldim.
Standart konusunda bir adım ileriye gidemeyen bir toplumda artık yaşaya-yaşaya tecrübe ediniyorsun sorunları güzellikle değil,kararlılıkla söke-söke halledebileceğini.
Tenekeden tenekeye fark oluyormuş peyniri mayalayanların aynı kıvamı tutturamamasından.
Bunun sorumlusu kıt-kanaat geçinen,sabahları bir dilimlik peynir keyfi olan tüketici mi olmalı peki?Vatandaşa hizmet verenler keselerini standartsız bir kazançla dolduramaz,mütevaziliği enayiliğe dönüştürerek duyarsız bir toplum yaratamaz.
Herkes birbirinin borusunu çalıyorsa ben de kendi borumu öttürmesini bilirim.Eğer benim her türlü kaybımdan başka,o anki moral bozukluğumun telafisi yoksa,toleranslı olamam.Hayatım boyunca en küçük haksızlığa karşı tepkisiz olamadım,olamayacağım,olamam da.Çünkü ben kendime o kadar inanıyor,o kadar kendimle barışığım ki,kapitalist sisteme karşı kendimi korumakla yükümlüyüm yapıma uygun yaşayabilmek için.Kendimle bu kadar barışıkken,hiçbir unsurun hayata küsmeme sebep olmasına izin veremem.Hele onların üzülüp-kırılacağı veya bireysel olmamın saygısızlık olarak adlandırılması hiç umrumda bile olmamalı manevi duyguların birilerinin üzerinden tatmin edildiği bir kültürde.İkiyüzlülüğün saygı olarak içselleştirildiği kültürde,benim şeffaflığım bana ölümüne zarar verse de,çoğunluğa çuvaldız gibi batsa da kendim olmaktan asla taviz veremem yapıma ters düşemeyeceğim için.Çünkü benim psikolojik dengem,kendimle barışık olduğum iç huzurum üzerine kurulduğundan,kendimle çatışmamın hasarı,toplumsallıkla çatışmaktan çok daha ağır olacaktır.Tek başına sistemle çatışmak çok yıpratıcı ama başımı yastığa büyük bir zafer mutluluğu ve iç huzuruyla koyabilmenin lüksünü hiçbir gelip-geçici toplumsal tatmine değişmem.
Siz hiç aldığınız giyim eşyalarını kullandıktan sonra kısa sürede yıpranmasından dolayı değiştirdiniz mi?Ben formamın çabuk pamuklanmasından,ayakkabımı giyip çabuk yıpranmasına,kot pantolonumu paçalarını kesip yıkadıktan sonra yan dikiş çizgilerinin orantısız olmasından,tişörtlerin,kazakların kollarının uzunluğunun veya genişiliğinin birbiriyle eşit olmamasına veya giyiminin rahat olmamasından,alırken ki renk psikolojimin alış-veriş yerindeki etkenlerden dolayı yanılmasına kadar v.s sebebplerden dolayı değiştirdim.Kapalı da olsa bir müzik veya film CD’si çizik çıkamaz,dergiler baskı hatalı olamaz veya satıcı aldığım dergileri poşete katlayarak koyamaz.Ekmek alırken eline poşet giyen bir satıcı kültürel ürünlere karşı da dikkatli olmak zorundadır.Bedelini ödediysem o benim malımdır artık ve ona kişisel yapısına uygun davranamaz artık kimse.Bilmiyorlarsa öğrensinler,öğrenmiyorlarsa öğretmeliyiz.Yoksa siz de mi onlardansınız da bu kadar duyarsızsınız?
İtiraz edilmedimi bu mükemmelliyetçiliğime?Tabi ki edildi ama haklılığın konusunda kararlıysan yapabilecekleri hiçbir şey yok.Bağırıp-çağırıp deli olmamam işten bile olamaz.
Ücretsiz servis hizmeti veren AVM’lerin etiket ve kasadaki fiyat farklılığından dolayı,servislerini kaçırdığım zaman yol paramı almasını bilenlerdenim.Hatta kararlığımdan dolayı rezil olmamak için yaptığım alış verişlerin parasının iade edilip ödüllendirilenlerdenim.Müşteri çekmek için oluşturulan bir sistemin adaletsizliğinden dolayı hatalarını telafi ettirenlerdenim.Mesai saati içinde yapılacak bir işi ihmal ettikleri için akşam mesai saati dışında devlet kurumuna iş yaptırtanlardanım.Kendi hatalarından dolayı,hatayı telafi ettirmenin saati yoktur benim için.Kişilerin veya kurumların seviyesi de önemli değildir.O anda bir hata varsa düzeltilmeli ve tazminatı ödenmelidir.
Bu benim takıntılılığım değil,standartsızlığa,duyarsızlığa,haksızlıklara karşı mükemmeliyetçilik adına,belki düzeltebilirim umuduyla bir tepkisellik.
Bizim bir tanecik hayatımız var ve,ne zaman kaybetme,ne de ayrımcılığa uğrama lüksüne sahibiz.Eğer ayrımcılıktan şikayetimiz varsa önce kendimize bakmamız gerekiyor ben haksızlık yapıyorumda mı başkalarına karşı taviz veriyorum veya benim korkaklığım bana haksızlık yapanlara cesaret veriyorda mı başıma geliyor bu olumsuzluklar diye.Yoksa bahaneler yaratıp kendinizi teselli etmeye mi çalışıyorsunuz,yapılanları yapanların yanına kar bırakarak.Bu ayrımcılık bir defaya mahsus olsa boş verilebilir ama sıradanlaşıp alışılmışsa,kendi geleceğinizden öte gelecek bir yaşam biçiminin psikopatça şekillenmesine nasıl izin verebilir ki?
Siz günü kurtarma derdinde olan korkak bencillerden misiniz yoksa?
Bugünün yarını olduğunu nasıl görmezden gelebiliriz ki?
Ama biz ne yapıyoruz,ses tonunun bile psikolojik ayrımcılık sayıldığı bir dünyada cinayete kurban gitmeyi bile normalleştirebiliyoruz sistemin ötekileştirmesinden dolayı.
Sahi siz kendinize standart bir yaşama hakkını layık bulmuyor musunuz?Sessiz kalarak,korkularınıza gark olarak belanın üzerinize üzerinize geldiğini hala göremiyor musunuz?Bir sorun varsa eğer bunda sebebiyet verme kaynağı olarak kendimizde de hata ararsak,çözüme daha çabuk ulaşılabileceğine inanıyorum.Sessiz kalmayarak haklarımızı elde edip insanca yaşama konusunda bir şansımız olabilir ama susarak umudumuz bile olmaz.
Heteroseksizm öyle kurgulanmış ki,mutlaka varoluşu için kurban yaratacaktır.Neden o kurban ben olayım,neden kurbanlar olmak zorunda veya neden heteroseksizm gibi egemen sistem olmak zorunda.
Korkarak,haklarımdan taviz vererek egemen sisteme katkı sağlamaya hiç niyetim olmadı,olamaz da.
Heteroseksizmin hiçbir biriminin çıkarsız adil olacağına inancım kalmadığı için,hakların da verilmeyip sadece ve sadece alınacağına inanıyorum.Kalitesiz peynir konusunda taviz veren,eşcinselliği konusunda ayrımcılığa maruz kalmaya da sessiz kalabilir.Eşcinselliği konusunda sessiz kalansa başkalarının da ötekileştirilme konusunda duyarsızlaşabilir.
Eşcinsel olmak çok zor gerçekten.Herkesin her şeye karşı bir süre sonra vicdani olarak duyarlılığı ve ayrımcılığının bittiği anlar olabilir.Ama sevme hakkı bile verilmeyen eşcinsellik heteroseksizmin en büyük defosu olduğuna şartlanıldığı için,daha bir öfekenin,kinin,nefretin kurbanı olduğundan,eşcinselliğin can derdinde olduğu hiç kimsenin umrunda olmayacaktır.Ha şimdi,belki bundan sonra diye birilerinden hakkı boş verin,iyi niyet beklersek,bu aptallıktan başka bir şey olamaz.
Kimden neyi bekliyor ki eşcinseller.Yaşama hakkı eşcinsellerin de hakkıdır ve kendi ellerindedir.Birilerinin verme hakkı diye bir şey olamaz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder